<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061</id><updated>2012-02-22T14:34:10.351+02:00</updated><category term='ruj'/><category term='pabuçtur'/><category term='kadın her yerde kadın'/><category term='sosyomat'/><category term='fincan'/><category term='şükür'/><category term='mim'/><category term='götümü yiyin'/><category term='kobay'/><category term='küfür'/><category term='pekmez'/><category term='orospu'/><category term='ne lan?'/><category term='çekirdek aile'/><category term='bebe'/><category term='bülent ortaçgil'/><category term='kahve'/><category term='reçel'/><category term='tülbent'/><category term='2 pipili'/><category term='tatil kazan'/><category term='ergen günler'/><category term='etektir'/><category term='Sinan Akçil derim.'/><category term='böh'/><category term='öpüşmeli'/><category term='serdar ortaç'/><category term='tiramisuu'/><category term='annelik'/><category term='3 kollu'/><category term='ince uçlu kalem'/><category term='çingene'/><category term='zeytin'/><category term='o elini bi indir'/><category term='peynir yapmak istiyorum'/><category term='tıp'/><category term='ayten akman'/><category term='Remzi'/><category term='doktor'/><category term='çocuk'/><category term='kadın dediğin memeli olur'/><category term='AVM'/><category term='göt müdür'/><category term='gitar falan'/><category term='necati ve duvar'/><category term='evlilik programı katılım formu değil'/><category term='Ebru Şallıyla Pilates'/><category term='ecdadınızı sikeyim'/><category term='param yok henüz'/><category term='ölsem sitem ederim ağzınızı burnunuzu kırarım'/><category term='ses bir ki'/><category term='parfüm'/><category term='seni baba gibi seviyorum'/><category term='cemile ali carolin falan'/><category term='necati'/><category term='küçüktük tabi'/><category term='30 yaş'/><category term='eyşan'/><category term='şirince'/><category term='ve bilumum kötü sözler falan'/><category term='ego'/><category term='deneme'/><category term='şom ağızlı'/><category term='sabun'/><category term='bütün götler müdür'/><category term='gülmek'/><category term='içgüdü'/><category term='öpün de geçsin'/><category term='nasıl Ajda Pekkan oldum'/><category term='müdürler göt'/><category term='diş'/><category term='evlilik'/><category term='Serdar Ortaç mı'/><category term='duvar ve necati'/><category term='öykü'/><category term='ergen'/><category term='seda sayan'/><category term='bunun gibi şeyler'/><category term='hiç kaka yapmayan'/><category term='bir nevi evlenme teklifi'/><category term='Rusya'/><category term='bu adam başka bi bok bilmiyor'/><category term='yanımdakilerin hepsi orospu de'/><category term='ezel'/><category term='kel okşamak'/><category term='çikolata'/><category term='terketmek'/><category term='verilemeyen randevu falan filan'/><category term='nuran abla falan'/><category term='Müslüm Gürses mi desen'/><category term='beni sev'/><category term='ağzımı bozdurmayın'/><title type='text'>öpeyim de geçsin</title><subtitle type='html'>öp</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>46</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-831721933670934599</id><published>2012-02-02T11:13:00.002+02:00</published><updated>2012-02-12T11:40:31.686+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bülent ortaçgil'/><title type='text'>Arada Bir</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object class="BLOGGER-youtube-video" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0" data-thumbnail-src="http://0.gvt0.com/vi/2R7SDkO0n4A/0.jpg" height="266" width="320"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/2R7SDkO0n4A&amp;fs=1&amp;source=uds" /&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF" /&gt;&lt;embed width="320" height="266"  src="http://www.youtube.com/v/2R7SDkO0n4A&amp;fs=1&amp;source=uds" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, içimde bu şarkı var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü, İzmir'e kar yağıyor, bu şarkının dillenmesi için yeterli bi sebep. Ben seviyorum, bu da geçerli bi sebep. Alsancak'tayım, söylenmeye devam ediyor bu kitapsız herif. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buranın insanları bi garip. Karla karışık kahkaha atıyorlar mesela, tuhaf. Sanki, birileri beni ensemden tutup buraya fırlatmış "sevsen de, sevmesen de burada yaşayacaksın. Belki bi'gün bi el sallarsan alırız seni buradan, ama zamanı var" demiş gibi. Ben gık diyememişim gibi. Buradayım. "Sen olsaydın her şey farklı olurdu sanki, hı?" dediğim yerde. Bu adam içimde susuyor gibi oluyor bi ara, diyor ki; "hayat öpüştüğünüz gibi değilmiş, dert etme".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Etmem" diyorum sadece. Bazen, kabullenmek lazım gelir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-831721933670934599?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/831721933670934599/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2012/02/arada-bir.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/831721933670934599'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/831721933670934599'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2012/02/arada-bir.html' title='Arada Bir'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-4951949603621632660</id><published>2012-01-03T19:09:00.000+02:00</published><updated>2012-01-03T19:09:01.934+02:00</updated><title type='text'>Bu Havalar</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="" name="5693530333513441298"&gt;&lt;/a&gt;  &lt;/span&gt;&lt;div class="post-header"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;  İnsanın hafızasından silinmeyen görüntüler vardır hani. Bu bir söz bile olabilir. Çünkü fena bi bakışla söylenen sözler unutulmaz kimi zaman. Size oldu  mu bilmem ama fazlaca var o karelerden zihnimde. Karman çorman bir sürü  görüntü, alayına cümleler. Hani, düşünmek istemiyorum desem nafile, gördüğüm en  ufak bi'şey hatırlatabiliyor.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tek bir kare düşen önüme.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Bunaltan sıcak bir hava, elimde su şisesi, ki sonradan lazım olacağını  hiç düşünemedim. Her zamanki yerde buluşmak istedim ben, ama o evime  yakın bi yerde bi parkta beklememi söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bi süprizi vardı belki. Belki elinde çiçekle yürümek istemiyordu yine,  hemen tutuşturmak istedi elime ' al sen tut, heh şimdi gidelim'  diyecekti belki de. Çiçek mi istedim ben acaba laf arasında? Hiç  hatırlamıyorum. Hastaydı belki de, yürüyecek hali yoktu. Evine gidip  çorba yapsaydım keşke. Ya da evine gidip alsaydım, yalnız yürümeseydi.  Ya bayılırsa sokakta, ilaçlarını aldı mı acaba? Hava da sıcak, umarım  güneş dokunmaz ona.. 'Çişini yaptı mı acaba evden çıkarken' bi tek bunu  düşünmüyorum onunla ilgili. Düşünüyorsam da itiraf etmem zaten. Şaka  yaptım ederim. Mesaj atayım da, kitaplarımı unutmasın. Okudu mu ki acaba?  Bitirmesiyse kızar şimdi 'ne kıymetli malın var, bitireyim vericem  işte' der. Vakit geçiyor, gelmedi. Kesin bi'şey oldu. Trafiğe  takılmış olabilemez çünkü, pantolununu ütülüyor olamaz. Hemen neden kötü  düşünüyorum ki ben!"&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="" name="more"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O arada, ben bunlarla ve daha nice sorularımla kendimi yerken, bi kare  geliyor gözümün önüne. Silkeleniyorum, sanki dün gibi. 3 yıl olmuş. 3  yıldır katlanıyoruz birbirimize.' Katlanmak da ne, ben seviyorum, seni  bilmem' deyişini hatırlıyorum. Hastanede yatıyor, başından hiç  ayrılmıyorum. Ailesi yanında yok, yalnız kalmamalı. Arkadaşları  ziyaretine geliyor, ben japon imparatoru gibi kurulmuşum odaya, hep  ordayım. Arkadaşlarının benimle ' eheheh o burnu havada kadın gitti,  hasta bakıcı mı geldi ehi' diye dalga geçmesine bile&amp;nbsp; göz  yumuyorum. 'Hasta bakıcı ne demek lan göt' diye çıkışacağımı  bildiklerinden tepkime şaşırıyorlar. Haklılar da. Yaşamayan gerçekten  bilemez, ki o lanet hastaneler insanın içine vicdanı zorla tepiyor. Kat  be kat vicdanla, iyimserlik, yorgunluk ve daha bir sürü şeyle hastane  odasında 2 ay kalmak beter bi'şey. Sürekli iyi olmak zorundasınızdır,  üzülmek gibi lüksünüz yok, zira zaten hastanız var, ve zaten yolunda  gitmiyor bi'şeyler. İşte benim o bi'şeyleri sorgulamam için çokça  zamanım vardı.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeği görmekten ziyade, sırtımı döndüm olan biten ne varsa. İyi mi yaptım bilmiyorum. O iyi olsundu, gerisi mühim değildi. O mutlu olsundu, sorunların amına bile koyardım. Önüm  arkam sağım solum o! O günlerde fark ettim şimdilerde bana garip gelen  duyguyu.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu da ayrı bi sorun olur çıkar zaten. Neden ayrıldıktan sonra zamanında  üzüldüğün şeyler komik gelir ki di mi? Yok öyle bi'şey. Eşşek gibi de  koyuyor. Hayvan gibi de acısını hissediyorsun! 'Bak ayrıldık, arkama  bile bakmadım, kılım kıpırmadı ya, siktirdi gitti, ohh rahatladım'  diyen de yalan söylüyordur&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; muhtemelen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyurken onu izliyorum. Artık ne görüyorsa rüyasında salyası akıyor,  kalkıp siliyorum elimle, sonra yalıyorum onu. Dişlerini günlerdir  fırçalamadı, dudakların öpüyorum, ağzının kokusu midemi bulandırmıyor,  defalarca öpüyorum onu uykusunda. Alıp içime sokmak istiyorum onu, o  kadar tatlı geliyor ki gözüme, hastaymış, hali yokmuş, ona bağlanan  hortumumsu şeylermiş, hiç bir şeyin önemi yok. Göbeğine yatıp oynamak  istiyorum onunla. Bacaklarındaki kılları çekip acıyla beraber  kahkahalara boğmak istiyorum onu. Saatlerce gözümü ayırmadan izledim,  ölebileceğini de hesaba katarak canımı acıtmaya çalışmaktan çok, beraber  geçirdiğimiz günleri düşünerek huzur buluyorum.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve evet, onu kötü emellerime alet ediyorum. O farkında bile değil. O  uykusundayken ben sevişiyorum onunla, pis kokusuyla, kokan ağzıyla,  terli vücuduyla. Ruhu duymuyor. Tam da o anlara denk gelir bi'şeyi fark  etmem. Onu annesi gibi seviyormuşum ben. Annelik duygusu nedir, nasıl  bir şeydir bilmeden, tatmadan hissediyorum bunu. Vefalı, içten, saran,  korkmayan, tiksinmeyen, koruyan, yeri geldiğinde özgür bırakan. Annelik  böyle bişeymiş..miş..miş.!&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gecikti. Yerdeki taşlardan toplayıp, beştaş  oynayayım bari o gelene kadar. Çimlerin üstünde bağdaş kurup, elimdeki  dergiyi bırakıyorum, üstüne taşları fırlatıyorum. Tek başıma oynamak hiç  zevkli değil. Yandığım zaman ' hayır yanmadım ki ben, elim acıdı taşı  tutarken' diye mızmızlanacağım kimse yok yanımda. O gelsin, beraber  oynarız madem. T şeklinde uzanıyorum çimlere,&amp;nbsp; hem güneş hiç rahatsız etmiyor  beni.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belli belirsiz bi surat görüyorum bana yukardan bakan, güneş vuruyor  seçemiyorum suratını. Ama güneş güzel. Onu görünce mutlu oluyorum. Hemen elimden tutup  kaldırıyor beni. 'Sadece konuşup gidiceğim' diyor.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece konuşup gidicekmiş!&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyninizin acıdığını hissettiniz mi hiç? Seksen sekiz tane iğneyi aynı  anda beynime batırıp çekiyorlar sanki. Birileri benimle dalga geçiyor  ama böyle şaka da olmaz. Gururu sikeyim, hiç bozuntuya vermiyorum,  olduğum yerde doğrulup "tabi konuşalım" diyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"Biz değil. Ben konuşacağım".&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haassiktir! Hataya bak. Sen kimsin ki biz diyorsun? Biz kim bi kere? &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben bi son vermemiz gerektiğini düşünüyorum bu oyuna. Oyun gibi bi'şey  çünkü bu. Ben çocuğum, sen de annem! Sıkıldım ben. İlişkinin gidişattını  pek hayırlı bulmuyorum açıkcası. Kafayı da yemek üzereyim. Beynim bana  oyun oynuyor sanki. Seni o kadar seviyorum ki, yapamayacağım hiçbir şey  yok senin için. Ama olmuyor, yapamıyorum. Bir başkasını içime sindiremem,  sevemem, ama seninle de olmuyor. Beni rahat bırak desem bu rahatlık bana  batacak biliyorum. Benimle ilgilen desem bu ilgiden boğulucağım. Ben ne  yapmam gerektiğini kestiremiyorum. Bildiğim tek bişey var, o da artık  seni hayatımda istemediğim. Uzatmayalım! 3 yılı  çöpe atamam. Ama ikinci bir anneyi de istemiyorum hayatımda. Böyle daha  mutlu olacağım inan bana!"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyebileceğim cümlelerin hepsini yutuyorum. Güümm diye bi'şey düşüyor  aklıma; hastane günleri. 'Çocuğum gibi' diye hissettiğim dakikalar. Ve  bu hislerin bana cevabı. Ama buna rağmen acıyan bi yerim yok.  Oyunsuz bi adamdı çünkü.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkla dolu bir ömür geçirilebileceğine inanmadım hiç. Hem bi  ömre öyle çok aşk da sığmazdı. Bunları düşünmenin acemilik olduğunu  anladığımda, yanımda kimseyi göremedim haliyle. Şimdi; yanımda olmasına gerek yok, boynuma sakallarını  batırmasına da gerek yok öpüşünü hissedebilmem için. Nerde okudum, ben  mi uydurdum hatırlamıyorum, bi söz vardı; "şimdi, dünyanın öbür ucunda  noel babaya inanan çocuklar kadar mutluyum, ama bencil değilim" gibi bi'şeydi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Onu mutlu edebileceğin tek şey gitmekse gidersin. Bazen. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-4951949603621632660?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/4951949603621632660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2012/01/bu-havalar.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/4951949603621632660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/4951949603621632660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2012/01/bu-havalar.html' title='Bu Havalar'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-3210145060503132241</id><published>2011-12-03T18:46:00.000+02:00</published><updated>2011-12-03T18:46:31.352+02:00</updated><title type='text'>Ne Başlığı? Yürü Git!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;object width="320" height="266" class="BLOG_video_class" id="BLOG_video-28582910fd75f383" classid="clsid:D27CDB6E-AE6D-11cf-96B8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/get_player"&gt;&lt;param name="bgcolor" value="#FFFFFF"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true"&gt;&lt;param name="flashvars" value="flvurl=http://v22.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D28582910fd75f383%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1332150725%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D6F2DC6793C3530624F9F276E5C59DA9FC9F441AE.B68CBE1311E84C6D7A54EE63BC3FFC0D3A460DF%26key%3Dck1&amp;amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D28582910fd75f383%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D1cUWu48QxlujZUrgMa1SL09ibf0&amp;amp;autoplay=0&amp;amp;ps=blogger"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/get_player" type="application/x-shockwave-flash"width="320" height="266" bgcolor="#FFFFFF"flashvars="flvurl=http://v22.nonxt1.googlevideo.com/videoplayback?id%3D28582910fd75f383%26itag%3D5%26app%3Dblogger%26ip%3D0.0.0.0%26ipbits%3D0%26expire%3D1332150725%26sparams%3Did,itag,ip,ipbits,expire%26signature%3D6F2DC6793C3530624F9F276E5C59DA9FC9F441AE.B68CBE1311E84C6D7A54EE63BC3FFC0D3A460DF%26key%3Dck1&amp;iurl=http://video.google.com/ThumbnailServer2?app%3Dblogger%26contentid%3D28582910fd75f383%26offsetms%3D5000%26itag%3Dw160%26sigh%3D1cUWu48QxlujZUrgMa1SL09ibf0&amp;autoplay=0&amp;ps=blogger"allowFullScreen="true" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Buraya böyle iki satır şiir yazsaydım iyi olurmuş da yazamıyorum. Siz varmış gibi düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Orda çatallı bi ses var hani, o ses de canını yediğim&amp;nbsp;&lt;span style="color: purple;"&gt; hippopotamus.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-3210145060503132241?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/3210145060503132241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/12/ne-baslg-yuru-git.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3210145060503132241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3210145060503132241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/12/ne-baslg-yuru-git.html' title='Ne Başlığı? Yürü Git!'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-3797627423903673523</id><published>2011-11-23T18:14:00.004+02:00</published><updated>2011-11-26T15:21:46.444+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pabuçtur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etektir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bunun gibi şeyler'/><title type='text'>Sandığım Gibi Değil</title><content type='html'>-Anne.&lt;br /&gt;-Hı?&lt;br /&gt;-Yanında oturan kıllı ve göbekli adam kim?&lt;br /&gt;-Baban.&lt;br /&gt;-Neden bu kadar kıllı? Kaşlarını mı tarıyor o?&lt;br /&gt;-Öyle doğmuş napsın?&lt;br /&gt;-Kınamayayım mı?&lt;br /&gt;-Sen de öyle olursun yoksa, kınama tabi sıpa.&lt;br /&gt;-E zaten o benim babamsa, ona çekeceğim bende.&lt;br /&gt;-Belki bana çeker, pamuk gibi olursun.&lt;br /&gt;-Nerdeymiş bugüne kadar?&lt;br /&gt;-Libya'da çalışıyordu ya, kaç kere söyledim!&lt;br /&gt;-Getire getire bana oyuncak tank mı getirmiş?&lt;br /&gt;-Bulamamıştır kızım, kendin sorsana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tıpış tıpış gittim yanına;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kocaaaa Libya'da tanktan başka bi'şey bulamadın mı getiricek baba?&lt;br /&gt;-Ruj getirdim, çıkmayan ruj. Bak alıyorsun bunu böyle yatarken sürüyorsun dudaklarına, rüyanda evleneceğin adamı görüyorsun, gel süreyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablamlara elbise getirmiş. Bana tank! Pipim yok ki benim tankla oynayayım. Kumandası da var, ama ben kız çocuğuyum. Doktor, erkek doğacağımı söylemiş önce, bu sebeple tank almış sanırım. Ya da başka bir sebepten, bilemem. Bilmeyi isterdim miydim, orası ayrı bi muamma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ablamın elbisesini üstüme geçiriyorum, ayak bileklerime geliyor boyu. Sonra beni elimden tutup dışarı çıkarıyor, meğer parka götürecekmiş. Ama elbise çok uzun, yürüyemiyorum bile. Rotamızı değiştirip doğru bankaya gidiyoruz. Kıllı adam bi cüzdan uzatıyor bir kadına, kadın bir sürü para veriyor. Demek ki cüzdan uzatınca para veriyorlar. Ben hemen elimde sıkı sıkı tuttuğum minik, fermuarlı cüzdanımı uzatıyorum o kadına. Suratıma öyle bir bakıyor ki, korkuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o bakışı, yıllar sonra patronumda görmüştüm bi de. O bakışa aşina olduğumdan mıdır nedir, gülmüştüm. Öyle bakan insanların hayatta hep bir şeyi eksikmiş gibi gelir hala.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bankadan sonra bana kesin elbise alacak diye düşünmüştüm. O kadın kıllı adama tomarla para vermişti çünkü, ne yapacaktı o parayı? En küçük kızına çok güzel elbiseler alacaktı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tekrar parka geri dönelim ufaklık.&lt;br /&gt;-Sen de kıllısın.&lt;br /&gt;-Senin ufak olduğun gerçeğini değiştirmiyor bu.&lt;br /&gt;-Kıllı mı olacağım senin gibi?&lt;br /&gt;-Hayır, pamuk gibi olacaksın, çok güzel bi kız olacaksın büyüyünce.&lt;br /&gt;-Biliyorum.&lt;br /&gt;-Şımarık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Park bankanın hemen karşısında. Yürüdüğümüz o altı, yedi adımlık yolda elbiseme sahip çıkmaya çalışıyorum ama nafile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salıncağa binen çocukların ve kaydıraktan kayan çocukların başında hep anne babası duruyor, düşmesinler diye çocuklarını tutuyorlar. Benim yanımda kıllı adam yok. Koşuyorum sağa sola belki görürüm diye. Hemen beni bırakıp gitmiş olamaz diye düşünüyorum. Koşarken, ayağım sendeliyor ve düşüp kaşımı patlatıyorum. Kan gözümün üstünden akıyor, kıllı adam hala yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlıyorum, kıllı adam yok. Yere oturuyorum koca parkın ortasında, kan önüme damlıyor. Herkes etrafıma toplanıyor, bakıyorum kıllı hala yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk defa kıllıyı arıyor gözlerim. Zaten ilk görüşümdü onu, öncesi yoktu. Sonrası her daim olacaktı. Etrafıma bakarken, kıllı adamı görüyorum, çok uzakta ama. Saklanmıış!&lt;br /&gt;Kıllı adam oyun istiyor sanki. Kıllı adam bana süpriz mi yapıcak? Elbisemi almış olmalı. Zaten bu uzun elbise de kan olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koşarak yanına gidiyorum, elbisem ayağıma dolaşıyor. Boyumdan büyük elbise. Ve boyumdan büyük bi sahne. Sonrasında boyumdan büyük laflar. Bu ben miyim?Yanında bir kadın var, yemek yiyorlar. Beni o halde görünce, ne yapıcağını şaşırıyor, endişeleniyor ama bunu belli de ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıllının yanında oturan kadın yavaş yavaş kalkıyor ordan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kadın tabağını bitirmedi ki.&lt;br /&gt;-Doymuştur, diyor peçeteyle kaşımı silerken.&lt;br /&gt;-Ben yiyeyim, açım zaten.&lt;br /&gt;-Başkasının çatalı kullanılmaz.&lt;br /&gt;-Ama sen kendi çatalınla yediriyordun ona.&lt;br /&gt;-Büyüklere bi'şey olmaz.&lt;br /&gt;-Sen neden beni bırakıp buraya geldin ki hem? Anneme söyli'cem.&lt;br /&gt;-Aramızda sır kalıcak bu, tamam mı?&lt;br /&gt;-Anneme söylicem, kaşım patladı, kıllı da başka bi kadınla yemek yiyordu diye anlatıcam.&lt;br /&gt;-Sana elbise almaya gidicez şimdi, diyor gülümseyerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gülümseme normal değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hii! Tamam o zaman. Kısa olsun elbise, bi'de fırfırlı olsun tamam mı?&lt;br /&gt;-Söz. Sen de söz ver. Annene bi'şey söylemek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kararsızlığım sanırım o günlerden kalma. Kadının yerine oturup düşünmüştüm epey bi zaman.&lt;br /&gt;Anneme söylemeliyim. Bana tank getirmeseydi şu an elbise diye tutturmak zorunda kalmayacaktım ve anneme doğruyu söyleyebilecektim. Ne yapsam?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz alınmayan elbisenin bana çok yakışacağını düşünüyorum. Ağır basan duygu o sadece; yeni bir elbise.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hadi gidelim, elbise alalım bana, en fırfırlı olanından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elbisemin bana nasıl yakıştığını anlatamam, uzaktan kumandalı tankımla birlikte yeni elbisemin de havasını atacağım mahallede. Eve dönerken kulağımı çekiyor kıllı adam, sabrını mı ne zorlamışım! Bir çocuğun sevinci kursağında kalınca küsüp öteye gitmez, o küçük tırnaklarını daha da çıkarıp efelenir. En azından ben öyle bi çocuktum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Annene bi'şey söylemek yok, söz verdin. Eğer sözünden cayarsan, elbiseni keserim, seni de kulaklarından tavana asarım.&lt;br /&gt;-Tamam ya, git! Bıraksana kulağımı! Pis kıllı, domuz. Kokuyosun sen zaten! Kıllısın da! Zaten annem hissedecek görürsün! Bırak kulağımı bee! Hepsini anlatacağım anneme, görürsün sen bak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Anne, kıllıyı Libya'ya geri gönder, kokuyo bu. Kocan mı bu senin geçekten?&lt;br /&gt;-Kızım nasıl konusuyosun?&lt;br /&gt;-Kıllı kulağımı çekti, beni tek başıma bıraktı, kaşım patladı, yanında da kadın vardı.&lt;br /&gt;-Hangi kadın?&lt;br /&gt;-Söylemicem onu! Söylersem elbisemi kesecek yoksa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem irdelemedi hiçbir şeyi. Belki gururundan, belki bizi düşündüğünden, belki de gidecek bir yeri olmadığından. Tek bir gün bile sormadı ne bana, ne de kıllıya "kimdi o" diye! O zaman onu gerektiriyordu belki de. Şu zamansa değişen bi'şey yine yok! Tank hala, geldiği gün olduğu gibi kutusunda duruyor, elbiseler desen kimbilir hangi güve'ye kısmet oldu. . Kıllı hala kıllı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneme göre hayatta hiç yokuş yok, yollar hep düz. Her şey aşılabilir onun için.&lt;br /&gt;Şimdi; kıllıya ne zaman onu sevdiğimi söylesem "neden" diye sorar hep. Hadise orda tıkanıyordu; "Neden?" Beni neden seviyorsun diye sormadım kimseye, akla yakın bir açıklama beklemedim hiç. "Gidersen eğer..." diye bir cümle de kurmadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbi kırık bir kadın tarafından büyütülmek demek, merhametin anne, vicdanın baba olduğunu bilmek demekti benim için. Bu yüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Salak mıydım? Ziyadesiyle.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-3797627423903673523?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/3797627423903673523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/11/sandgm-gibi-degil_23.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3797627423903673523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3797627423903673523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/11/sandgm-gibi-degil_23.html' title='Sandığım Gibi Değil'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-165884421490997516</id><published>2011-11-13T16:48:00.000+02:00</published><updated>2011-11-13T16:48:34.930+02:00</updated><title type='text'>Mesela.</title><content type='html'>Bazen, içinden çıkamadığım cümleler oluyor yalan değil. Alıp onları kapının önüne koyuyorum, belki adam olup öyle geri gelirler bana diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annelerin çocuklarına ceza verme şekli de bu değil miydi?&lt;br /&gt;"Aç dur bakalım sen, tıpış tıpış gelip bu yemeği yiyeceksin!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sandım ki akıllanıp geri gelir o cümleler. Yok, gelmediler. Bu bloğa gitmişler. İyi ki de gitmişler. Bak, nasıl güzel yazmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://naneolasimvar.blogspot.com/2011/10/cunku-bazen-boyle-olurmustu.html"&gt;http://naneolasimvar.blogspot.com/2011/10/cunku-bazen-boyle-olurmustu.html&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-165884421490997516?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/165884421490997516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/11/mesela.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/165884421490997516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/165884421490997516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/11/mesela.html' title='Mesela.'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-2679399911137418151</id><published>2011-10-13T10:54:00.001+03:00</published><updated>2011-11-13T21:34:13.153+02:00</updated><title type='text'>Olan Oluyor Necati</title><content type='html'>Merhaba Necati;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğim bi grubun konserine gitmek istedim. Meğer sende dinliyormuşsun o grubu. Şarkılar bizi bi mekana, zamana, bi otel odasına götürebilir Necati ama seni bana geri getirebileceğini hiç düşünmemiştim. Aynı şarkıları seviyor olduğumuzu görünce ürkmedim değil. Öyle ya, biz farklı insanlar olduğumuz için ayrılmamış mıydık? Geçenlerde yine bir sürü insanın ortasına düşmüş bulundum, tanıdığım ve tanımadığım bir sürü insan. Muhtemelen olmak istemediğim bir masa ve görmek istemediğim insanlardı) Adamın biri çıkıp durduk yerde gülmez mi? Gülünce dudaklarının kenarı kırışmaz mı? Kırışıyor Necati! Adama "hayırdır kardeşim, ne gülüyorsun?" diye hesap bile soramadım. Bi yanım törpüleniyor mu ne! Sanırım artık kibar bi kadın oluyorum. Senden kaç tane var bilmiyorum, bilsem de elim kolum kalkmaz hem. Hepsini mi saldın üstüme Necati? Allahsız herif, ben sana böyle mi yaptım? Düşünsene kocaman gözlü kadınların üstüne üstüne geldiğini! Düşündün mü? Tamam geri çekil, bu bile yetmiştir sana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğim tek bir şey var, seni az biraz daha unutabilmek için o insanlara katlanmak zorundayım. Onlar benimle mutlu ama. Tıpkı, senin de bi zamanlar göğsüne elinle vurup; "hep burda dursana sen? Ya da ben burada durayım, bu boyun 9 saat yoldan benim için geldi. Bu dudaklar mesela kimbilir kaç saat hiç birşey konuşmadan geldi, öpim bi? Bak bu memeler de özlemişt.." dediğin gibi. Devamını getiremem Necati. İnsanlar her şeyimizi bilsin istemem. Lakin, nasıl mutlu olduğunu anlatabilecek bir cümle yok. Gülümseyerek uykuya dalan suratın var bi tek. Onu da bir tek ben biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanmazlar Necati. Bilmezler. Bilseler yandan yandan gülerler.&lt;br /&gt;Yavşak bunlar bakma sen onlara. Ama işte talihsizlik, benim seni şakacıktan terk edip geri dönmelerim, sonra bi gün senin bunu iyice ciddiye alman, sonrasında pişman bi kadının söyledikleri, senin affeden tarafının vefat etmesi derken bi baktım biz resmen ayrılmışız lan Necati!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ben bugün sana kızgınım, bu sebeple seni terk edeceğim. Hep böyle oluyor ilişkilerde çünkü. Yarın da sana geri döneceğim tamam mı? Onlar böyle yapmıyor ama ben seni çok sevdiğim için geri döneceğim. Canım Necati. Döndüğümde beni daha çok sev" diyip gitmek beni keyiflendiriyordu. Ama geri dönecek olduğumu bilmen beni daha da keyiflendiriyordu. Ertesi gün gönlümü alıyor oluşunun yerini ne ile doldururum, bilmiyorum. Bilsem yine de bir şey yapamam. Sen bana bakma Necati. Ya da bak. Çünkü ben güzel bi kadın olmamakla birlikte senin sevdiğin kadınım. Bu mühim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mühimdi.&lt;br /&gt;Ben yine döndüm, ama sen yoksun Necati!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olan oluyor Necati'ciğim, insanlar ayrılıyor. Yara gibi kalıveriyor o adı lazım olmayan şey. Bak yine aynı şeyi yaptım, oraya bir kelime bulamayınca kıvırdım. "Adı lazım değil" dedim. Sen, o boşlukları doldurmak için vardın. Kendiliğinden var olmuştun üstelik, yalan mı? Ama döndüğümde bıraktığım yerde olmadığından kimseye soramadım. Boşlukları her adam dolduramaz Necati. Doldursa bile kimse senin gibi yapamaz. Çünkü bir açığı kapatmak konusunda nasıl usta olduğunu hepimiz biliyoruz. Çaktırmadan, öyle tatlı yapardın ki bunu, o kadar tatlı olduğun için kızardım sana. İnsan biraz azarlar, saçımı çeker. Yok! Resmen okşayarak, "o öyle değil, böyle olur, şöyle denir, doğrusu budur" diye anlatırdın, insanın hata üstüne hata yapası geliverirdi. Burada tek suçlu dilin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendeledim Necati.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönebilirdin. Pişman bir kadını tutup silkeleyebilirdin. Dönme diye ustaca ördüğüm cümlelerin üstünden atlayacak kadar uzun bacaklara sahiptin oysa. Bacak demişken, benden güzel bacakların vardı Necati.&lt;br /&gt;Gerçek olamayacak ne varsa hepsi sende toplanmış, bana hiç birşey kalmamış. Kalsaydı gitmezdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnadını sikeyim Necati.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Galiba son konuşmamızdı. "Olan oluyor, önüne geçemiyorsun" dedin.&lt;br /&gt;Özlemekten bahsettim, kanmadın. "Tatil&amp;lt;3 " dedim, kanmadın. Seni affettiğim günleri hatırlattım, "devir bencillik devri değil, napıyorsun sen?" diyip çemkirdim, sadece "haklısın" dedin. Ben hak istemedim ki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum geçecek Necati, havaya girme. O günlerde zorlanırsam eğer yanımda olacağını da biliyorum. Belli mi olur, henüz söylemediğim konsere belki birlikte bile gidebiliriz İstanbul'da. Böyle de iyi insanlarız. Böyle de kalbimiz geniş. O kalbe bi ben girseydim iyiydi ama neyse, başa sarmayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni tek bir şey düşündürüyor Necati.&lt;br /&gt;Yaz sıcağında buz gibi olan ellerin, kışın da sıcacık ayakların. Bak her şey geçer, iyi dedin onu. Unuturuz Necati eyvallah. Ama ben o ellerle ayakları bir daha nah bulurum Necati! Sadece dokunduğunda gülme krizine girdiğim anları unutursam eksilirim. Dursun onlar burada, iyiyiz biz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diyorum ki, ellerin sana lazım olur ama ayaklarını kışın bana versen? Ellerini de yazın ödünç versen, ha Necati?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat, insanları niye ayırırmış biliyor musun? Ben de bilmiyorum Necati.&lt;br /&gt;Öyle zamanlar oluyor ki bunları düşündükçe gözlerim doluyor. Sonra "bi kevecik de gül ya!" demen geliyor gözümün önüne. O an her şey duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, sıcacık ayaklarını ve buz gibi ellerini düşünerek kendimi mutlu etmeye çalışırken garson gelip; "abla, türk kahvesi içer misin, yoksa yine sonra mı getiveyim?" demez mi? Demesin Necati. Gitsin o burdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse senin gibi konuşmasın. Çünkü seni özlemek resmen burnumun direğini sızlatıyor. Takdir edersin ki sızının amına bile koyarım, ama bu sızıya boynum kıldan ince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi böyle Necati. Ayaklar ve eller meselesini düşün, hayata ve bana bi kıyak yap. Kâfi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps: Artık sigara izmaritlerini de yere atmıyorum, gülme Necati!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-2679399911137418151?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/2679399911137418151/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/10/olan-oluyor-necati.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2679399911137418151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2679399911137418151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/10/olan-oluyor-necati.html' title='Olan Oluyor Necati'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-2387217617866653950</id><published>2011-09-14T12:15:00.001+03:00</published><updated>2011-09-14T12:15:48.110+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='duvar ve necati'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='necati'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='necati ve duvar'/><title type='text'>Necati</title><content type='html'>Aynen böyle anlattım ona da işte. İnansa gam yemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Desem ki belli belirsiz bir görüntüydü hayaldi der geçersin. Ama alenen gördüm diyorum! Bir süre durup bana baktı üstelik. Biliyor musun, hiç utanması da yok kitapsızın, adam olan gözlerini kaçırır. Yook! Durup izliyor mimiklerimi. Öyle de erkek! Hah! Yer miyim? Bir diktim burnumu tavana doğru. "Sen mi büyüksün, ben mi" bakışı attım en ukalasından. Pıtır pıtır kaçarken gördüm en son. Sonrası yok. Sonrası galiba kucağımda. Ya da uçakta kaldı. Söylemiş miydim hatırlamıyorum, uçağa bindiğimde beni bir gülme tutuyor, evlere şenlik. Bi kalkarken, bir de inerken oluyor. Kafamı gömüyorum kimse görmesin diye. Sanki dünyanın bütün yavşak gülümsemelerini bana hediye ediyorlar o an, benden mutlusu yok. Tevekkeli, uçmak beni böylesine gülümsetiyorsa, bulut olduğumu düşünemiyorum. Gökyüzünün orospusu olurdum heralde" dedim. Aslında bir çok şey demiştim. O, o vakit görüşemeyecek olmamızın hain planlarını yapıyordu belki. Bilemem. Bilsem zaten yazmam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Up" demiştim bir keresinde, "bir daha izleyelim mi?"&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O an ya sigara sarıyordum, ya da sigara sarıyordum. İkisi farklı şeyler. Nasıl olmasını istersem öyle oluyor. Hep giden birilerini görüyorum mesela. Oturduğum yerde sigara sarıyorken birileri gidiyorsa yerimden kalkamıyorum. Sanıyorum tütünün vermiş olduğu nemlikten kaynaklanıyor bu durum. Kalkarsam tütünüm kurur. Giderse ben de kururum gibi geliyor. Nemlik üstüme yapışmış, farkında değilim. Farkında olmadığım şeyler var demiş miydim? Yok zaten. İyi ki dememişim. Tütünüm kuru olsa bırakırım masaya, giderim &amp;nbsp;peşinden. "Hoop" derim! Duymaz ama olsun, vazife böyle bir şey. Alıştırmışsınızdır. Öyle bi gider ki o, görüşeceğimizden o kadar emin gider ki, çekinmeden "görüşürüz" bile der. Söylemeden önce bir kere düşünülmesi gereken bir şey varsa o da bu işte; "görüşürüz".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Görüşürüz". Nerde görüşeceğiz ki?&lt;br /&gt;"Görüşemedik gördün mü?" dedim ben giderken. Kimse yoktu. Bazen duvara konuşmak fenadır. "Duvarların dili olsa" çok manidar geliyor böyle zamanlarda. Gerçekten dili olsa, benim son söylediğimi ona söyleseler şahane olurdu, "görüşemedik bak. Herkes birbiriyle görüşse neler olur biliyor musun sen, aşk olur aşk! Görüşürmüşüz. Hafife aldığı lafa bak"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi ki duvarların dili yok. Olsa, mahallenin koca memeli dedikoducu kadınlarından farkı kalmazmış. Ama böyle de bir ağırlığı var bak; duvar! Yazarken bile titretiyor heybeti. Toslasan hayatın sikilir, duvar diyip geçiyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laf olsun diye söylenilen "hoşçakal" bile daha yakışıklı geliyor gözüme.&lt;br /&gt;Gözüm demişken, gözlerimin &amp;nbsp;seni aradığını söylemiş miydim? Söylemeliyim çünkü daha burnum var, dudaklarım var, kokun var daha ki inanmazsın cümleler orda tıkanıyor bazen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-2387217617866653950?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/2387217617866653950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/09/necati.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2387217617866653950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2387217617866653950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/09/necati.html' title='Necati'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-786373994934851642</id><published>2011-07-19T12:22:00.003+03:00</published><updated>2011-07-20T00:11:37.300+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sinan Akçil derim.'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Serdar Ortaç mı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müslüm Gürses mi desen'/><title type='text'>Böyle Bak</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Mühim değil deyip geçiştirebilirdi ama geçiştirmedim. &amp;nbsp;Çünkü beni sevdiğini söylüyordu ve bu mühimdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;"Seni seviyorum" diyen bir adamın karşısında bacak bacak üstüne atıp "Seviyorsun? Mühim değil, geçiyor yahu" desem olmaz.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;O yıllar Tolga daha ölmemiş, babam ben sokağa çıkmayayım diye kapının üstüne 'henüz' çiviyi çakmamış, ben ağdayı şekerli sakız sanmış, öyle sanmama annem sebep olmuş ve bana "ağda kılları alır" dememiş, "şeker bu şeker bak yeniyor" demiş, ben de yemişim. O yıllar işte, neyse ne! Mahallenin kızlarıyla bir köşede pon pon kızları oynamak keyif vermiyor olacak ki, mahallenin cengaverleriyle top peşinde koşturuyorum. Sadece 'gol nedir, nasıl yenir, nasıl gol olur' biliyorsam tek sebebi o yaşımda peşinde koşturduğum puştoğlupuşt toptur. Övünücelek bir şey de değil, lakin merakım o yaşımda kaldı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Efe; 30- 35 yaşlarında, gözleri içmekten düşmüş, yaz kış üstünde yırtık bir şort, saç sakal perişan bir halde dolaşan bir cüce. &amp;nbsp;İçip içip "sizin ben külahınızı sikeyim hacılar! Dondurma alıp yalanacağınıza parayı bana verin de şarap alayım pezevenkler" diyerek kovalıyor bizi (cengaverleri ve dolayısıyla beni). O yıllar Efe'yi cebimden çıkaramıyorum, çünkü Efe'nin küfürlerinin anlamını bilmiyor, dahası yeni öğrendiğim küfürleri babama söylediğimde üstüne bir de dayak yiyiyordum.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;-Kitap okudun mu?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;-Yok daha neler.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;-Naptın lan peki, ne öğrendin bugün? Bu dirseğinin, dizinin hali ne?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;-İşte gol yemekten hep. Bi de senin ben külahını sikeyim.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Sonrası işte sağlı sollu yediğim darbeler, aman şurama da vur, şifa olsun demeler. Öyle. Nihayetinde bi cengaverim ben.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Sonra sonra öğrendik ki Efe'ye; "Efee çapraz" dersek Efe kitleniyormuş. Bacaklarını birbirine doluyor, 'hık' diye kalıyor adam. Tik desen değil, takıntı desen değil. Öyle garip bir şey ki o 'hık' hali, anlatılmıyor da kitapsız. Taaa ki biz "taam lan bozul" diyene kadar. Bozulunca filmleri aratmayan bir koşuşturma başlıyor aramızda, küfürse gani gani maşallah. Efe, bir zaman sonra mahalledeki kocaman tüplerin arasında şarap içmekten ve kimse bilmiyor ama bence Müslüm Gürses dinlemekten öldü.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Çünkü Müslüm Gürses'in sesi hayat dolu, umut veren bir ses değil. Bir Serdar Ortaç dinleseydi Efe, eminim &amp;nbsp;bugün poposunu sallayarak dolaşıyor olurdu. Bakın günümüz gençlerine, var mı dertleri? Ya da sorun dertlerini!&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;"Acaba Efe'ye dondurma paralarımı toplayıp verseydim, yaşıyor olur muydu?" diye sormadım desem yalan.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Bu cümleyi babama kurdum bigün; "Sanki sen alıyorsun da! Süleyman Amcanın kapısında yatıyorsun lan dondurma diye. Adam elinden tutup götürüyor, dondurmayı eline veriyor. Sanki para mı gördün sen? Kaybol çevremden, kaybol!"&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Şimdi doğmana sebep olan adamdan da bir şey saklayamıyorsun ki. Hele seni doğurandan sen bile saklanamıyorsun. Süleyman Amcanın kapısında yatıyordum, çünkü adam kurulmuştu adeta. Beni ne zaman görse "dondurma?" diyordu.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Cevabı muallakta sallanıveren sorularla burun buruna gelmem belki sırf Efe yüzünden. Kimbilir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Bu sebepten belki o cümleye tahammülüm yok hiç. Ben söylüyorum sevdiğimi. Biliyorum, söylemeden olmuyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Bazen dakika başı, bazen aylar sonra, bazen boğana kadar söylüyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Efe'yi anıyorum. Tıpkı sevdiğini söylemeden ölen Tolga'yı andığım gibi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Şimdi karşıma ne zaman bir adam geçse ve bana "seni seviyorum" dese, geliyor mu bana bir "hık" !&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Ne zaman ki konuyu değiştirip "ee sen anlat" diyor, o zaman çözülüyor ayaklarım Efe gibi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;Seveyim, neden sevdiğimi unutayım ve söylemeyeyim. Öylesi daha iyi.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;O kadar.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-786373994934851642?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/786373994934851642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/07/boyle-bak.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/786373994934851642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/786373994934851642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/07/boyle-bak.html' title='Böyle Bak'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-8403915964128006510</id><published>2011-06-11T01:58:00.001+03:00</published><updated>2011-06-11T01:59:03.550+03:00</updated><title type='text'>Bi Neriman Olamadım</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Dilim döndüğünce söylediğim şarkılar gibiydi o. Bazen de, tekrar tekrar dinlediğim, ezbere söylediğim oluyordu. Bu iki hâl, onun beni sevme şiddetine göre şekil değiştiriyordu çoğu zaman. Az sevilmek çekilebilir bir şey değil zira. Öyle anlarda korkudan kaçacak yer arar ya insan, döner yatar, çıkar gider, susar izler, susar dinler. Bende tam tersine işliyor her şey, dibine dibine girerdim; "bugün beni neden sevmiyorsun?"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Lafa, "çünkü sen bugün..." diye başlayamazdı. Hangi insan sevilmesine engel olan sebebi bilmek ister? Ben istiyordum. Sevmediği tarafımı törpüleyeceğimden mi? Değil. Bilmek bazen iyidir, gitmenize sebep gösterebileceğiniz bir şeydir o. Bir nevi bahane. Yoksa eli kolu boş çıkacağım, bunu ben de istemem.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bazen de kötüdür, "ben bahsettiğin gibi değilim ama" çelişkisini yaşarsınız. O da bunu bildiğinden belki hiçbir şey söylemez, yarım gülerdi. Bakardı sulu sulu. Sayın ki gidip sildim o su birintisini. O yeniden yapıyordu ki. Yarım gülmek fenadır. Karnı tam doymamış çocuk ağlamaklı durur ya, öyle bi gülüştür o. Ben ne zaman öyle gülen birini görsem, gidip ellerimle şekil vermek isterim dudaklarına. Kim öğretiyor böyle yarım gülmeyi bilmiyorum.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;"Gözlerin niye su topluyor?" dedim bi gün.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;"Yatçaz kakçaz geççek" diyip yine yarım güldü. Çocuk avutuyor adeta. Sanki ben bilmiyorum. Biliyorum, az seviyordu. Eksik değil bak, az. Diğer yarısına bir şey yapmış belli. Ama bana söylemiyor. Bilmek bazen hislerimin üstüne oturup yuva kuruyor. Tuhaf bi duygu. Üstümde bir ağırlık, kovsan da gitmiyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;O yükle, bile bile gidip göğsüne kafamı yerleştirdim. Uygun yeri bulmak zor oldu ama. Kolay mı yarım gülen bir adamın az seven bi kalbine başını yaslamak? Bunun taşı var, toprağı var, çöpü var. Biraz tavşan, biraz kuş yapmaya çalıştım parmaklarıyla. Ben gülüp mır mır bir şeyler söyledim, bir iki hayalden bahsettim. Çünkü bir hayalden bahsetmek için en şahane yer bi adamın göğsüydü. Filmlerde de hep öyle yapmıyorlar mıydı? Adam kadının saçlarını okşayıp "Gidelim Neriman, gidelim buralardan" demiyor muydu? Türk filmi kıvamında bir cevap beklemedim tabi ki. Sadece bir iki cümle ile hayallerime el versin istedim. Biliyorum, öylesi daha güzel olurdu. Çünkü tek başına.. neyse.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Sonra, tepeden bakınca &amp;nbsp;çirkin göründüğümü bildiğim halde gözlerimi yukarı dikip söyledim aklımdan geçeni; "senden bi tane daha imal etsem ya ben. O zaman yarım gülen bir sen daha olur, tam olur. İyi düşündüm di mi?".&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Varsayalım ki güldü, yine yarımdı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bazen, hiç beklemediğim bir anda geliveren ve gitmek bilmeyen misafir gibiydi o gülüşü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu da yarım bitsin o vakit.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-8403915964128006510?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/8403915964128006510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/06/bi-neriman-olamadm.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8403915964128006510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8403915964128006510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/06/bi-neriman-olamadm.html' title='Bi Neriman Olamadım'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-6692575957182369809</id><published>2011-05-29T23:35:00.004+03:00</published><updated>2011-06-12T00:42:56.663+03:00</updated><title type='text'>Giderim Bak</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Aldım hayatı karşıma;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;"Bazen hayallerimi alıp gitmişsin gibi geliyor ve omzuna vurup "orası benim yerimdi bayım, boş yer mi yok gelip üstüme oturdunuz?" demek istiyorum. Sonra birden ona "siz" demeye karar verip tehdit ediyorum; "Rica edicem haddinizi bilin, hayat demem sizi ziyan ederim".&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Şok oldu tabi bir şey diyemedi.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bir zaman sonra elimdekilere, yanımdakilere, gamzelerime baktım ve "az değilsin orospu çocuğu, hiç çaktırmadan aldın hepsini" dedim. Eminim, bir başkasına musallat olmuştur şu an ve eminim yine eli kolu dolu dönüyordur evine. Çok hırsız bu hayat.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;O oldu işte. Sonra böyle kopuk cümleler geldi hep.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Birini beklemenin yorucu olduğunu henüz kimse bilmiyor sanırım. Bilseler, beni yine de beklerler miydi? Kimisinin dudakları, kimisinin kokusu, kimisinin de sevmesini sevemediğim için hep aynı cümleyi kurdum; "siz burda bekleyin, müsait bir vakit elbet gelip sizi alacağım burdan. Ama bugün, ama yarın. Mühim mi, değil. O halde? İyi günler".&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;O kadar sıkıntılı bir süreç ki o beklemek denen lanet, sığamıyorsun bi kere yere göğe.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Kendimden biliyorum. Bulutlar inkar ediyor varlığını, hayaller garip garip bakıp; "yetmedi mi kızım" diyor, "yetmedi mi boşa salladığın hayaller?". "Bana ters bakmayın, ziyan ederim sizi de bak" diyorsun. Senin efeliğin sadece beklediğine söküyor, anlamıyorsun. Elin belinde "niye geç kaldın?" diye sorduğunda, "senin vazifen bu, beklemek" diyor ya sana. O vakit anlıyorsun gerçeği, sen beklemeye ayarlanmış bir saat gibisin, seni kurmadıkları sürece ötmeye hakkın yok.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Bazen 'üstü açık bi evim olsa ne güzel olur' diyordum. Şimdi galiba beklentilerimde değişti, üstü açık evin içinde seni de istiyorum. Hayata ne versem bu hayali bana sağ eliyle verir?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Babayı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bu kadar.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Bir adamın cüssesi ile kurduğu cümleler arasında kocaman bir uçurum olduğunu anlamak için kafi yaşta değildim. Çünkü ben hala, güzel bakan bir adamın çirkin şeyler söyleyebileceğine inanmıyorum. Güzel gülen bir adam ağlayamaz mesela. Pıt pıt düşen damlalar o adamın yüzünde "koşa koşa aşağı düşelim, yakışmıyoruz bu yüze" demeli. Başka türlüsü olmamalı ki.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Eskiden olsa, istediğim cümleleri kurmuyorsun diye seni dövebilirdim. Artık başka şeyler bekliyorum kendimden. Hiç konuşmamanı istiyorum mesela. Sana "sesin var mıydı senin?" demek bende nasıl dururdu acaba? Bi baksana bana, sen bende nasıl duruyorsun?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Bana mı dedin?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;İnsanların dili, sesi, küfürü olmasa keşke derken haksız değilmişim. Bir adam, bir kadını sadece eliyle sevebilir ve bu bin cümleyi döver. Çünkü konuştuğu zaman gülüşüne yazık eden insanlar var. O gülümsemeyi kolay bulunan bir şey sanıyorlar. Ben mesela, sekiz ayrı şekilde gülebiliyorum birilerine. En güzelini henüz kimseye göstermedim. Onu nasıl sakladıysam, bazen koyduğum yeri unuttuğum oluyor. Bana geç kaldığını düşündüğüm adamı günlerce izlesem, belki sakladığım yeri hatırlayabilirim. Ama belki. Malum, kolay bulunmuyor.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Bazı bazı özlüyorum seni. Annemin lafı bu "bazı bazı" da. Bazı özlüyorum, bazı özlemiyorum gibi bir şey herhalde. Bi seviyorum, bi sevmiyorum gibi bir şey de olabilir, bilmiyorum ki. Bilmediğim bir çok şey gibi bunu da bilmiyorum. Ne diyordum? Özledim evet. Sadece bana anlattığın şeyleri özledim en çok. Sonra, sadece bana anlatacağın şeyleri beklemeyi özledim. Belki yine biriktirir gelir dedim ama nafile. Sahi, sen hiç özlemedin mi?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-O tuhaf biraz. Keşke önümde bir oyun olsaydı bu hayat. Taşların yerini değiştirdiğimde şehirler de değişseydi. Zarı attığımda o şehirden buraya, yanıma gelebilseydin keşke. Çay?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Tek buzlu olsun, rakıyı da fazla fazla koy.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Hayatınıza nereden dahil olduğunu bilmediğiniz ama size "iyi ki yoksun, yoksa her sabah gülmek eziyetti" dedirten biri oldu mu? Bana da, "insan senin gibi birini nasıl bırakır ki?" diyen olmadı, n'olmuş!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Zaten artık zamanla değişiyor her şey. Eskiden izlemeyi severdim. Şimdi izleyeceğim insanları bile seçiyorum. Öyle herkesi izlemiyorum. Bazen yanımda bir şeyler oluyor, birileri kavga ediyor, birileri öpüşüyor, birileri bi yere yetişmeye çalışıyor ya da bi mücadele hali işte. İki saniye sürmüyor, onlara bakıp kafamı daha manidar bi manzaraya çeviriyorum. Mesela elini şakağına koymuş bir adamı izliyorum. Çok şey anlatmıyor belki ama, dip boyası gelmiş bir kadının telaşını izlemekten daha keyifli. Demem o ki, nerede seni izleyen bir kadın var, bil ki orada aslında iç geçiren bir kadın var.Biliyor musun, sürekli koşturarak alışveriş yapan kadınların çişini tutamadığını düşünürdüm hep.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Susmanın ne demek olduğunu unuttuğun bir güne denk geldim galiba. Susmak iyidir. Güzeldir. Şahsen ben, çok güzel susarım. Senin de güzel sustuğunu bilirim. Yani bilirdim. Susmanın yakıştığı, derin bakan bir adam olamadım belki ama, sen susmanın cuk oturduğu bir kadınsın, bak gel susalım hak vereceksin bana. Hem zaten...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Sus sus! Tamam kes!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Çektim kolundan, oturttum hayatı karşıma, dedim ki; "senin aslını astarını sikerim hayat, bu adamı verdin ama beni susturuyor &amp;nbsp;bu. Sevmiyor konuşmamı. İstemem ben böylesini. Al bunu ver ötekini. Sevmem artık bunu ben. Öpülmez de bu. Ben seni de, adamları da, konuşmayı da, susmayı da, müziği de çok seviyorum. Bir kere de bir &amp;nbsp;eksik olmasın verdiğin."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Hayat durur mu, çat diye verdi cevabı taaa ötelerden;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;"Daha önce de siktin attın &amp;nbsp;verdiklerimi, akıllı olsaydın ayağın taşa da çarpmayabilirdi. &amp;nbsp;Günlerin böyle zırlayarak geçip gidecek. Çek ceremesini. Sus.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Susmı'cam! Bu hakikati yüzüme vurduğun için değil ama. Susmak istemediğim için susmıcam!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-Bak hala.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;-...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-6692575957182369809?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/6692575957182369809/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/05/giderim-bak.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6692575957182369809'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6692575957182369809'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/05/giderim-bak.html' title='Giderim Bak'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-1670652668538093141</id><published>2011-05-11T11:07:00.002+03:00</published><updated>2011-05-19T12:57:31.426+03:00</updated><title type='text'>+ -</title><content type='html'>Bazen her cümle 'bazen' ile başlasın istiyorum. Sanki saçma olan her cümleyi 'bazen' adam edebilirmiş gibi geliyor. Bunu örnekleyerek yazmamın anlamı yok çünkü siz bazen zeki insanlar oluyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen öyle şeyler oluyor ki gözlerim falsosuz görebiliyor ve bu beni üzmeye yetebiliyor. Bu yüzden gözlerimin hıçkırdığını kimseye söylemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni sabah beni &amp;nbsp;bir hamağa bırakıp gitseler, akşam döndüklerinde saçlarımı beyazlamış bulabilirler. Sanırım insan sallanırken hayatını gözden geçiriyor. Her şey olabilir. Kanser bir adam 'iyi oldun, iyisin iyisin' diyerek hastaneden yolcu edilebilir. Ama kanser yayılabilir, büyüyebilir, çoluk çocuğa karışabilir, sağlam olan yerlere gidip japon imparatoru gibi oturabilir. Bazı adamları sadece gülerken hatırlıyorum. Düşündükçe daha da beter o kare. "Sadece cocuğumu görebileyim istiyorum bak, 2 ay daha! Bazen fazlasını da istiyorsun ya işte, bakma."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen, keşke memelerim çok büyük olsaydı da, sevdiğim adamları orada saklasaydım, diye iç geçiriyorum. Bu yüzden büyük memeli kadınların memelerinin kıymetini bilmemesine şaşırıyorum. Meme saklanmak için değil miydi? Ben ne zaman korksam annemin memelerine yüzümü saklardım. Bir yüz de her şeyi saklardı, ama falsosuz gören gözlere bunu anlatamazsınız. Bana anlatamadılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her cümlenin başına 'bazen' eklemek dua gibi bir nevi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bazen yine tek gamzeni gösterip gülümse istiyorum, çok gülme ama gamze kayboluyor o zaman. &amp;nbsp;Duyuyor musun?&lt;br /&gt;-Memelerine saklayabileceğin kadar yaşamıyorumdur belki de artık.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-1670652668538093141?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/1670652668538093141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/05/blog-post.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/1670652668538093141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/1670652668538093141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/05/blog-post.html' title='+ -'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-585025110359043280</id><published>2011-04-25T01:03:00.001+03:00</published><updated>2011-04-26T01:17:00.869+03:00</updated><title type='text'>Öyle.</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;( "Hayvan gibi güzel olmuş bu yazın" cümlesini duyana kadardı her şey. )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Kendin için yazarsın. 'Bir gün belki kitap olur' diye yazarsın. Belli mi olur, 'filmini bile çekerim' der, yazarsın. Bir film izlersin ömrün yerle yeksan olmuştur o an, 'ben de yazacağım' der, yazarsın.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Kafan bozulur, yazarsın. 'Sandım ki sinirim geçecek, beni anlayacak' dersin, götünde patlar. Götünde patlamasını herkes okusun istersin, onu da yazarsın. 'Keyfin yoktur, sevdiğin adam odundur anlamaz, yazarsın. Sadece bir keman sesi değiverir kulağına, 'buna değer, yazılır işte' der yazarsın. Arkadaşlarınla rakı içersin, sarhoş olmana rağmen iki satır yazarsın. Değmez ama yazarsın. Tek başına içersin, 'ben niye tek başıma içiyorum ki, çok mu beterim?' sorusuna boğarsın kendini, yazarsın. Tek başına rakı içmenin kıymetini bilmediğin için yazarsın sonra, kıymet bilmezliğine küfür edip, yine yazarsın. Bir gün bir adam çıkagelir, 'ama hayatımı siktin lan' diyemezsin, oturur sayfalarca yazarsın. Okur mu? Belki boş bir anında okur, anlamaz. Olsun, sen yazarsın. 'İçimde patlayacağına elimde patlasın' der, yazdıkça yazarsın. Bir cümle not düşer, güzeldir. &amp;nbsp;'Ohoo bak burada yazılmışı var, ben zaten yazmışım ki bunu yahu' der, yazdıklarını gözüne sokarsın. Eşşek gibi özlersin, konuştuğunuz vakitleri özlersin, tepkisini özlersin, gülmesini köpek gibi özlersin, bunu yazmayacaksın da ne yazacaksın? Gömülür yazarsın.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Görmek mühim değil, dokunmadan, duymadan aşık olursun, yazarsın. 'Seni seviyorum' dersin, adam gider, ama kaçmaz. Adam zaten yol üstüydü de öyle uğradı sana. Sebep işte, oturur yazarsın. Yetmez, mailleri, mesajları bin defa okursun, artık ezberlemişsindir. Yazarsın yine ama ezberlediklerinden öteye gitmez yazdıkların. Cümlenin başı sonu değişik olur, ki onlar zaten vaktiyle yazılmıştır. Devir mektup devri değil, gmail'i, face book'u, otu boku var. Bir mail , bir mesaj arar gözlerin postacıya burun kıvırıp, elde var sıfır. Bu sebeple oturur yazarsın. Bok var çünkü. Kapıda bir adam görürsün, burnunu o'na benzetirsin, 'Hiii! İzmir'e gelmiş' der, alâsını yazarsın, utanmadan çıktısını alır, çantanda gezdirirsin. İşten arta kalan zamanlarda açıp okursun. 'Kitap gibi adamdı tam ona göre bir cümle. Epeydir böyle silkelenmemiştim' der, kulaklarını çınlatırsın, açar okursun, o kadar salaksın ki oturur yazarsın. Yazmayı ne sanıyorsan?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Yazdıklarından herkes kendine bir pay çıkarır, en ama en çıkarmaması gerekenler yazdığını üstüne alır, 'ıyyy sana n'oluyor lan, sana mı yazdım sanki?' dersin, miden bulanır. Oturur en güzel gülen adamı yazarsın. Ama hak etmiştir. İnsan güzel gülüyorsa sen hariç her şeyi hak eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;'Bazen' ile başlayan cümleler kurmak istersin, 'ya bazen'lerimiz çakışırsa' der &amp;nbsp;yazamazsın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;'Bana iyi gelebilecek tek şeydi belki de yazmak, bu kadar hor kullanmasaydım' der, tıkanırsın.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;İstediğin olmuştur. 'Kelimelerin ardında yatan bir gerçek vardı ya, onu gördü' der, tıkanırsın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Tıkanmanın diğer adı göte gelmektir. Çünkü bu cüce halinle önündeki duvarı aşamazsın.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Zaten artık yazamazsın da.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-585025110359043280?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/585025110359043280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/04/oyle.html#comment-form' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/585025110359043280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/585025110359043280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/04/oyle.html' title='Öyle.'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-5407075676527805461</id><published>2011-03-22T02:09:00.000+02:00</published><updated>2011-03-22T02:09:25.379+02:00</updated><title type='text'>On</title><content type='html'>Ben şimdi; "bir nota kadar olamadınız" desem kim ciddiye alır beni?&lt;br /&gt;Mutluluk diyorum, alt tarafı bir notada saklıymış lan diyorum. Alıyorum notayı, göğsüme oturttuğum gibi pışpışlıyorum. İnanmazsınız büyüyor şerefsiz. Annelik işte. Memeyle doyuyor, büyüyor, o da doğuruyor, çocuklarının çocukları oluyor, e haliyle ben de anneanne oluyorum. Yalan değil, bir tek o yapabildi bunu bir de. Memesiz hem de. Meme ne ki, sesim dahi olmadan yapabildi bunu. Bazen bir söz ediveriyor, öyle bir gediğe oturtuyor ki aylarca düşünsem yine o cümlenin üstüne söyleyecek efendi gibi bir söz bulamıyorum. Yoksa ben de isterim "hadi kardeş kardeş oynayın burada" demeyi. Ama yoook! Onun cümleleriyle benim cümlelerim kaynaşıp sevişemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman oluyor öyle. Bir film izlersin hani ya da bir şarkı işte her neyse, yayıldığın koltukla daha bir bütün olursun. Kafanı azıcık kaldırıp baktığında "hayat di mi? Hayat ya! Bir cümlenin altında böyle ezil, adına da hayat de. Tabi ya, hayat!" deyip kafanı iyice gömersin.&amp;nbsp;Belki de dinlenmek istiyorumdur artık. Ne bileyim, emekliliğe ayrılan kadınlar gibi deniz kenarında bir ev alıp, haftanın belirli günlerinde "kısır günü, gazino günü, Çoşkun Sabah'ı dinleme günü, örgü günü" yapmak istiyorumdur. İçim geçmiş olabilir pekala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordum.. "Hayat pek bi hoyrat azizim, bu hali hiç çekilmiyor. Hele bir nota kadar olamayan insanlarla hiiiiç çekilmiyor. Ziyan etmek hiç bana göre değilken, yani öyle bir kadın değilken nasıl oldu da hemen ziyan ettim bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps: nota kadar olamadınız demiştim ya, abartmışım. Onların götünü yiyin.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-5407075676527805461?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/5407075676527805461/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/03/on.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/5407075676527805461'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/5407075676527805461'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/03/on.html' title='On'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-8681473543851530118</id><published>2011-03-11T01:26:00.002+02:00</published><updated>2011-03-11T01:37:21.658+02:00</updated><title type='text'>Ps:</title><content type='html'>Bir adamın her şeyini sevebilirsin, tamam. Bir adamı hayranlıkla izleyebilirsin, tamam. Aşkla karıştırıp fütursuzca konuşabilirsin ona da tamam. Her şeye, hepsine tamam dinine yanayım.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;"Keşke avuç içini öpsem" dediniz mi? Ben dedim. Çok salak bir şeymiş lan düşününce. Hastalıklı da beri yandan. Ama düşünmesi bile güzelmiş ki. "O eller öpülür"den öteye gitmiyor işte. Siz bilmezsiniz, avuç içi sadece öpülmek için var. Başka bir işe yaramıyor o!&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Bilen bilmeyene bi zahmet anlatıversin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sağolun.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Gidebilirsiniz, bu kadardı.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-8681473543851530118?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/8681473543851530118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/03/ps.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8681473543851530118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8681473543851530118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/03/ps.html' title='Ps:'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-994588157748907028</id><published>2011-03-07T00:20:00.002+02:00</published><updated>2011-06-12T00:43:27.038+03:00</updated><title type='text'>Üç İşlem</title><content type='html'>"Bazı insanlar daha çocukken bilir büyüyünce ne yaşayacağını. İntikamın o acı tadının ne demek olduğunu henüz 7 yaşında olan bir erkek çocuğu da, terk edilmenin aslında nasıl yavan bir duygu olduğunu 10 yaşında bir kız çocuğu da bilebilir. Ben o şanslı insanlardandım. Şans diyorum çünkü her insana nasip olmayacak bir şeydi bu her şeyin tadını almak, küçükken farkına varmak. Kötü mü oldu, hayır. Bilakis, içten içe gurur bile duyuyorum bu 'seçilmiş olma' halimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha 5 yaşındaydım babam beni salonun ortasına bırakıp; 'Burda oyuncaklarınla oyna şimdi, ben gelip seni parka götüreceğim' dediğinde. Sadece iki çıplak ampülün aydınlattığı, her yanı dantel ile süslü, detarjan kokan bir salondu. Zaman zaman otururum aynı salonda. Dönmesini beklediğimden değil, o yaşta babamın gelmeyeceğini bildiğimi kendime tekrar hatırlatabilmek için. Yaram iyileşeli çok oldu, lakin ne zaman babam aklıma gelse, onun bana aldığı tankla kurduğum hayaller aklıma gelir. 'Bu tanka binip kaçıcaz bu ülkeden, annemi de alıcaz. Askerleri de kaçırıcaz, yürümesinler artık. Vuuuu! Askerler raprap! Gidelim!!'. Her pazartesi günü kırk'a yakın asker yürüyüş yapardı. Rap rap ayak seslerini duydukça, anlardım ki daha yolun başındalar. Koşa koşa kapıya çıkardım yalınayak, aralarına dalıp yürürdüm onlarla. Benim ayaklarımdan 'raprap' sesi gelmezdi, ben üzülürdüm. Ama ağzımdan çıkan 'raprap' sesi hepsini güldürürdü, ben gülerdim. Askerler artık yürümesin diye idi bu hayallerim. Şimdi &amp;nbsp;ne zaman bunları düşünüp yastığa kafamı koysam 'raprap' sesi beni uyutmaz, babam gelmez. O'nun gelmeyeceğini anladığımda 6 yaşında, hala salonun ortasındaydım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüyor bunları anlatırken. Öyle kahkaha atarak da değil, dişlerini bile göstermeden, inceden bi tebessümle. Bi bacağını diğer bacağının üstüne atıp; 'bi gün büyüyeceğini hesaba katsan, yine çocuk olur muydun?' diye sordu. Cevap veremediğim anlarda bir yerim tıkanır. Sol tarafım iş görmez mesela. Elimi kaldırıp 'bilmem ki' hareketi yapamam. Bunu bildiğinden ve bu halime hep güldüğünden yapıyor bunu biliyorum. İstifini bozmadan devam ediyor bu defa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çocukken oynadığımız oyunlar gibi olsa hayat, yine mızıkçılık yapar mıydım bilmiyorum. Çünkü ben ne zaman mızıkçılık yapsam, ayağım hep taşa çarpardı. Düşünüyorum da... Yo yoo düşünmüyorum. Tankıma binip uzaklaşıyorum düşündüklerimden. Küçükken yaşadığım çaresizliklerin, ayrılıkların, ölümlerin en güzel yanı bugün kendimle dalga geçiyor olmam. Sen hiç 6 yaşında mahkemeye şahit olarak çıktın mı? Babanı aramak için annenden gizli karakola gittin mi? 'Böyle iki parmak kaşları var benim babamın, nerede buluruz bilmiyorum. Göğsünde de kıl vardı. Saçı yoktu bi de, bitlenmiş diye kesmişler saçlarını. Tankın içinde de yok kıllı adam' diyip eşgal verdin mi? Polisler elindeki tankı alıp sana yarım ekmek köfte verdi mi? 'Yanımda olsa da beni yine küfür ederek sevse diye' içinden geçirdin mi? 5 yaşında 'Ecdadını sikeyim'in anlamını 'Sevme şekli' sanıp babana; 'ecdadını sikeyim' diyip sağlam bi şamar yedin mi? Dedim ya ben şanslı bir çocuktum. Öyle olmasa sizin gibi sıradan insanlar olurdum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alınmıyorum bu söylediğine. Alıştım bile denebilir aslında, çünkü o; satırları atlayarak okuduğu bir kitap gibi geçirmiş o yılları. Atlaya atlaya, ama hiç unutmadan.&lt;br /&gt;Ellerinin arasında epeydir tutup yamulttuğu sigarasını yakıp tank'ı aldı kucağına. Yeşil, kucağından büyük, kocaman tekerlekleri olan, kaç zamandır tekerleklerinin arasında olduğu bilinmeyen çamurlu bir tank. Hiç konuşmadan, bazen tebessümle, bazen hayret ederek dinliyordum onu. Sonradan olacaklardan habersiz dinliyordum. Hoş, bilsem yine de dinlerdim sanırım. Bazı kadınlar askerlik anısı dinlemeyi sevmez. Bazı kadınlar sevdiği adamların çocukluklarını merak etmez. Bazı kadınlar 'o adamların' ne yaşadığından bihaber, tatsız yaşarlar. Ben en çok onun çocukluğunu anlatmasını seviyordum. O gidiyor, yerine bambaşka bir adam geliyordu. Anlatırken girdiği halleri, mimikleri defalarca izledim oysa ki. Her şeyini yazarak anlatan bu adamı dinlemek, sevdiğim bir kitabı okumak gibi tıpkı. Nefretinden aşkına, saygısından itirazına kadar her şeyi yazarak anlatmış. O yüzdendir belki de konuşamadığımız anların çokluğu. O yüzdendir belki de 'seni seviyorum' bile diyemeyen bu adamın kendini anlatmasına bayılmam. O yüzdendir belki de biraz sonra başıma gelecekleri hissederek yine de dinlemem. Bilmem kaçıncı sigarasını yaktı dumanaltı olmuş olmuş odada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şükretmeyi bilmem, apartman çocuğu olmadığımı anladığım zamana denk düşer. Sokakta oyun oynayacak bi çocuk da değildim üstelik. Hiç arkadaşım olmadığı için bilirim kütüphanelerin nasıl koktuğunu. Kitapların arasında unutulan mektupları okuyup koklardım. Bugün bile gizli saklı bulduğum her şey beni çeker. Gizli olanı okumak başka hayatlarda yaşamak gibi sanki. Beyaz kağıtla saman kağıdı arasındaki fark gibi benim hayatım da. Beyaz kiri belli eder, saman kağıdı saklar. Hala defterlerimin arasında durur elliye yakın saman kağıdı. Kötü günler için sakladım onları."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dudağının yanındaki gamzeyi böyle anlarda daha çok seviyorum. Her zaman çıkmıyor çünkü, utanarak güldüğünde görebiliyorum onu sadece. Koltuğun içinde iyice yayılarak anlatıyordu bunları. Bazen göbeğini kaşıyarak, bazen sağ eliyle koltuğa vurarak. Bazense anlam veremediğim şekilde parmağını bana doğru sallayarak. Ondan böyle anlarda korkuyordum. Kaşları düştüğünde gözlerindeki gölgeyi hiç sevemedim. Onun neyini sevmedin diye sorsalar sanırım cevabım bu olur; kaşları gözlerini saklıyor, güldüğünü göremiyorum. Evet, gözleriyle gülen bir adam o. Beline bir yastık koyup mesajını da vermişti bana; 'Canım kahve istiyor galiba'. Salağa yattığım zamanları anlamakta güçlük çekiyor, çünkü aptal bir kadının rol yaptığını kimse anlayamaz. Sabahları kahve içmek her nekadar kabız yapsa da ve biz bunu bilsek de, bi türlü vazgeçemedik bu huyumuzdan. Uyanır uyanmaz kahvaltı etmek, dinlemekten sıkıldığımız insanları sabahın köründe dinlemeye mecbur kalmak gibiydi bizim için. Kahvaltı zorunluluğu -büyükannem sağolsun- çocukken alıştırıldığımız, 'Eğer kahvaltı edersen bütün gün tok durursun, üstelik zayıf da kalırsın' saçmalığından ibaretti. Biz zaten zayıftık, karakterimiz de dahildi buna. Küçükken kahvaltı etmeyi sevmediğimizden ve büyüyünce de bir şey değişmediğinden miydi acaba bu duvarlarımız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İlklerini hatırlıyor musun? İlk kurduğun cümleyi, ilk aşkını, ilk öpüşmeni, ilk tokadını, ilk hastalığını? 'İlklerini unutan bir insan yarımdır, kolu, bacağı yoktur' derdi sevdiğim biri. İlk öpüşmemi hatırlıyorum da, çok tuhaftı. Okulun arka bahçesinde otururken, elinde bir süt bardağıyla yaklaşmıştı bana, içmiş ama bitirememiş. Bıyıklı bi kızdı, süt olmuştu bıyıkları. Bıyıklarının süt olduğunun farkında olsa yine bu kadar sevimli görünür müydü bana, bilmiyorum. Ben yine oturmuş kitap okuyordum arkadaşsızlıktan elbet. Konuşma çabaları karşılıksız kalınca can alıcı bir soru sormuştu bana; 'Sen hiç öpüştün mü?'. Öpüşmemiştim, sevişmemiştim ama öpüşenleri izlemiştim. Okuldan eve dönerken parkta oturan gençler hep öpüşüyorlardı. Bir keresinde kızın biri memesini elletiyordu bizim sınıftan bir oğlana. 'Sadece dudakla değil, meme de öpüşmeye dahildi demek' diye düşünmüştüm. Zaten öpüşmeyle sevişmeyi bir sanıyordum. Çünkü babaannem sokakta öpüşenleri gördüğünde gür sesiyle çemkirirdi hemen; 'sokak ortasında da sevişilmez ki, çivisi çıktı bu dünyanın çivisi!'. Kekeleyerek cevap verdim ona; 'öpüşmedim ama izledim. Sen?' derken pantolonumun önünde dik duran şeye hakim olamıyordum. İlk defa yaşıyordum böyle bir şey düşünsene. O halimle tam bir erkek olduğumu hissetmiştim. Çaktırmadan kitapla kapatmaya çalışırken elini burnuma uzatıp 'bak' dedi. Ben parmağının ucuna bakarken birden öptü. Nereden öğrendiysem öpüşmeyi! Tuzlu gibi bi tadı vardı dudaklarının. Olsun, o güne kadar hiç yaşamadığım, o günden sonra da aynı tadı bulamadığım bir ilki yaşatmıştı bana; ilk defa erkek olduğumu hissetmiştim. Olmayan ilişkimiz rutinleşmişti. Zaten o günden sonra da ona dul muamelesi yapmıştım. Başka çocuklara sarıldığını gördüğümde onu kenara çekip 'Elalem ne diyecek, biraz ağır ol ağır!' diyerek kızardım. Çocuk aklı nelere kadirmiş, hala şaşırıyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu dinlerken saçlarımla oynadığım zaman anlıyordum onu kıskandığımı ve bir şey yapamadığımı. Herhangi bir şey karşısında çaresiz kaldığımda hemen başka bir şeye sarardım. Kendi dikkatimi dağıtmaktan ziyade, beni anlamasın diye yapardım bunu. Anlardı. Ve ben anlamasını severdim. Beni yormuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Büyüdüm , büyüdüm, büyüdüm. O kadar büyüdüm ki, aldatıldım. Aldatılmak demek büyümek demekti çünkü. İki kişiyi sevebilecek kıvama geldiğinde anlıyorsun büyüdüğünü.&lt;br /&gt;Ben hiç büyümedim. Tıpkı senin gibiydi o da. Bir odanın içinde günlerce vakit geçirdiğimiz olurdu. Olurdu da sıkılmazdık. Aranızda bir fark var ama, o konuşuyordu. O kadar konuşuyordu ki hatta, bazen beynime bıçak batırıyorlar gibi hissediyordum. Daha yükseklerde olmak isteyen birini doyurabilmek çok zormuş. Sevişmeler bile yetmiyor öyle insanlara. Öyleydi o da. Çok güzeldi ama farkında değildi bunun. Siyah saçlarına zıt yeşil gözleri vardı. Kızdığında öyle bi bakardı ki o yeşil gözleriyle, kurşun gibi na burdan girer burdan çıkardı. 'Kadınlar ne ister' sorusunu ilk onunla beraberken sormaya başlamıştım kendime. Bir kadını doyurabilmek zordu ya hani, ne isterdi kadınlar? Nasıl doyardı o aciz beden? Ne verirsek susardı ya da ne verirsek 'tam da bunu istiyordum' derdi? Sınırınız yok sizin, yok. Durmanız gereken yeri hiç bilmiyorsunuz. Kızıyor musun böyle konuşup genelleme yapıyorum &amp;nbsp;diye? Çok da mühim değil kızman, neyse ki konuşamıyorsun. Bi gün, evden çıkıp okula gidiyorum. Mühim bir dosyayı unuttuğumu fark edip geri dönmüştüm eve. Gördüğüm manzara Türk Filmlerini aratmayan cinstendi. 'Bir araban bile yok' derdi bana hep. Tevekkeli, son zamanlarda sıkça kullanıyordu bu cümleyi. Tuvaletten çıkıp yatak odasına giderken elleri kolları hiç durmadan bağırırdı; 'Nesin ki sen ne? Ne yapıyorsun bizim için, hiç! Ne araban var, ne birikimin. Prezervatiflerinden başka bir bokun yok!'. Komik ama arabası olan bi adama tercih edildim. Bunu söyledi de üstelik. Bak aklında bulunsun, hayat sana tekme attığında ağlama. Tamam tekmeye karşılık ver demiyorum sana ama ağlama da. Gül haline, zaten gülünecek bir haldesindir. Ciddiyim bakma öyle. İnsanların verdiği yaralar ilacını bulur her zaman. Bedenin eskisi gibi çalışmaz belki ama, sürünmezsin de. Ah mukadderat! İşte bu yüzden her kadında biraz annesini arıyor her erkek. Ve ne tuhaftır ki sadece annesi koruyabiliyor o ince çizgiyi. Özgürlüğe değmeden. Boğmadan. Ama sadakati de elden bırakmadan."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tankını eline alıp tırnaklarıyla arasında çamurları temizliyor, pislikleri de yere atıyordu. Benim gibiydi. Dikkatini başka yöne vererek daha az acıttığını sanıyordu. Gözlerini ellerime kilitledikten sonra erken söylediğini düşündüğüm cümleyi söyledi;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aşk da bitiyor kendi meşrebince be!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendiyle dalga geçmesi bir yana, işin içine beni de katıp harmanlaması ve buna verecek bir cevabımın olmaması beni oturduğum koltuğa mıhlıyordu adeta. Yokluğuna, aslında hiç var olmadığına inandırmak için yapıyordu. O kadar öfkeliydi ki kendisine , o kadar huzursuzdu ki onu bu kadar seven birine yapıştırabileceği bir etiket bulmakta hiç zorlanmıyordu. O benim gibi olabiliyordu da, ben 'o' olmak nasıl bir duygu, bilmiyordum. Bu kadar 'mükemmel adam'ı oynamak yormalı insanı, o istikrarlıydı. Kimbilir ne zaman sıradan görünmeye başladım ona? Önümdeki saatlerdir duran boş sayfayı katlayıp dizimin üstüne koydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Birini sevmekten daha zor bir şey varsa o da birini sevmekten vazgeçmek", yazıp ellerimin titremesini görmesini istemediğim için masaya bıraktım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kağıdı eline alıp, 'Fark etmez' der gibi bir hareket yaptı kafasıyla. Onun için ne fark ediyordu acaba? Şimdi kalkıp gitsem, 'Nereye' diyemeyecek kadar mükemmeldi o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kendini bir odaya fazlalık gibi hissettin mi hiç? Tuhaf, günlerdir yanımdasın. Ama bacağım sana değdiğinde bile bir varlığını reddediyor. 1 yıldır değişteremediğim bir durum bu, varlığın ve yokluğun arasında gidip geliyorken tek bir şey düşünüyordum; memelerinin kokusunu mu yoksa dudaklarının unuttuğum tadını mı özlüyordum, bilmiyorum. Bir evin içinde tadını unuttuğum bir kadın."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüyor yine. Bir yandan da tank'ın tekerleklerini söküyor. Gülmesini her zaman sevmediğimin kanıtıydı ona bakışım. Tankı parçalıyor. Gülmesini sevdiğim ama bakışlarında başka bir kadını gördüğüm gülüşü sevmiyorum. Tankın kapısını söküyor. Tornavidayı masaya bırakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sevmesen anlatmazdın. Gülüşünü şu an sevmiyorum ama, sevmesen bu kadar güzel gülemezsin", yazıp uzatıyorum kağıdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüyor, ben buna şaşırmıyorum. Su içmek gibi onun gülmesi, öyle duru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Seni istemiyorum" diyor tereddütsüz. "Ben de" diyemiyorum, yazamıyorum. Ellerimle anlatmaya çalışsam, kendime hakim olamamaktan korkuyorum. Tekerleklerden birini parmağıma dolayıp oynuyorum. Ağlamamak için tekerlekleri gözlerime yapıştırmak istiyorum. Tekerlek göz, dilsiz kadın, varlığı yokluğu belli olmayan biri. Hepsini toplasam bir kadın eder miyim? Aklıma gelenlerin hepsini geri itip kendimi tutmamam gerektiğini hissediyorum. Pıt pıt ağladıkça onun acımasını değil de, şu an tarif edemeyeceğim bir şekilde beni sevmesini bekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ne gözyaşların, ne acıların, ne aşkın; benim gözyaşımdan, acılarımdan daha değerli değil", dedi. Bunu o kadar rahat, o kadar 'o' gibi söyledi ki, sanki kapıcıya 'Bana bugün başka gazete bırakın' der gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun ilk oyuncağı olan tankın tekerleklerini eteğimin ceplerine doldurup, yarım bir çocuklukla bıraktım onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demişti; ilklerini unutan bir insan yarımdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-994588157748907028?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/994588157748907028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/03/uc-islem.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/994588157748907028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/994588157748907028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/03/uc-islem.html' title='Üç İşlem'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-629966303478612180</id><published>2011-02-27T22:35:00.001+02:00</published><updated>2011-02-27T22:36:24.056+02:00</updated><title type='text'>Yani.</title><content type='html'>&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;Ve kadın adama der ki;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;&lt;b&gt;"Ben aslında sizi seviyormuşum bayım. Olup bitenleri deşmeden, ne hissettiğinizi bilmeden, kimi izlediğinizi bilmeden haybeye seviyorrmuşum.İnanmazsınız sizi o kadar özlüyorum ki. Öyle olsun."&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;Adam da durup;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;"Ben de özlemişim" demez mi?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;Demez aslında, bakma. Öyle bi adam o çünkü. Gider en olmadık insanlarla, en olmadık şeyleri konuşur, lakin özlediğini söyleyemez. Sorumluluk dahilinde değildir çünkü özlemek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;"Sizden bahsederken beni izleseydiniz, biliyorum, bana aşık olurdunuz. Bir kadın bir adamı anlatır anlatır da, dinleyeni hayran bırakabilmek değil miydi esas olan? O kadar güzel bahsederdim ki sizden, karşımdaki kadınlar hayretle dinlerdi söylediklerimi. Bu sebeple sizden bahsetmediğim zamanlarda eksik olan şeylerin yerini doldurmadım.Kafidir."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;Doğru. Birine ulaşmak kolay olmamalı. Hele yazmak hiç kolay olmamalı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-collapse: separate; font-family: 'Times New Roman'; margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;Olmuyor da.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;Kaybetmek için yeterli cesarete sahip olduğunda hâl bu oluyor işte. Beter. Anlamadınız di mi? Anlamayıverin bir defa da ne çıkar ki? Yazacak bir şeyimin kalmadığını yazmaya gelmiştim. Araya bir şeyler sıkıştırıp sizi yediğimi düşünüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="border-collapse: collapse;"&gt;Gideyim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-629966303478612180?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/629966303478612180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/yani.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/629966303478612180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/629966303478612180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/yani.html' title='Yani.'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-2352963519182681694</id><published>2011-02-25T01:47:00.001+02:00</published><updated>2011-02-25T01:52:11.602+02:00</updated><title type='text'>Siz Bilmezsiniz O Vakitler Şirince Adeta Cennet Gibiydi.</title><content type='html'>İzlemeyi sever misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece insanları izlemek, yoldan geçenlere bakmak, insanları süzmek değil, ne giymiş, ' amaan, bu ayakkabıyla bu elbise olmamış hiç' değil bahsettiğim. İzlemek başka bir şey. İzlerken hikayeler yazmak bambaşka bir şey. Kimin kafasından ne geçiyor tahmin etmek, yüzüne baktığında anlamak o yüzün altında yatanı. Zor ama e işte, keyifli de beri yandan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herhangi bir kitabı okurken mesela, kendimi oradaki karakterlerin yerine koyuyorum. Daha mı iyi bu, değil. Hiç de tavsiye etmem. Orta okuldaydım sanırım, Edebiyat Hocam hangi akla hizmet hala bilmem, bana Cezmi Ersöz'ün kitabını vermişti, 'oku ve anlat. Ne göreceksin merak ediyorum!' Ortaokuldaki bi kız çocuğuna Cezmi Ersöz babayı okutmak nedir? Ne görücek küçük kız kitapta? "Cezmi Ersözün yarattığı karakterin altına yatan ve erkeğin hunharca sevdiği kadın!" Olaya bak. Aylarca etkisinden çıkamamıştım.. Hocaya gidip de ' oku ve anlat öyle mi? Ne anlatıcam adam hayatımı sikip attı, döndü dolaştı ağladı, ha babam sevişti durdu' diyemedim tabi lan. Der miyim hiç! Ama o yıllarda öyle olmuştu. Sonraki yıllarda karşıma çıkan her erkeğe bir buğulu bakmalar, bir ' yüzüme bak beni oku' demeler, bir şiirler yazmalar, efendime söyliyeyim ' seni terk ediyorum' dediğinde, ' Nolur gitme, gidersen hede hödö' olur demeler. Aman ki ne aman.. Ne sıkıcı! Bana o zamanlar katlanan adamlara teşekkür mü etmeli, 'ne salakmışsınız lan siz de' mi demeli, bilemedim.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salak bir kadınım ben. Bunca zaman iş aramama rağmen, bulduğum çok sağlam bi işe, uzun zamandır benimle konuşmayan arkadaşımı göndericek kadar salak! 'Ben de yaparım bu işi ama bu iş onun alanı, o gitsin ya dur bi arıyım'. Aradığımda işten hiç bahsetmedim ona, sadece 'gel canım evdeyim' dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldiğinde bir sapık gibi izledim onu. Özlediğimden değil, sadece anlamak istedim bana nasıl baktığını. O konuşurken, ellerini kollarını sokacak yer bulamazken, saçıyla oynarken, bana bakıp hiç de içten gülmezken ama o en içten gülümseyişini takındığını düşünürken ben onu izliyordum. Neden bunca zamandır onu aramadığımı, birden neden onu aradığımı, neden ona öyle baktığımı, neden tepkisiz kaldığımı, neden gülmediğimi neden, neden, neden.? Bir sürü soru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O nedenlerin içinde boğuladursun, ben gideceği işi anlatıp gönderdim onu. Bir daha anladım ki dünya gerçekten küçük. Küçük çünkü yüzüme baktığında beni anlayan birini görmedim. Küçük dünyada bunu mu aradım? Evet! Ben hikayaler yazarken, şarkılar söylerken ona bakıp ya da sevdiğim adamı izlerken bıkmadan, yüzüme bakıp ' Ha!' diyen birinin daha üstüne çizik atıyorum.. ' Bu kadar kolay mı bu iş' demiştin ya bana, çok kolay. Her şeyi yüzünde saklıyorsun çünkü. Çünkü güldüğünde içimi ısıtamıyorsun, çünkü bakışların değil köpeği beni bile korkutuyor! Buz kesiliyorum samimi olmayan bir bakışın altında. Küçücük kalıyorum da denebilir oekala.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler yazdım onu izlerken bi bilse.. Belki o korkar benden onu anladığım için. Ama ben vitrind ki mankeni de anlıyordum. Ona bakan insanları da.. Onu kıskananlar bile var. Cansız bir mankeni anlıyorum ne güzel. Ama, cansız mankeni kıskanmak da neyin nesi? Ben açıklamasını yaparım bunun da, mankeni kıskanan kadın ne der bu konuda onu da bilmem.&lt;br /&gt;Dünya küçük, bir kez daha anlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani, sizi boğan bir şeylerin olduğunu bilirsiniz de sebebini bilemezsiniz. Böyle gel git dönemlerde küçük bir köye gidiyorum. İnanılmaz güzel manzarası olan bir odada saatlerce camın kenarında oturduğumu bilirim. Ordaki insanlar beklentisiz seviyorlar diyeceğim de kimisi götüyle gülecek. E bilmeyen gülüyor tabi. Ziyanı yok. Yolda yürürken, koşmaya hali olmayan bi teyzenin kan ter içinde yanıma gelip başıma papatyadan taç takıyor mesela. Elimi cebime atıp ona para vermek istedim, malum böyle gördük hep. Parayla olmasa da her şeyin bi karşılığı vardı, türk filmi kıvamında. Elimi tuttu hemen, sonra sağ elini uzattı bana öpmem için. Bu yetermiş ona. Emeğinin karşılığı bu. Bu kadar basit.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar.. O pamuk ellere minnet.. Elimde şarap şişesiyle yürüdüğümde, kimse bana ' hoop napıyorsun kardeşim' demiyor. Öyle ki, bakan anlıyor halimi. Ya aşktan ya da adını koyamadıkları başka bir sıkıntıdan! Sormuyorlar bile size, nesin necisin, nerden geldin diye.&lt;br /&gt;İnanmazsınız destekliyorlar üstüne, rakıyı da önünüze koyuyolar. Vay diyorsun amcama bak, keyif yapacak, seni de ortak edecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece bütün gün yaptıkları işleri anlatıyorlar. Sonra ' öyle işte' diye nasırlı ellerle dizlerine bir vuruşları var ki, görülmeye değer. Sohbet edip kalkıyorsunuz masadan. Sonra aklınıza geliyor, sofralarında oturdum, küçük de olsa katkım olsun deyip el cebe gidiyor tekrar, bi ayaklanma başlıyor o an. Kadeh diye bir şey yok, su bardağını uzatıyorlar size ' şarabından ver yeter'... Ee malum, böyle büyüdük ya, 10 ytl at yeter cümlesine alıştık ya, yadırgıyorsunuz ama imreniyorsunuz da.. Dudağınızın kenarında bir gülümseme ile yola devam ediyorsunuz. Kafama dank ediyor ki, dünya gerçekten küçük değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evime dönerken yolda sevgilisini döven birine denk geliyorum. Dövmek de değil başka bir şey bu. İzliyorum bi süre. Müdahale edemiyorum. Edemem. Etsem ederim ama buna müdahale edemiyorum. Adam, kadını dövmekten yorulup kaldırıma oturduğunda göz göze geliyoruz. Yere tükürüyor gözlerini hiç ayırmadan. Gözlerim acıyor desem yeri var. &amp;nbsp;Adam benden rahatsız olmuş olacak ki kadını kolundan çekiştirerek götürüyor. Onu izleyen birinin karşısında nasıl dövmeye devam edebilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi yüz herşeyi saklar biliyor musunuz? Boğazımda bir el hissediyorum yine. Destekli bu defa. Biliyorum, aklımdan hiç çıkmayacak karelerdi bunlar. Neden bilmiyorum, adam arkasını dönüp bakıyor bana. Yanıldığımı anlıyorum yine, dünya çok küçük ve bana hep böylesi denk gelecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evime gidiyorum sonra. Bi nevi saray.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergün kapının önüne eski gazeteleri koyuyorum. Çok yaşlı bir amca da, hergün sessizce gelip alıyor o gazeteleri. O kadar sessiz alıyor ki, gizli bir iş yaptığı için değil, rahatsızlık vermemek için. Bi gün gazeteleri kapıya koydum, yanına da &amp;nbsp;kendimi koyup amcayı beklemeye başladık. Geliyor ayaklarını sürte sürte, yorgunluktan değil ama belli. Eşşek olan bile anlar.&amp;nbsp;Yere oturamıyor, gazeteleri üst üste koyduk, bir sürü oldu diz hizasına geldi. Otururken de bi oh çekti inceden, sonra su istedi. Suyunu içtikten sonra titreyen elleriyle bardağı uzattı önce. Size de olur mu bilmem de.. ya da neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Geçecek' dedi sadece. İşe bak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya küçük demiştim ya, değilmiş. Anladım. Siz de hemen inandınız.&amp;nbsp;Bazen içinizdekileri dile getirmek zor olabiliyor, dil de bi yerden sonra 'yeter, biraz da gözlere yüklen, anla' diyebiliyor. Biz izledik, bu kadar dile getirebildik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi sizi izliyoruz! Ne hoş.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-2352963519182681694?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/2352963519182681694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/siz-bilmezsiniz-o-vakitler-sirince.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2352963519182681694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2352963519182681694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/siz-bilmezsiniz-o-vakitler-sirince.html' title='Siz Bilmezsiniz O Vakitler Şirince Adeta Cennet Gibiydi.'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-2901895474774999997</id><published>2011-02-20T21:55:00.005+02:00</published><updated>2012-02-02T19:20:48.075+02:00</updated><title type='text'>Mi?</title><content type='html'>&lt;div class="pager" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; margin: 5px 0px; text-align: center;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Önümdeki kitabın 34. sayfasına kaç saat takılı kaldım, bilmiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Bir şekilde kafamı toplayıp kitabı okumaya devam etmek istediysem de, beceremedim. Şu hayatta zaten 'Becerdim lan bunu da' diyebileceğim sayılı olay varken ve ben bunları bile hatırlamıyorken, kitaba kendimi vermek hiç de kolay görünmüyordu. (Ne saçma bir cümle oldu, fekat toparlayamadım!)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Hep mi yarım kalıcaksın içimde?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Belki de.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Ya içimdeysen aslında?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Olabilir de.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Hep böyle kısa mıdır cevapların?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Mümkün mertebe.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Kurduğun en uzun cümle?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Sıcaklığını hissetmek güzeldi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Hepi topu 3 kelime, yan yana getir cümle oluyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Yaşım itibariyle epey hissettiğimi söyleyemem tabi ki, ama yaşadığım kadarı ile şunu söyleyebilirim; bir şeyleri yarım bıraktığımda canımı acıtmak istiyorum. Ki bu tabağımda ki yemek de olabilir, izlediğim film de olabilir, seyre daldığım bir manzara da olabilir, koklarken uyuyakaldığım adam da olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Her şey olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;- Şey'ler ayrı olacak.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; line-height: 20px;"&gt;Tastamam olması gerekiyor istediğim şey her ne ise. O film bitmeli, o manzarayı ruhum da, gözlerim de dolana kadar izlemeliyim, o adamı koklamaktan yorgun düşene kadar koklamalıyım. Hepsini yapıp bir 'oh' çekmeliyim.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; line-height: 20px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: normal;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; line-height: 20px;"&gt;Çekmeliyim ki o 'oh' yıllara bedel olmalı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Yazlık bir mekanda çalıştığım bir dönem şezlonga oturur, saatlerce manzarayı izlerdim, sıkılmadan, yorulmadan. Huzur sizin için ne ifade ediyor bilmiyorum. Benim için orda geçirdiğim bir kaç saatin anlamı o kadar büyük ki, birisi bana seslendiği zaman ağzımdan köpük çıkararak 'görmüyor musun ne yaptığımı, git başkasına söyle!' diye dikleniyordum. Hatasızdı halbuki, tek derdi Ekim ayında üşümemi engellemek ya da üşüdüysem 'şal getireyim mi abla?' diye sormaktı. Ben üşümüştüm, ama huzurum daha mühimdi. O anı hiçbir şey bozmamalıydı..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Onun bana 'huzurumu kaçırıyorsun' demesine o yüzden bu kadar içerlendim sanırım. Huzuru bu kadar hayatının göbeğinde isteyen biri daha yoktur diye düşünürken, bile isteye başkasının huzurunu nasıl kaçırabilirdim ki? Üstelik, 'uyurken sarılır mısın, ayaklarını da yanaştır, çok üşüdüm?' dememle hangi insan evladının huzuru kaçabilir ki? Sarılmak kimileri için böylesine işkence olabiliyormuş meğer. Böylesine derken, huzuru kaçırdım ya ben, hı hım o sebepten işte.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Hiçbir zaman istediğim şeyleri tamamıyla yapamamıştım ya da zamanında diyelim. Er geç yaptığımda ise, şükretmekten başka yapabileceğim bir şey kalmıyordu. Şükretmek de gecikmedim hiç. O da beklemezdi zaten. Ona ilk defa kusursuz bir doğum günü yaşatmak istediğimde bir günümün huzurunu bozarak strese girmiş, ne var ne yoksa yere sermiştim. Arkadaşlar tek tek aranıcak, pasta siparişi verilecek, ev toplanıcak, içkiler alınacak, daha hediye alınacak, daha çok güzel bir hediye alınacak, daha dibinin düşeceği bir kutlama olmalı, daha iyi olmalı, hep daha iyi, hep daha kusursuz... Huzuru kaçan bir adamı mutlu etmenin çeşitli yollarını arıyordum, beni yoruyordu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Her şey yerli yerinde, her şey tamam, herkes burda, o eksik bir tek...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;İlk tepkisi çok mühimdi benim için. Öyle ya, mutluluk kolay elde edilen bir şey değildi, hele o adam için bu çok zordu, e benim çabam da zoru başarabilmekti. Minik bir çikolatayla birini mutlu edebilirsiniz ama her zaman değil. 'İnsanların doyumsuz olduğunu anlamakta amma gecikmişim' demek de bana farz olmuştu.. Bu da bana kapak olsundu!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Ne bu şimdi böyle balonlar, çiçekler, hediyeler, pastalar? Sayısız ayrıntılar, ki hiç gerek yok. Başım da fena, müsadenizle yatacağım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Ne arkadaşlarımızın ısrarları, ne onu mutlu etme çabam, ne o ev, ne ben...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Hiçbirimiz onun huzuruna ve mutluluğuna denk düşmüyorduk. Biz bunu o gün anlamıştık. Biz derken, huzurum ve ben. Hani istese, dile getirse, yapılabilirdi bir şeyler. Konuşmadı. Değil ki sesimi duysun, yanıma gelsin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Buna rağmen yanına gidip sarılmak istedim ona. İşyerinde yaşadığı stresi, ailesiyle olan problemleri göz ardı edemedim. Sıkıntısını, evimizden insanları kovmasını yine de buna yordum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Bir kadının, onu istemeyen bir erkeğe sarılmak istemesi ne zor. O an; gururu, siktiğimin huzurunu, kadınlığınızı bir kenara bırakıp yine de o adamı düşünebiliyor, buna çok sonraları pişman olabiliyorsunuz. Pişmanlık içimi sızlatıyordu. Ve daha epey sızlatacaktı..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Ben nerden bilebilirdim ki aslında huzurunu bozanın ben olduğumu?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Söylemedi ki..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Anlamadım ki ben. Anlasam yine de sarılmak, onu iyi etmek istemezdim ki.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;İsterdim belki de, ne söylesem yalan olur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Hiç, bir insanın varlığından rahatsız oldunuz mu? Cırcır böceğinin sesinden, kedilerin mart ayında tam sevişecekken çıkardığı mırıltılardan, tam uyuyacakken saatin tik tak'ından rahatsız olunur belki, evet. Ama aynı ev? Gel git dönemlerini, kıskançlık krizlerini, bir ilişkinin olurunu olmazını, neyi sevip sevmediğimizi çoktan aşan biz, tahammül sınırımızı bilememişiz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Aynı evin içinde tahammül edemediği bendim aslında.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Yatakta doğrulup derin bi iç çekti. Ellerini yüzüme koyup gitmemi istedi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Gel git dönemlerini aşamadığımı anladığım bir an; "gitmelisin, kalmalısın.. Gitmelisin, kalmalısın.. Seni sevmiyor. Hayır sevmediğini söylemedi. Ama bu daha beter. Ee ama zaten gitmemi istemesi sevmediği anlamına geliyor. Belki gerçekten anlamatamadığı bir sıkıntısı var. -Olabilir, konuşabilirdi, anlatabilirdi, yardım isteyebilirdi. Kaçıyor! Hayır kaçmıyor, huzurunu geri istiyor. Huzur? Varlığınla nerdeyse unuttuğu huzur! Vereyim o halde, sarılsam? İter. Öpsem? Ih ıh yemez. Hala ne yapabilirim diye düşünüyorsun, git dedi. Yüzümdeki elleri peki? Silinir. Ufff! Silinmez o. Doğum günüydü bugün, bu gece kalayım. Gitmen gereken bir gece varsa o da bu gece. Kalk onun yatağından. Vay amına koyim, huzur demek haa?! Huzur ya, ne sandın. "&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Tamam o zaman, gideyim ben.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Bir süre, hiçbir şeyle kandıramadım kendimi. Ayrı geçen zamanlarda hep aynı şeyi düşündüm, kimseye zararı dokunmayan biriyken, sevdiği adamı nasıl dibe itebilirdi bir kadın? Hep söylerdim, 'düşen birine el uzatmadım belki ama toprak da atmadım üstüne düştüğünde' diye. Yapmışım işte.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;O düşmüş, tutamamaşım...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Kısa bir zaman sonra, sadece konuşmak için arayıp beni çağırdığında, titreyen sesimi anlamaması için çok da içten olmayan bir gülüş patlatmış; 'yüzümde ki izi de getireyim madem' demiştim. Ne bunalımmışım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Hiç unutulmayan an'lar vardır hani?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;En çok yüzüme dokunduğu an'lar da sevdim onu, sadece dokunurdu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Zaten ondan sonra da bir 'o' öyle dokunabildi. Aksilik bu ya, o da istemedi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Bir şey söyliyeyim mi?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Hı hım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Çok huzurluyum şu an.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Küfür gibi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Olabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Ne demek olabilir, huzur diye diye beynimi yedin, ben gidince mi huzurun döndü?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Ee mümkün.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Rezillik.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Olağan bence.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Terbiyesiz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Bir şey sorucam!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Sorma.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Hep böyle kısa mıydı cümlelerin?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Off!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Tamam tamam.. Elimi koyim?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Hı hım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;-Uff üşümüüüş!&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Yüzüm hala sıcakken ben bi gidip bahtıma bi tükürüp geleyim.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="margin: 0px;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;Olmadı sikerim bilemiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="line-height: 20px;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="line-height: 20px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-2901895474774999997?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/2901895474774999997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/mi.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2901895474774999997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2901895474774999997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/mi.html' title='Mi?'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-1324279272119242047</id><published>2011-02-17T23:12:00.000+02:00</published><updated>2011-02-17T23:12:30.884+02:00</updated><title type='text'>Sıradan</title><content type='html'>Her sabah , aynı insanlarla aynı vakitlerde işe gidip, her sabah aynı şeyleri yiyen, hatta kimi zaman kahvaltı bile etmeyen, aynı vakitlerde türk kahvesini yapıp sigarasını içen, aynı vakitlerde faturaların arasına gömülen ve muhtemelen kasasında hep açık çıkan, bu vakitlerde hiçbir şey düşünmeyen, çünkü insanları izlerken başka bir şey düşünemeyen, aslında düşünen ama def eden, bütün gün belki de "burada olmamalıyım aslında ben, gideyim mademse" diyip içeri girdiğinde aynaya bakınca bundan vazgeçen, "akşam olsa da müzik dinlesem" diye gökyüzünün gözünün içine bakan, akşamı akşam yapan, yine aynı vakitlerde evine gitmek için yola çıkan, durağa daha çabuk gitmesine sebep oldukları için yol veren arabalara gülerek el sallayan, sokak köpeklerini peşine takan, otobüse binene kadar köpek kokusunu üstüne boca eden, otobüse bindiğinde hep aynı koltuğa oturan, evinin önündeki durakta inen ve tin tin evine giden sıradan bir kadını bir arabanın içine doluşmuş ve arabayı karanlığa park etmiş bir kaç orospu çocuğu karanlıktan sebep önce korkutup, sonra &amp;nbsp;üstüne yürüyorsa kadının yapabileceği her şey hak oluyor. Kaçmayı da yediremiyorsa sıçtığının resmidir bu bi nevi. Kafa tutsa ne, küfür etse ne? Yememiş içmemiş hayvan gibi şişmiş adamlar. Zıplayarak mı vursun itlere? Öldürse de hak, tükürükler saçarak orospu çocuğu dese de hak. Ama bu adamlar "orospu çocukları" dediğim için daha da celallenirse kadının suçlu duruma düşmesi de şaşılası bir durum olmuyor tabi ; "Sen bize nasıl orospu çocuğu dersin lan, kimsin kızım sen, seni bulurum var yaee!!". Bulunca yapacakları da bellidir aslında. Neyse. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah belanızı versin lan, kodumunun ibneleri. Erkeğim diye geziyorsunuz ya siz. Geziyorsunuz böyle. Diyeceğimi unuttum. İbneler" diyip yoluna devam eder sıradan kadın ötelerden gelen küfürlere kulaklarını tıkayarak. İyi ki kulaklık var. Olmasa başka ne gibi çirkin sesleri duyardı kulaklarım, kimbilir. Eve gelince de sinirini kimden çıkaracak? Anne babasından.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Beni niye erkek doğurmadınız? O puştların ağzını burnunu kırıp ellerine verseydim iyiydi, ama boyum yetmedi" diye isyan eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat beni kazıklıyor, alıyor da vermesini bilmiyor derdim eskiden. Düşündüm de, hala kazıklanıyorum sanırım. Özlediklerimi bile vermiyor. Üstüne böyle çirkin şeyler. Asabımı bozuyor. Hayır bi şey değil, sıradanlığımdan saptırıyor bu pezevenkler beni. Üzülüyorum. Ne güzel efendi gibi işime gidip geliyordum sizi izleyerek. Aman yaa!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbne hayat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps: Ben de götlük yapacağım hayata bundan böyle. Binmiyorum lan otobüse falan. Benim popomu çok arar o. Siz de binmeyin lan. Zıplarım bak :(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-1324279272119242047?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/1324279272119242047/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/sradan.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/1324279272119242047'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/1324279272119242047'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/sradan.html' title='Sıradan'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-2511804219864712451</id><published>2011-02-07T23:56:00.001+02:00</published><updated>2011-02-08T00:05:44.260+02:00</updated><title type='text'>Aldatırım.</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: 'Trebuchet MS', sans-serif;"&gt;Seninle, bir mağazanın müşterisini aldatan reklamı gibiydik 'içeriden' bakıldığında;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: red;"&gt;Sevgililer gününe ÖZEL&lt;/span&gt; &lt;span class="Apple-style-span" style="color: red;"&gt;% 70&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;' e &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: xx-small;"&gt;varan&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt; &lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: red;"&gt;İNDİRİM.&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: red;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;Bunun gibi şeyler. Hep böyle yazmak istedim. Ya ne? :(&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-2511804219864712451?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/2511804219864712451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/aldatrm.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2511804219864712451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/2511804219864712451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/aldatrm.html' title='Aldatırım.'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-8053785222873805777</id><published>2011-02-05T22:45:00.001+02:00</published><updated>2011-06-12T00:46:12.171+03:00</updated><title type='text'>Hırka</title><content type='html'>Bugün olacakları önceden bilmek ne zaman iyi oldu ki!&lt;br /&gt;İzleyeceğim bir filmin sonunu söylemenden ne farkı var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Minnetini ve merhametini masaya koymak kadar kolay olsa birtakım şeyler. O zaman daha çekilir olmaz mıydı? 'Kimseye minnet borcum yok arkadaş, sırtımda yük yok, bel bağlayan yok, arayan soran yok, neredesin diyen yok!' demek daha kolay olmalı. Benim aklıma geldiyse de yapamadım. Merhametten değil. Farkımız buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir zaman yapmayacağın şeyi yapıp doğruyu gösterdin bana, görmedim. 'Bak giderim' dediğini de duymadım. O uzun yolu her zaman ki gibi başın önünde gidiceksin, sonra geri dönüceksin sandım. Sanki bana sigara almaya gidiyordun yine. O kadar basitti gidişin. 'Başka birşey lazım mı? Kahve, şarap, bisküvi, sakız?'&lt;br /&gt;Dönseydin, bir elinde çikolata, diğer elinde sigara, cebinden çıkaracağın kanyak ve üşümüş ellerin olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peterson Köşkü...&lt;br /&gt;Elinde kamera diğer elinde kanyak şişesi, bir çocuk gibi küsüp çimlere oturduğun an. Fotoğraflarımı çekmene izin vermiyorum. Çirkin bir kadın olduğumu düşündüğümden değil, çirkin olduğumu söylediğinden.&lt;br /&gt;'Seni çekemeyeceksem kimi çekeceğim?' diye sızlandığın dakikalar sonra. Kazık kadar adamın 'çocuk olması'.&lt;br /&gt;O çocukluk sende nasıl salak duruyordu, bi ben biliyordum. Ne değişti diyorum o günden bugüne. İstediğin olmadığında çocuklaşan sen mi, gitmemi istemeyip yüzünü düşüren sen mi daha çok kazındı zihnime? İkisi de aynı değil mi zaten? Ne olursa olsun senin istediklerin olmalıydı, öyle de oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nerden bilebilirdim ki bir ömrümüzün olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elimden tutup 'şu suyun üstünden atlayabilir misin?' diye sorduğunda 'atlarım ama korkarım da, mazgala falan girerim ben şimdi, sakarım' demeseydim! Hadi ben cesaretimi sınadım ve başarısız oldum, peki sen? Biliyordun olacakları. Hiçbir şey çaktırmamak sana özgüydü. Kavgalı olduğumuz zamanlarda, karşımdaki koltukta kıvranarak oturmandan belliydi beni özlediğin. Seni karşıdan izlemek keyifliyse de, bana dokunmak için yanıma gelmeni beklerdim. Kazağımı kaldırıp 'ellerimi ısıtır mısın?' diye mızmızlandığın anlardan geriye hiçbir şey kalmadı. Belki bir iki görüntü daha. Isınmış ellerinle önce yüzümü, sonra omuzlarımı ısıttın. 'Pes! Sırtında buz gibi' deyip sırtımı, 'bakim ayaklarında üşümüş mü'deyip ayaklarımı. Muzip gülüşünün altına saklayamadığın adamı biliyorum ben. Karşılaştık daha önce. Yarı yolda bırakmayı kendine yediremeyip bi şekilde bana katlanan adam o. Hırkayı da alıp, benim üşümemi bu defa hesaba katmayıp gidecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sıcaklık bana aitti.&lt;br /&gt;Ama umursamaz olmak hiç bize göre değildi. Ama öyle olursak belki anlardık kıymetimizi. Üşüyen ısıtılmaz, hastaya çorba bile verilmez, uyuyanın üstü örtülmez. Evcilik oynadığımız diğer oyunlar gibi görürdüm ben umursamazlık oyununu. Karı kocacılık oyunu gibi basitti onu da oynamak.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Üşüyorum!&lt;br /&gt;-Don!&lt;br /&gt;-Üşüyorum lan!&lt;br /&gt;-Isıtmı'cam.&lt;br /&gt;-Yemin ederim bokum dondu he!&lt;br /&gt;-Yok, bugün ısıtmıcam.&lt;br /&gt;-Domuz doğdun anandan da ondan Hayvan herif.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilemezdim tabi, bunların senin için aslında alıştırma olduğunu. Gitmeyi çok defa denemiş olmama rağmen ben yapamamıştım. Arkamda bırakacağım seni; ellerini koyacak yer bulamayan, üşüyen, ilgi bekleyen, minnetle kardeş olan merhamet duygusu ile sarmalanmış bir adam olarak düşündüm hep. Öyle ya, minnet borcun vardı bana, ölümden kurtaran bendim seni. 'Sen olmasaydın eğer.. ' diye başlayan cümlelerin sonunu hiç bir zaman getirememiş olmanı duyduğun minnete verdim. O sendin. Bu da ben. Sökülmüş bir hırkanın kolundan sarkarken kesilmeyi bekleyen ip'iz şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birine merhamet etmenin aslında ne zor olduğunu anlıyorum şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deneyip deneyip vazgeçmiş olmama rağmen, alışmıştım zamanla hayatımın orta yerine oturduğuna. 'Öyle bir hale gelecek ki bu, ne ben üzüleceğim, ne sen' derdim. 'Çünkü artık paylaşabildiğimiz bir şey yok ellerimizi ve burnumuzu ısıtmak dışında. Belki bi film. Ya da beraber kurduğumuz sofra, bir ucunda senin bir ucunda benim oturduğum. Haa bir de sana ördüğüm hırka var. Bir kolunu senin bir kolunu benim giydiğim. Bir de birkaç yaşanmışlık işte. E daha ne değil mi ama!' dediğimde, sanki aslında uzunca bir zamandır beklediğin cümleleri kurmuşum gibi, ' kendimi avutabileceğim bir şey kalmadı. Sen yine hırka diyorsun, ben onu bile gözden çıkardım. Üşüyebilirim. Ben üşürken sen terleyebilirsin. Olağanmış gibi bakıyorum hadiseye. Sen kıyafetlerimi koklarsın beni özlediğinde, ben teknoloji adamıyım ya, videolarımızı izlerim. Aç mı, tok mu diye düşündüğünde ben zil zurna olurum da yine çaktırmam sana. Sen uyuyamazsın belki, ama ben uyuyup uyanıp işime giderim, çünkü akşama elimde poşetle eve girmek zorunda olurum. Ya da bazen aynı tabaktan yemek yediğimiz için evde olmamamı yadırgamazsın sen, ama ben aç olurum evimde. Sen kahve içersin, ben yine sana kanyak almaya gidiyormuşum gibi yola düşerim yine başım önümde. Hiç param kalmadı cümlesini kurmamak için sarelle kavanozunu kumbara yaptığımı bile söylemem sana. Ya canın kanyak isterse? Ben senin için bir şeyler yaparken senin de aynı anda benim için bir şeyler yapman çarpışınca bunlar oluyormuş, bak. Huzurlu olur muyum? Orası muamma! Ama elde birşey kalmamış karşıdan bakıldığında. Şu tırışkadan hırka dışında!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şey olmamış gibi sarılıp ısınma oyunu. O tatsız olayları biz konuşmadık, ne sen gittin, ne ben. Hırka orda, göbeğim soğumuş ellerini ısıtıyor yine, kanyak masanın üstünde, güvendiğim omuz da burda. Her şey yerli yerinde, aksesuarlarda dahil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayali bile güzeldi, ama bir yere kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurlu günlerde yol kenarlarında biriken sulara dalıp ayaklarımı ıslatmayayım diye, beni kucaklayıp kaldırıma çıkardığın günler geliyor aklıma. Utanmadan beni sırtında taşıdığın günler, 'Islanma sen' dediğin. 'Kırk dokuz kiloyu kaldırıyor benim aslan sevgilim, tamam indir, ya indir, lan oğlum geçti kaldırımdayız tamam indir!'. 'Vallaha bırakmam dolmuşa kadar sırtımda taşıyacağım' diye direttiğin. Sonra, bir çuvalı bırakır gibi aniden bırakıp gülme krizine girdiğin an'lar. Götlüğün böylesi! Sırtında çuvalıyla gezen Noel Babaydın sen. Beni kime kime hediye ettiğin de belirsiz! Kocaman bir hırkayı ikimizin giydiği, herkesin bize götüyle güldüğü anlar beraberinde. Bir kolunu sen, bir kolunu ben. Ne umrumuzdaki karnımızı doyurmak dışında? He bir de hayat telaşı işte. Akşama ekmek alıcak paramız var, makarna da var. Faturalar ödendi, kartının faizi yatırıldı, akşamları altını çizerek okuduğumuz kitabımız da var. mız, miz, muz, müz... ! Hepsi var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok zamanların birinde darı istemiştim hatırladın mı? Bana çiğ darı denk geldi diye yemeyip çöpe atmıştım. Neden yemedin, diye bağırıp çıldırmıştın. 'Alt tarafı darı deyip geçemiyorum ben senin gibi. Ekmek alamayan insanlar var, çöpten ekmek toplayan, senin yere attığın darıyı yiyecek olan on tane çocuk getiririm ben buraya. Şımarıklık yapıcak yaşı geçtin canım sen. Ya nefsine hakim ol, ya da atma çöpe!'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkekleri ikiye ayırdım o gün; "baba olabilecek olanlar ve babalık duygusunu hiç tadamayacak olanlar". Üstünde güzel duruyordu babalık. Kobay çocuk ben olduğum için belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitmeyeceğine o kadar inandırdım ki kendimi, şu an ki şaşkınlığım neler olup bittiğini anlamayışımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yağmur yağıyor, ıslanmasa bari. Aç mı gelir? İşyerinde canı sıkıldıysa önce kahve içer, sonra yemek der. O kaltak amiri yine emirler yağdırmıştır. Hava çok soğuk değil, üşümemiştir. Bugün ben alayım kanyağı. Otobüste ayakta gelirse, iyice yorulur. Parası var mıydı ki? Ben bugün sessiz durayım. Sevdiği kurabiyeyi yapıp götürürsem belki gülümser bana &amp;nbsp;sinirli bile olsa. Önce ellerimi öper, avucumun içini koklar, sonra 'niye geldin?' der utanmadan. Hiç gözüne görünmeden gidip uyusam mı acaba? Yok, görsün yüzümü iyi gelirim belki ona. Gidip çorba yapayım madem üşümüştür. Tülbentimi taksam, güler belki."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelir mi diye düşünmediğim zamanlar umursamız mı olurum?&lt;br /&gt;Alıştırma yapıyordum halbuki.&lt;br /&gt;Geleceğine alıştırdım kendimi. Gidişin basitti çünkü, markete gider gibi. Öyle gidiş mi olurdu? Hırkayı da almış.&lt;br /&gt;Güvenmek sihirbazlık gibi bir şey o zamanlar. Büyü gibi. Beni sırtından bırakmayacağına o kadar emindim ki, bıraksa bile elimden tutar diye düşünürdüm. 'Düşsem bile tutar' güveni o kadar ucu kapalı ki, aksini bile düşünemiyorum. Güven böyle bir şeymiş dediğimde. Sırtına alıp birden bıraktığı anların birinde sendelemiş, düşmüştüm. Başımdan akan kanı görünce ben değil, o korkmuştu, ya sorumlusu o olursa diye! Kanama durdu. Durdu da, 'kanamayla beraber güvenim de oksijenli su ve batikon ile silindi gitti onu napıcaz azizim?'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Başka bir omuz bulun kendinize küçük hanım, bu defa yanıldınız!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birine sırtınızı dayadınız mı hiç? 'Bana nasılsa bir şey olmaz burda' deyip hayatın gönderdiği tekmelere tekme ile cevap verdim ben. 'Babana bile güvenmeyeceksin' sözünü kim söylemişse halt etmiş, güven böyle bir şeymiş, büyü gibi' dediğim günleri özlemiştim o yirmi dört saatte. Bir duvar düşünün ötesini göremediğiniz ama görmek için zıplayıp 'uff boyum yetmiyor bu defa da' diye sızlandığınız. Elleriyle merdiven yapardı, 'sıkıca tutun omuzlarıma'.'Ya düşersem' korkusu yaşamadan bütün yükünüzü o omuzlara verdiğiniz. Güven, örülmesi zor, sökülmesi kolay yün hırka gibi tıpkı. Güvenimi sınamam saniyelerimi almıştı. 'Bu kadar kolay mıymış?' diye düşürüm hala...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten o hırkayı da alıp gitmişti! Benim üşüyebileceğimi bu defa hesaba katmamıştı. İşin kötüsü bu defa görüyor, duyuyordum. Onda kalan hırka hiçbir zaman sökülmeyecek, eminim. Minnetinin ve merhametinin hesabını sormayacağımı bildiğinden, sadece vicdanını rahatlatmak için bıraktığı not bütün kapıları sonuna kadar açıyordu aslında. Kapıların açılması demek, gözlerimin görmesi, kulaklarımın duyması demekti. Notu okuyup kapıları sıkı sıkı kapattım. Sike sike hem de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...demem o ki, ne sen annem ol, ne ben baban! Kaldı ki, babalar çocuklarını bilerek hiç düşürmezler."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*2009&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-8053785222873805777?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/8053785222873805777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/hrka.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8053785222873805777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8053785222873805777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/hrka.html' title='Hırka'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-3766179168537923124</id><published>2011-02-05T01:15:00.002+02:00</published><updated>2011-02-05T01:15:22.841+02:00</updated><title type='text'>Habibe</title><content type='html'>Asabım bozuk!&lt;br /&gt;Elektrikler kesilmeden önce bence haber vermeliler. Vermeliler ki ben de henüz kaydetmeyip hala yazmaya çalıştığım yazıyı kaydedebileyim. Kaydedeyim ki küfür de etmeyeyim. Etmeyeyim ki ev halkı gelip 'noldu yine' diye soramasın. Şerefsizim hayat daha güzel olur. Biraz saygı.&lt;br /&gt;(Word' de değil, hala ve inatla not defterinde yazıyorum.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlamadığım şeyler var. Ve ben onları anlamak için ömrümü adadım demeyi çok isterdim ama hepsinin götüne koyim. Ne bok yiyorlarsa yesinler. Artık olağan şeylerin üstüne hiç düşünmeme kararı aldım. Olmuş bi kere daha nesini düşüneyim! Ancak benim gibi "deşelim deşelim, kesin altından bir şey çıkar bunun, mümkün değil bunun bu kadar iyi olması" diye düşünen kadınlar anlar beni demeyi de çok isterdim. Lakin onlar şu an başka başka şeyleri deşmekle ve düşünmekle meşgul olduklarından bana kafa yoracaklarını da sanmıyorum. Ayrıca ne diyorum ben? Kafa yorsalar ne yormasalar ne! Çok da sikimde. Onlar gitsin Bihter çizmesi giyip içinde kaybolsunlar. Ya da ne bileyim ağdaya falan gitsinler, sevgililer günü geliyor malum!&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüste tutabileceği bir yer olmadığı halde dengesini sağlayan insanları çok kıskanıyorum. Öyle böyle değil, hayatta bi tek onları kıskanıyorum hatta. Ben hep düşerken, onların böyle dengeyi sağlaması zoruma gitmekle kalmıyor, işi gücü bırakıp adamları izliyorum. Sonra "nasıl ya, ben niye duramıyorum oğlum lan" derken buluyorum kendimi. Belki adam da duymuş olabilir, bilemiyorum. Hayır, onda da iki bacak var, bende de. E o nasıl sabit duruyor da ben düşerken gidip elin adamının beline sarılıyorum arkadaş? Niye? Adam demez mi "oyh! şurama da sarıl" diye. Der. Ben o adamın bacağını sikmez miyim! Zorla başımı belaya sokacaklar. Şu frenleri adam gibi yapsalar ben böyle şeyler düşünmeyeceğim işte. Bana bunu düşündürten kimse onun ben frenlerini sikeyim.&lt;br /&gt;Asabiyim demiş miydim? Birazcık asabiyim. Sıkılıyorum sanırım. Galiba ben çok sıkılıyorum. Bi de sanıyorum ki ben öleceğim sıkıntıdan. Öyle böyle değil. Canımı sıkan tek şey frenler de değil tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir şeyden nefret etmedim sonradan görme insandan nefret ettiğim kadar. Onlar için biriktirdiğim bütün cümleler tek bir küfürde toplanıyor şu an. Ben sizin, o çirkin elinizde tuttuğunuz pis parayı da, parayla her şeyi satın alabileceğinizi sanan beyninizi de, sürekli havada duran estetikli burnunuzu da, porselen dişlerinizi de, insanlığınızı da lütfen sikeyim! Nolur! Tek bi küfür oldu mu bakim? Biraz uzun olmuş. Olsun. Az bile. Samimi söylüyorum asabım bozuk. Suratına bile bakmayacağım, adres sorsa "ne? duymuyorum ne? Bi daha söyle? hmm düşüneyim, şurası galiba, yok yok burası, ama ötesi de olabilir, ben biliyodum orayı ya bi dakka aklıma gelicek şimdi. Ih ıh bilmiyorum malesef!" diyip işi bile isteye yokuşa süreceğim insanlara zorla güldüğüm için kendimden iğreniyorum. Sadece bu. İğreniyorum çünkü asabım bozuk. Epey hem de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60 yaşında ki kadınlar da rica edicem genç kız gibi dolaşmasınlar ortalıkta, iyice asabım bozuluyor. Git bi yaşını yaşa, kırışıklıklarınla bi mutlu ol, ne bileyim oran buran sarksın ve gururla 60 yaşındayım de. Halbuki doğal olsa çok daha güzel bi kadın olacak. İnsan niye kendini zorla plastik benzetir ki? Eline bi plastik parçası alıp baksa ya ayna niyetine. Banane diyorum sonra. Banane elalemin estetiğinden, parasından, işinden, sevgilisinden. Banane kocası düşünsün diyorum, her sabah o kadınla uyanan ben miyim sanki? Ama işte onlara zorla güldüğüm için gözlerim ve ben üzülüyoruz. Çok üzülüyoruz. Halbuki biz de isteriz güzel gülen bi adama bakmayı, güzel müzik dinleyip güzel insanlarla sohbet etmeyi. Şu aralar muhabbetini ettiğim şeyler değişmiyor, estetik, çizmeler, indirimler, alışveriş, sevgililer günü planları, sevgililer günü sevgiliyi elde tutma planları, sevgililer gününde giyilecek çamaşırlar, sevgililer gününe özel gülüşler, aksesuarlar.&lt;br /&gt;Samimiyetsiz kaltaklar! Asabım bozuk. Aynen böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi de şeyi anlamıyorum, hava eksi bilmem kaç derecede. Kapının önünde sigaramı içiyorum. Kadının biri geliyor, "ayyy hiç mi acımıyorsun kendine, ciğerlerine de bu soğukta hala sigara içeceğim derdindesin" diyor. Bi kadına bakıyorum, bi elimdeki sigaraya. "Ben sizin bu yaşınıza rağmen yaptırdığınız estetiklere bir şey demiyorum da siz sigarama karışma hakkını kendinizde nasıl buluyorsunuz ben onu anlamıyorum" deyince de kadınlıktan nasibini almamış olan oluyorum. Oldu! Neyi neyle ölçüyorlar bi anlasam. Sanki annem estetikle bunca yıldır sürdürüyor evliliğini. Ne salaklar lan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna rağmen, bütün bunlara rağmen dudağımın yanında kendini belli eden kırışıklığımın adını "Habibe" koydum. Ben Habibe'yi seviyorum. Habibe çünkü o, sevilmez mi! Yaşım olmuş 28, çıkacak tabi. İnşallah tez vakitte hepsinin yüzünü habibeler basar da estetik bile çare olamaz onlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asabım bozuk demiştim ya hani, hala bozuk. Ama bu yazdıklarıma değil. Şimdi diğer canımı sıkan mevzuları anlatacağım.&lt;br /&gt;Şaka lan anlatmıcam.&lt;br /&gt;Asabım bozuk benim. Daha da epey bi süre bozuk kalacak. Böyle. Resmen Ajda Pekkan "gerginliğinde" günler. Ayh!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-3766179168537923124?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/3766179168537923124/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/habibe.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3766179168537923124'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3766179168537923124'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/02/habibe.html' title='Habibe'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-749811890074158714</id><published>2011-01-21T13:30:00.000+02:00</published><updated>2011-01-21T13:30:53.343+02:00</updated><title type='text'>Zaman</title><content type='html'>&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Bıraktığımda yığınla kitabın ve şişelerin arasında  oturuyordu büyükannem. Bulduğumda hala öyleydi. Çok değişmiş hep aynı yerde  kalarak. Bakmaya kıyamadım. Usulen bir kaç şey sordum. Cevap verdi. Hepsi  bu.&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Benim insanlarım akşam altıdan önce dışarıya adımlarını  atmaz. Gün ışığı uğursuzluktan ve beladan başka ne getirebilir? Karanlıktaysa av  da olabilirsin avcı da. Gün ışığında oyulmuş bal kabakları gibiyiz hepimiz. Bu  nedenle annem benden pek hoşlanmaz. şafakla birlikte doğduğum için. Evet  uğursuzum.&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Çantama ancak bir kaç parça elbise ve çocukluğumun tek  tanığı Rıza yı koyabilecek kadar vaktim oldu. Rıza ne demek bilmiyorum.  Büyakkannem başka yerlerdeki insanların birbirlerine Rıza diye seslendiklerini  söylemişti birkeresinde. Ona inandım. Annem arkamdan kapıyı kapamaya çalışırken  yine büyükannem, onun evinde her zaman hoş karşılanacağımı ve eğer onunla  yaşamayı tercih edersem her ne yaparsam yapayım beni sevmekten vazgeçmeyeceğini  söylemişti.&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Tercihin her ne olursa olsun torunum olmandan ziyade bir  canlı olduğun için ve bir aklın olduğu için ve hislerin olduğu için ve her canlı  farklı olduğu için ve bu ve leri istediğim kadar uzatabileceğim için seni çok  seviyorum. Bizim gibi yaşamayı seçmediğin için asla kırılmayacağım ve asla  yargılamayacağım seni. Bugün senden bu diyarı terk etmeni isteyen insanlar yarın  senden bir kahramanmışçasına hayranlıkla ve saygıyla bahsedecekler. Senden  çalınan zaman ve koparılmışlığın asla tamir edilemez. Şimdilik sadece bunun  farkında değiller. Yanılıyorda olabilirim fakat o gün gelirse sırf kahraman  olarak şişinebilmek için buralara dönme. Yalnızca dönmeyi istersen dön ve onlar  seni hala daha buralarda istemiyorlarsa bile tutun burada. Geri dönmeni  istediklerini söylerlerse de onlar istediği için değil ancak sen de bunu  arzuladığın için dön. Ve giderken ağlamak istersen de sıkma canını.İnandığımız,  göz yaşı verdiyse mutlak bir bildiği vardır. Ağlamak istiyor ve çirkin olurum  diye ağlamıyorsan sana yazıklar olsun çocuk! Gülmek istiyor ve sıkılıp  gülemiyorsan da. Bir gün hesap vermen gerekebilir ki sen hepimizden çok  inanıyorsun buna nedenini açıklayamayacağın naneler yeme. Yemeklere de fazla  nane katma, tadı kalmıyor.&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br _extended="true" /&gt;Sevdiğinin yarısı kadar  sevildiğini hissetmiyorsan büyükannen senin için burda ve hep burda. Canını  acıtacak en küçük şey için canını acıtanın canını acıtmaya hazırım ve acıtırım.  Işığın hiç sönmesin, hep neşeli ol. Ve her pazar çok güzel kahvaltı yapmayı  unutma. Yalnız başına kalsan da yap. Yalnız kalma."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Çok geçmedi üzerinden 6 ay sonra yine çantamda bir kaç parça  elbisemle büyükannemin kapısını çaldım. Rızayı getiremedim çünkü onu bir yerde  tepeüstü bırakmaya karar vermiştim. Rıza için en iyisi. Benimle birlikte diyar  diyar gezmekten kurtulmuştu.Verandada oturmuş kıçına yapıştığına kesin gözle  baktığım sallanan koltuğunda tütün sarıyordu. Bir müddet ben yokmuşum gibi  davrandı anlam vermekte zorlandığım bir biçimde. Hep hoş karşılanacağınızı  düşündüğünüz bir yerde hiç yokmuşsunuz gibi muamele görmek... Nasıl söylenir?  Zor!&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Ancak gittiğini düşünsem yeniden karşılaşmışız gibi  davranabilirdim. Üşüyor musun sen?"&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Çok hastayım büyükanne."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Hayır, sadece insansın ve acı çekiyorsun. Eğer  duygularından hastalıkmış gibi bahsedersen gerçekten hasta olursun .Ayrıca onlar  da sana küsebilir. Bir daha mevsim meyvelerini koklayıp gülümseyemezsin sonra.  Çiçeklerde seni mutlu etmez. Mantar olursun!"&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Başaramadım.Yapamadım. Yetemedim büyükanne."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Beni içeri alıp şöminenin önünde dizlerine yatırdı.  Çocukluğumun en tatlı anıları beni ve Rızayı şöminenin önüne oturtup masallar  anlatmasıydı. Hep onun anlattıklarından birindeki kadar mutlu olacağıma ve kendi  masalımı " ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar" diye bitirebileceğime inanırdım.  Günü gelip gerçekten bana ait olanı yazdığımda aslında benim için karar  verilenin pekte küçük kız hayallerimle doğru orantılı olmadığını farkettim. Ve  artık genç olmadığımı. Ve kendi masalımı yazabilmek gibi bir lüksüm olmadığını.  Sadece büyükannemin yazdığı masallar iyi sonla bitiyordu.&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Dakikalarca odunların kıvılcımını seyrettikten sonra  ağlayabilecek kadar iyi hissettim kendimi. Öğrendiğim ve doğruluğuna kayıtsız  şartsız iman ettiğim bir şey varsa ağlamak için bile yeterli gücü toplamak  gerektiğidir. Bazı durumlarda patates çuvalı gibi yığılıp kalır insan. Ve  ağlayamaz. Ve gülemez. Gülebilemez.&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Ağlayabildiğin ve gülebildiğin kadar insan, kaçtığın ve  inkar ettiğin kadar korkaksın. Kaçtığın şey ne kadar büyükse o kadar korkaksın.  Sen korkak mısın?"&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Hayır. Ben mutsuzum."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Olma! Neden mutsuz olmayı seçesin ki? Evet hep biraz alık  bir çocuktun ama mutsuzluğu tercih edecek kadar sapıtacağını farketmemiştim daha  önce. Mutsuz olma."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Büyükanne, dışarısı gerçekten de zormuş."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Zor evet biliyorum".&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Bana yeniden bir oda, yatacak bir yatak ve yemek verdi.  Rızayı sordu cevap veremedim.&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Burada acı çekmek orada acı çekmekten daha iyidir diye mi  düşünüyorsun. Burada sadece acı çekersin ama öte tarafta arada sırada da olsa  mutlu olma şansın var. Tepiklediğin şeyi iyice ölçüp tarttın umarım."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Yok birlikte ölçüp tartarız diye sana geldim. Ama yolda çok  hasta oldum. Günlerce adım atamadığım oldu."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Elimden tutup arka bahçeye çıkardı, biraz gezdik otların  arasında. Bazen yere eğilip bir kaç parça taş, kök felan doldurdu cebine. Sonra  sevgili uçurumumuzun kıyısına oturduk yine eski günlerdeki gibi. Yine eski  günlerdeki gibi cebinden yüz yıllık fildişi tarağı çıkarıp saçlarımı taradı.  Saçlarımı hiç kestiremedim ben başka kimseler gibi. Hiç aklıma gelmedi bu.&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Saçlarının beyaz oluşu senin suçun değil bunu hiç  anlayamadın. Şu alnımıza yazılan bazı bazı şeylere hükmümüz geçmez bizim.  Yaşanacaksa yaşanır, yaşanmayacaksa yaşanmaz. Biten hiç bir şey hayatın sonu  değildir. Yeni başlangıçlar için ufuklara yelken açmak gerekmiyor. Bazen banyo  yapmak tatile çıkmaktan daha dinlendiricidir. Su düşündür ve düşündüğümüzden  daha çok arındırır. Bir tas sıcak su insanı pamuk gibi yapar. Saçlarının beyaz  oluşu senin suçun değil bunu artık kabul et. Ve kendinle gurur duy. Çok güzel  bir insansın sen. Belki hayatın kalanı senin için yalnızlık olacak ama önemli  olan etrafımızda ne kadar çok ya da az insan olduğu değil. Önemli olan nasıl  olduğumuz. Ve sen benim nazarımda olabileceklerin en iyisisin. Çünkü sevmeyi çok  güzel öğrendin. Ve gerektiği zamanda geri dönmeyi aklına getirebildin. Bize  verilen sözleri kullanabilmek göründüğünden daha fazla erdem gerektirir.  Verdiğimiz sözleri tutmakta öyle."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Artık geri dönemem değil mi büyük anne?"&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Bir gün tekrar buraya gelmen gerekirse bir bütün olarak  dönemezsen diye korkuyorum sadece. Yoksa çok kez gidersin, dönersin buna kim  engel olabilir? Hangimizin karışmaya hakkı var, neye dayanarak konuşacağız  arkandan. Ama işte... Şimdi burdasın. Orada olasın varsa yolculuğu biraz  ertelemen gerekirdi. Daha önce bir iki kez gördüm seni bahçede ama içeri girmek  istemediğinden çağırmaya cesaret edemedim. Belki dedim yalnızca mor ağacını  seyretmek için gelmiştir. Ve rahatsız edersem kaçabilir. Kıyamadım çağırmaya.  Gelmeyeceğin adım kadar kesindi."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Benim yerimde olsan?"&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Gerekirse ayaklarıma çivi çakar gitmezdim .Ancak gelip  yaralarımı sararsa giderdim. Ayaklarımdaki çivileri sökerse yerinden..."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Havadan sudan konuştuk saatlerce. Anlamadığım daha başka bir  dolu şey anlattı bana. Vakti gelince mutlaka işime yarayacak bir yığın ahkam  bıraktı ellerime. Güldürdü beni,komiktir. Sabaha karşı uçurumumuzun kıyısından  kalkarken rüzgar eteğimi tıpkı filmlerdeki gibi dalgalandırınca gayri ihtiyari  ayaklarıma takıldı gözü. Bir süre hiç birşey söylemedi. Kalakaldığı sayılı  anlardan biri.&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Ayaklarındaki izler nedir?"&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Çivi izi."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Neden çaktın?"&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Orada kalayım diye"&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Neden söktün öyleyse?"&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Ben sökmedim büyükanne."&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;Gözüne dolan gün ışığından kendini korumaya çalışırken  yüzümü avuçlarının arasına aldı. Gözlerimden içime baktı. Söylenecek ne var  büyükanne?&lt;/div&gt;&lt;div _extended="true"&gt;"Haydi, sana bir fincan kahve koyayım,şu işi başından  anlat."&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-749811890074158714?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/749811890074158714/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/zaman.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/749811890074158714'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/749811890074158714'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/zaman.html' title='Zaman'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-438404537631159921</id><published>2011-01-17T01:16:00.000+02:00</published><updated>2011-01-17T01:16:00.280+02:00</updated><title type='text'>Yine İçime 17 Yaşında Bir Kız Kaçtı</title><content type='html'>&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Bazen oluyor öyle.&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Bi bana değil herkese oluyordur.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Söylemek istediğim onca şeyi unutup karşımdakinin suratına bakıyorum. Sadece 'bakar mısınız' bilmem. Ben sıkça yaparım. Güzeldir.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Epeydir böyle sıkılmamıştım!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Banane senin aldığın çizmenin ne kadar olduğundan!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Banane sevgilinle arandaki sorundan!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Banane tayininin çıktığı yerden!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Banane canının yeşil kokteyl istemesinden!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Banane sevgiline tahammülünün olmamasından!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Banane senin sevişmenden!&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Bu banane'leri çoğaltmak elimde ama yazarken bile sıkıldım. Kaldı ki okurken!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Ben anlatmıyorsam kimse anlatmasın istiyorum. Bi araba, bi ev, yat kat, para, ultra süper bi sevgili, aman aman bir hayat, yediğim önümde yemediğim arkamda yaşayacağım bir hayat istemiyorum ki arkadaş ben, herkes duracağı yeri bilsin istiyorum. Nasıl seviştiklerini anlatmasınlar istiyorum. Ve ben 'iyi de banane bundan?' cümlesini kurmak zorunda bırakılmak istemiyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Anlamıyorum, anlamayacağım bu şahane postmodern kadınlar kuşağını.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;Büyürken ben ne kaçırdım da şu an böyleyim?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Suyumu mu eksik ettiler, arpamı mı vermediler bana ki böyleyim ben!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Aynı anne babadan doğmadık şüphesiz, ama hepimiz durumu çok da iyi olmayan ailelerin çocuklarıydık. Üzülmüyorum, acımıyorum, her zaman bu kadar da sorgulamıyorum ama, neden değişir ki insan?&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Koşar gibi de büyümedik ki anasını satayım.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Ölümü bile küçücük yaşımıza rağmen aştığımızı sanmış 'ölünce geri dönülmüyor di mi?' diye ölümün anlamını bilmediğimizi belli eden sorular sormuştuk birbirimize. 1983 yılından bahsediyorum, İzmir'den, Bornova'dan. Aynı mahallede büyüyen 5-6 çocuktan bahsediyorum. Onlardan birini gördüğümde sırıtarak &amp;nbsp;ona doğru giderken, tanımazlıktan gelip burun kıvırmasından bahsediyorum. Hangi yıl da bıraktılar acaba samimiyetlerini ve bir nevi kendilerini?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;1995 - 2000, hangi yıl?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Aşk'a bakışları bile değişmiş. Hani dokunurken titriyorduk? Hani 'çok seviyorum, ay bak ondan bahsederken tüylerim diken diken' oldu diyorduk! Ne oldu, neye, ne çabuk alıştın da 'amaan titreme falan bunlar boş şeyler, nefes alsın yeter diyoruz artık ehe mehe' diyorsun elinde yelpazen görmüş geçirmiş bir kadın gibi? Eskiden bağlılıktan konuşurken şimdi 'inançsızlığı' konuşur hale gelmişler, ne tuhaf! Tuhaf, çünkü zamanında 'ağzındaki sakızı versene canım çekti cak cak' deyip sakızını istediğim arkadaşım her nasılsa aşk'a bakışıyla midemi bulandırıyor, sakızsız hem de. Bak hele! Daha dün koluna sümüğünü siliyordun lan, ne çabuk büyüdün de burun kıvırır hale geldin? Tuhaflık bende değil. Tuhaflık onları bu hale getirende.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Bütün bunlardan ziyade, konuşma şekillerine, istediklerine, yaptıklarına ve yapacaklarına şaşırıyorum daha çok. İstedikleri o kadar sığ ki, üzülemiyorum bile. Suratıma yansıyor bu üzülememe hali; 'noldu, sen istemez miydin 400 milyon bir çizmeye vermek' diye soruyor. Ablamın ev kirası 500 milyon lan, ne çizmesi? 'Topuğu mu pırlantaymış, dillenmiş konuşuyormuymuş, neymiş yani numarası?' diyorum, gülüyor. Öyle bi gülmek yok! Bilse benim de ona öyle güldüğümü ve beraberinde onun adına çok üzüldüğümü, ne düşünürdü acaba benim için. Mühim mi, değil! Hayatı sorgulamayı bırakmışken, sadece buna yol açtığı için içten içe kızıyorum ona. 'Hayat ne acımasız lan,' diyerek inceden evime süzülüyorum, içime 17 yaşında bir kız çocuğu kaçıyor, eve girince de ağlayarak kendimi yatağa atıyorum. Kapıma da 'beni rahat bırakın!!!!!!!!!!' yazıp asıyorum. Annem gelip kapımın önüne yemek bırakıyor..!!! Şaka lan, benim odam yok ki. Yer yatağında yatıyorum ben. Bilgisayarım da yok, bunları da 1 milyarlık telefonumdan girip yazıyorum. Öyle yani.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Ben bir yerlerde takılıp kaldım yine. Üstelik bu defa nerde takıldığımı da biliyorum. Herkesin istediği şeylerin yerine başka şeyler koydum. Ayakkabının yerine suffle koydum mesela. Diesel kotun yerine tiramisu, 1 milyarlık bi telefonunun yerine 5 tane kitap alıp koydum. Bunun için yıllarımı da harcamadım üstelik, öyle gördük, öyle de devam etti. Demem o ki canlar, hep kırmızı da takılı kalmış, yeşili görmüş lakin geçmemiş bir kadınmışım esasen.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;Sefam olsun diyeyim, tam olsun.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="border-collapse: collapse; font-family: arial, sans-serif; font-size: 13px; line-height: normal; margin-bottom: 0.0001pt; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;ps: Öpmicem, sümüklüyüm.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-438404537631159921?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/438404537631159921/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/yine-icime-17-yasnda-bir-kz-kact.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/438404537631159921'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/438404537631159921'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/yine-icime-17-yasnda-bir-kz-kact.html' title='Yine İçime 17 Yaşında Bir Kız Kaçtı'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-5342009388020513342</id><published>2011-01-14T01:04:00.003+02:00</published><updated>2011-01-14T01:16:48.529+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergen'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küçüktük tabi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ne lan?'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergen günler'/><title type='text'>Olmasanız da Olurmuş</title><content type='html'>Sümüğümü hırkamın koluna silerek yürüdüğüm, 'benden geçti aşk' diyen Göksel'e aldırış etmeden sanki en acıklı şarkıyı dinliyormuşum gibi davrandığım, ağlarken 'göz kalemim aktı mı acaba' diye düşünmediğim, gayet neşeli insanların tuhaf bakışları altında 'insan sevgilisinden ayrılamaz mı?' bakışı atıp yoluma devam ettiğim günlerden bir gündü. Hayır o gün. Yok 6 yıl önceydi.Önemi yok tarihin. 16. yy desem ne fark eder, acı acıdır. İnsan olan üzülür, hii kıyamam der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk acısını derinden çektiğim...&lt;br /&gt;De babam ağladığım, durduramadığım.&amp;nbsp;'Ağlarken ne güzel oluyorum lan, gözlerim daha bi şişiyor, kırmızı oluyor, dudaklarım botokslu gibi oluyor, her gün ağlasam ya ben, her gün terk edilsem ne güzel kadın olurmuşum ben' diye düşündüğüm.&lt;br /&gt;'Adi tuvalet kağıtlarıyla burnumu silersem burnum yara olur' dediğim, ama bu acıyı bile yaşamak istediğim...&lt;br /&gt;Sanki acı bunlardan ibaret diye söylendiğim...&lt;br /&gt;'Böyle acı mı olur yaa' diyerek zaman zaman kendime güldüğüm...&lt;br /&gt;Fotoğraflara bakayım, mektupları okuyayım acımı perçinleştireyim dediğim acılı günlerimdeyim. Ergenim yani. Ne?&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyüklerimizin söylediği 'her şey çocukken belli olur' sözünü anımsıyorum şimdi. Bok varmış gibi, güdü gelmiş gibi söylemiyorlar mı böyle bilmiş bilmiş, deli oluyorum. Belki öyle söylemeseler, şu yaşımda; 'Çok da sağlıklı ilişkiler yaşadım yani. Seviyeli başladık ve öyle bitirdik. Bir kere bile eli kalkmadı bana, ben deseniz ona keza, değil elimi kaldırmak salak bile demedim. Ayrıldık ve şu an dostuz, arada yeni sevgilisi ile sevişmek için evimi kullanıyor, çılgın ya!' diyebilirdim. Bunu demek benim de hakkım diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha 13- 14 yaşlarında rutinleşen ilişkilerim oldu. Tenefüste bahçeye çık, gevrek ayran ye iç, tenefüs bitsin, duvar diplerinde kaçamak öp, utanarak koş sınıfa gir, bir sonraki tenefüs yine utanarak 'bir daha öpsene çok gizeldi' de, çıkışta nerde tenha yol ordan git, tenhada el tut, efendime söyliyeyim o alnımdan öpüp 'gülüm benim'desin sana, daha o yaşta verilen hiç ayrılmama ve evlilik kararları, ertesi günü yine aynı şeyler, bir sonraki gün öncekinden farklı olmayan kaçamaklar vesaire. Okula yeni gelen Aylin'in eteği benimkinden kısa diye sevgilim benden ayrılmıştı. 'Aylin başka başka şeyler de yapıyor hem' demişti, öpüyormuymuş napıyomuş bişeyler yapıyormuş ama. Ben daha dudaklarımın farkında bile değilim o ara, Aylin öpüyor çocuğu. Vay babam!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime 'dul' gözüyle bakıyordum. 'Dulsun artık, hareketlerine dikkat etmelisin el alem' ne der gibi şeyler diyordum. Arkadaşlarıma da tembihliyordum bu durumu. Beraberinde ki günlerde hep tek bir şeyi düşündüm, 'artık terk edilmeyecektim'..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insana kendimi anlatmanın ne zor olduğunu, birini tanımanın kendimi anlatmaktan da zor olduğunu anladığımda ise uzun süreli ilişkiler yaşamaya karar vermiştim. Tek başına verilen bi kararla ancak ve ancak 4 yıl götürebildim. Ayrıldıktan uzun bir süre sonra; şimdi yeni birini bul, kur yap, kendini anlat, işin yoksa onu tanı, sevdiğin şeyleri ve nefret ettiğin şeyleri tane tane anlat, anlamasın hatta defalarca anlat, olmadı kavga çıkar ki zorla aklına girsin, sonra sevişmek istemediğin zamanları bilmesin, kızsın, küssün, üzülsün, sanki çok kötü bir şey yapmışsın gibi git gönlünü al 'bu gece olmaz'ın nedenini anlat, anlamasın, yine anlat. (Sabah uyanınca sırnaşmak sevimli olabilir ama her zaman değil) kollarının arasından kaç kurtul, üşenmeyip peşinden koşsun sanki oyun istiyormuşum gibi, sabahın körü elini kaldır havaya 'Uyumak istiyorum ben, oyun değil, uyku. Uyku, uyku, uyku... Lütfen ama ayıp denen bir şey var!' dediğinde yine üzülsün karı gibi, yine git gönlünü al, yine sırnaş yine yine yine. En iyisi bulduğunda hiç ayrılmamakmış, birine kendimi anlatmak çok zormuş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir konuda şanslıydım. Hiçbirini ayrıldıktan sonra görmedim. Arayıp 'ya geri dön alışamadım' dedim ama görmedim.&amp;nbsp;Dibine kadar gizli saklı olmadan yaşanan ilişkiler vardır hani. Ağda yaparsınız onun gözünün önünde, aynı lavaboya girersiniz siz işerken o dişlerini fırçalar, aynı yatakta çırılçıplak uyumuşsunuzdur defalarca, yeri gelir en olmayacak küfürleri eder bir ittirme kaktırma şeklini bile alırsınız hani. 'En savunmasız, en aciz, en bitkin hallerimizi gördük, daha da ayrılmam senden' diyene de bir yerden sonra götümle gülüyorum. Bütün bu olanlardan sonra da tek bir kelimeyle biter. Ne saçma. 'Daha dün yanımda uyuyan, ağzı kokan, dişlerinin arasındaki maydonozla çok da sevimli duran, göğsümde ağlayan sendin' derler adama. Ne tuhaf.. Sonra tek bir kelimeyle bitsin her şey! Aşıktınız di mi? Aşıktık. Hiiiiç ayrılmayacaktık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üşenmedim, bunlar aklıma gelince aradım, 'hadi buluşalım bi kahve neyim içeriz' dedim. Önce ofladı pufladı, sonra çaresiz kabul etti. Kendini ağırdan satan bir erkeğin gözümde naz yapan bir kadından farkı yok. Keşke bilseler. Gayet soğuk bir öpüşme sarılma faslından sonra, pili yeni takılmış robot gibi üst üste sorduğum sorularla baymıştım hemen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Gözlerini devirmeden cevap ver tamam mı? Kaç kişi girdi hayatına doğru söyle. Trip yapmıcam.&lt;br /&gt;-7-8 falan sanırım.&lt;br /&gt;-Sevişmediklerinde dahil mi bu rakama? Valla bir şey yapmıcam yaa, söyle!&lt;br /&gt;-10 ya da 12 falan olması lazım da sanane ki bundan!&lt;br /&gt;-Çık çık, çık daha. 15-20?&lt;br /&gt;-Çüşş! 15 tamam. Netim yanee.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Göt' der gibi baktım, 'hiç değişmemişsin' der gibi baktı. 'Benden sonra kimseyi sevemezsin sandım' der gibi baktım, 'çatır çatır da yedim hepsini' der gibi baktı. 'Allah belanı versin o zaman' der gibi bakmadım, yaradanın gücüyle dile gelip söyledim. Kahkaha attıktan sonra 'Hiç değişmiceksin ya, hadi görüşürüz' dedi, hesabı da bana bırakıp gitti. Sonra döndü, 'Necati ile devam ediyor musunuz?' dedi. 'Hımmm çok gizel gidiyor, senden daha çılgın. Sorma ya geçen gün noldu biliyor musun, gel otur bak ne anlatıcam' diyordum ki lafı ağzıma tıkıp; 'Ha Necati Rusya'ya gitmedi yani ahahah ya kızım bi git allah aşkına' dedi ve kaçar gibi uzaklaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Necati beni seviyor bi kere?' diye bağırdım arkasından. Görülmeye değer bir gülüş attı. Çok tatlı gülüyordu ibne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksiye atlayıp eve geldim. Kucağımda bir kase mandalina, yanında çorba kasesinde çiğdemlerim, 4 şişe biram, bayatlamış Pötibörlerim, hırkam ve sobam var. Baktım böyle olmacayak 'Necatiyi arayıp artistlik yapayım da onu unuttuğumu düşünmesin' dedim. 'Necati napıyosun beni neden hiç aramıyorsun, yoksa artık beni sevmiyor musun' diye çemkirdim sesimin tonunu ayarlamadım da üstelik. 'Ayrıldık ya biz kızım' dedi. 'Ya bi sus allan cezası bi sus, sorumsuz herif. İnsan bi arar sorar bu kız öldü mü kaldı mı, ayrıldık ama onca şey paylaştık, aç mı tok mu, mandalinası var mı, bitmiş mi? Hiç umrunda değil di mi? Hani nerde çılgınlıklar yapan Necati, ruslar ne yaptı olm sana? Arama lan beni bi daha, arama!!!!' deyip telefonu kapadım suratına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi nasıl kaptırdıysam sinire, telefonu kapattıktan sonra da devam etti bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Necatiyi terk etmiş, rahatlamıştım. Şimdi yine yalnızım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps: Keşke yenisini yazsam da koyabilsem he! İyice lapgöt oldum ben:( Hep sizin yüzünüzden ibneler!&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-5342009388020513342?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/5342009388020513342/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/olmasanz-da-olurmus.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/5342009388020513342'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/5342009388020513342'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/olmasanz-da-olurmus.html' title='Olmasanız da Olurmuş'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-1236361433463727118</id><published>2011-01-13T00:43:00.000+02:00</published><updated>2011-01-13T00:43:26.690+02:00</updated><title type='text'>İsyan!</title><content type='html'>Bihter çizmesini kim çıkardıysa onun ben fikrini sikeyim!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-1236361433463727118?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/1236361433463727118/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/isyan.html#comment-form' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/1236361433463727118'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/1236361433463727118'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/isyan.html' title='İsyan!'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-6056526038699358074</id><published>2011-01-10T17:41:00.002+02:00</published><updated>2011-01-10T18:05:11.726+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='verilemeyen randevu falan filan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doktor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş'/><title type='text'>Bizi Bi Sikin de Neşemizi Bulalım Diyen de Var.</title><content type='html'>'Kavgayla bir işimi hallettiğim görülmemiştir' diyen bi adam varsa eğer ben bunun altında başka bir şey ararım. 'Hiiii ne iyi adam, adeta melek' diyebileceğim kadar iyi niyeti barındırmıyorum şu bünyede. Ya para yedirmiştir, ya çikolata çiçek göndermiştir, ya gülmüştür, mutlaka bir şey yapmıştır ama o adam. Yoksa kavgasız bir işini halletmemiş bir kadına yavan geliyor öylesi adamlar.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Diş Hekimliği Fakültesinde sekreter olarak çalışan kadının 'buralar böööööyle benim, ben sekreterim ama sadrazamın sol taşağından düştüm' havalarını anlamadığım gibi, '2011 yılı komple dolu 2012 sonuna randevu verebilirim' demesini de anlamıyor, 'ne diyosun lan sen' diyerek masanın üstüne çıkmaya çalışıyorum. Adalet yok. Onu da ben mi yaratayım amına koyim? Ben mi yapayım onu da? Özel doktora para verip yaptırırsın, götü gibi yapar 'allah belasını versin seni dişçi yapanın' diyerek çıkarsın oradan , en iyisi üniversite der oraya gidersin, orada da dalga geçer gibi 2012 sonuna randevu verirler.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Sonra, neden kavgacı bi milletiz, neden konuşarak anlaşamıyoruz, neden iletişimde zayıfız, vay efendim oturup konuşalım bir ortak nokta illa ki bulunur naraları öyle mi? Hangi hadisesinin, hangi bi noktasını &amp;nbsp;konuşayım ben o doktorla ya da sekreterle? Bi soru sorduğunda sana it gibi davranan bıyıkları yeni terlemiş asistanla neyi konuşayım ben? Yol bakım çalışması yapar gibi üstüme abanan asistana nasıl derdimi anlatayım ben? 2012 yılıymış!. Götüne mi konuşacağım ben orospu çocuğu! Sikeyim 2012 takviminizi de.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yok öyle. Biz işimizi düzgün yapmadığımızda ana avrat düz giden müdürlerimiz vardı. Bi daha küfür duymamak için sike sike yapıyorduk işimizi. Küçüktük tabi, bişey de denmiyor. E saygı da duyuyoruz adama&amp;nbsp;yaşı itibari ile. &amp;nbsp;Şimdi olsa 'ben senin ananın bıngıldağını yiyim ya' diyebilirdim. Şimdi, onca doktor oturup mini etek giyen Emine'nin dedikodusunu yapsın, biri kahve içsin, diğeri 'ay bana da bi mochaaaağğ' desin, sen orda yol bakım çalışmasına esir ol, bi de üstüne 2012 yılına bir sonraki randevun verilsin. Yok arkadaş, yok. İnsanlar boşuna çıldırmıyor.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Tedavi için gün alacağım ben.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Alamazsınız.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Beni sanırım anlamadı diyerek tekrar ediyorum;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Tedavi için gün alacağım ben.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-2012 yılı sonunda gelin bi. Bakalım neler yapabiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Doktorsunuz da benim mi haberim yok? Neye bakıyorsunuz siz, anlamadım. Zira doktorlarınız şu an Emine Hanımın eteğinin boyu hakkında konuşuyorlar.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Ehe mehe. 2012 yılı uygun mudur?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Değildir.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-O zaman 2012 yılına yazıyorum ben.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Bi kutu çikolata getirsem ya da ne bileyim küçük bi hediye falan, 2011 yılı içinde bir lütuf alır mısınız beni? Burda işler böyle yürüyor ya hani?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Anlamadım???&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Anlamazsınız, çünkü işinize gelmiyor. Sizi bi sikmek lazım ki adam olasınız. Ama işte &amp;nbsp;mukadderat bende de o yok:(&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-Hanımefendi ben bayılmıyorum taam mığğğ burda böyle sizinle tartışmaya, ben de emir kuluyum, ben de rererrörörö...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Böyle emir kulu görmedim. Bir eli yağda, bi eli balda. Ama sorsan dünyanın çilesi üstünde. Sorsan bıkmış, vay hayat onu yormuş.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Velhasıl randevuyu aldım. Bütün o edepsiz, terbiyesiz cümlelerimden sonra aldım ama. Sesiniz çıktığı kadar adamsınız ya bu toplumda. Sesim çok çıktı benim. Elim kolum durmadı. İşlerin böyle yürüdüğü bir ülkede yaşıyor olmaktan utanıyor olmam beni sinirlendirmiyor. Gayet iyiyim. Diş tedavim zor da olsa yapılacak. Birilerine kızıyorum, sesim yükseliyor, korkuyorlar, belki daha fazla uğraşmak istemediklerinden dediğimi yapıyorlar, konu kapanıyor. Bir sonraki doktor, tedaş, izsu, okul maceram da bundan farklı olmayacak eminim. Ben sadece başımızdaki adama da, düzene de, babamın sürekli 'Tayyip Erdoğan olmasaydı var yaaa bitmiştik biz bitmiştik' cümlelerine de, doktorların insanları sikine takmamasına, 'şuram da ağrıyor' dediğinde 'ağrıyacak tabi teyze, 60 yaşına gelmişsin. Senin ağrımasın da benim mi ağrısın' cümlesini bir cesaret kurabilen doktora da sadece ama sadece küfür ediyorum.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yoksa ben durup durup sikilen ve bıkmayan insanlarla bir arada yaşadığım için mutluyum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ps: 'Her doktor böyledir' demiyorum.&lt;br /&gt;ps2: Türk kadınıyım demiş miydim?&lt;br /&gt;ps3: öpün de geçsin :(&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-6056526038699358074?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/6056526038699358074/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/bizi-bi-sikin-de-keyfimizi-bulalm-diyen.html#comment-form' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6056526038699358074'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6056526038699358074'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/bizi-bi-sikin-de-keyfimizi-bulalm-diyen.html' title='Bizi Bi Sikin de Neşemizi Bulalım Diyen de Var.'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-3342755911450277997</id><published>2011-01-09T02:27:00.001+02:00</published><updated>2011-01-09T02:29:09.968+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göt müdür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ve bilumum kötü sözler falan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ego'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müdürler göt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bütün götler müdür'/><title type='text'>Egomu Okşa, Olmadı Beni Sev!</title><content type='html'>(2010)&lt;br /&gt;Kurallarla yaşamak epey canımı sıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşı gelmiyorum, öyle ergen asi ayaklarına yatıp aykırılık yapmıyorum. "O gömlek içeri sokulacak" deyip parmak sallandığında " he tamam" diyip arkamı döndükten sonra, "senin ben amına koyim ben ibne" diyorum. Gömleği de içeri sokmuyorum. Kural olarak söylemese, 'bak böyle daha güzel oluyor' dese belki sokabilirdim içeri. Sokmayabilirdim de, bilemiyorum şimdi. Mantıklı düşünemeyecek kadar işsizim çünkü. Gerçi öyle bi adamın güzellik anlayışı da göttür, ibnedir, her şeydir.&lt;br /&gt;Egosu tavan yapmış adamdan köşe bucak kaçarım ben, bilirim ki bi yerde kıstırır beni ve tepemi attırır. Ne gerek var şimdi gelmiş, geçmiş demeden söylenmeye?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasıl yine de ama yine de hep egosu yüksek insanlar çıkmıyor mu karşıma, hadise o noktada tıkanıyor. Ben ben olmuyorum. İçime kaçan canavarı tutamıyorum. "Bırak şunun ağzını burnunu kırayım, ne kaybedicez" diyip sırtımı sıvazlıyor iç sesim. Tamam diyorum, bu iş de buraya kadar. Git ağzına ne geliyorsa söyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Egosunu üç beş yalakaya şişirtmiş, ama bir türlü doymamış olan adama doğru yürüyorum emin adımlarla. On kaplan gücündeyim öyle anlarda. Bakıyor yine gözlüğünün üstünden " ne var öff " der gibi..&lt;br /&gt;Öfflemek bi adamda bu kadar çirkin duramaz.&lt;br /&gt;Onun öf'lemeye hakkı yok. Ben o hakkı vermiyorum en azından.&lt;br /&gt;Kâfi!&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ne olsun diyorum, hayatımı siktin daha ne olsun!&lt;br /&gt;Doymadın mı?&lt;br /&gt;Yok diyor, şuramı da şişir, buramı da sev, oramı da öv, yaptığım işi de takdir et!&lt;br /&gt;Tamam diyorum yer ver, saat ver, tek başına gel.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TSkANcXCtyI/AAAAAAAAAGg/DbfHUtctxLo/s1600/tumblr_le5bmuiZi31qzon1ro1_500_large.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="130" src="http://3.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TSkANcXCtyI/AAAAAAAAAGg/DbfHUtctxLo/s200/tumblr_le5bmuiZi31qzon1ro1_500_large.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne elimden bir şey geliyor, ne de kabul edebiliyorum bu durumu. Toplum öyle adamları dışlamalı. Öyle adamlar bi yere gelmemeli. Öyle adamlar altında bir kaç kişiyi çalıştırmamalı. Çünkü çalışan çekiyor, çünkü zayıf, çünkü çalışan mecbur. Çünkü çalışan biliyor ki 'gık' dese siktirle kovulacak ordan. Çünkü çalışana demişler ki; ne kadar köfte o kadar ekmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçiyorum karşısına, sorun ne der gibi bir el kol hareketinden sonra elimdeki kesme şekerle oynuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Oturuşun pek bi ukala, ağzında şeker gözlerin sağa sola selam veriyor sanki, diyor.&lt;br /&gt;-Şekerim düşüyor arada, şeker onun için. Kaldı ki bütün personelle enseye tokat göte parmak olan bi müdür için çok ciddisiniz şu an karşımda. Bana göre ukala sizsiniz, diyorum resmiyeti elden bırakmadan. (Resmiyet = Siz-biz. Sizli bizli küfür etmek gibisi de yoktur he! 'Ay sizin hayatınızı sikeyim ya' desem siz'li küfür ettiğim için anlamama olasılığı daha yüksek. Tarafımdan test edildi bu da. Amin)&lt;br /&gt;-Bana ukala dedin, diyor.&lt;br /&gt;-Öylesiniz çünkü.&lt;br /&gt;-Hala devam ediyorsun.&lt;br /&gt;-Çünkü hala ukalasınız.&lt;br /&gt;-3 oldu baaak, diyor elini sallayarak.&lt;br /&gt;-İsteyin 33 yapayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantı bitmiştir gidebilirsin, diyor sanki toplantıdaymışız gibi. Şeytan diyor ki ağzına ne geliyorsa söyle, 'öyle bi adam' için kaybedecek neyin var?'. Diyor da şeytana uymuyorum.&lt;br /&gt;Şeytan kimi zaman candır, ama uymuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Keşke çocuk olsaydım diye içimden geçirdiğim anlarda, içimdeki piç'i tutamıyorum.&lt;br /&gt;Tutamıyordum.&lt;br /&gt;Yani.. Öyle sanıyordum!&lt;br /&gt;1,5 yıl sonra bi zahmet iş buluyorum, onda da böyle orospu çocuğu bi müdüre denk geliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bana vefa borcun var, egomu okşa ki bizimle çalışmaya devam edebilesin" diyor bana sonra. Vefa borcu dediği de beni işe alması. Beni işe alma sebebi de süper bi hafızaya sahip olduğumdan değil he, diğer başvuranlar erkek olduğu için ona vefa borcum var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam kapıdan çıkarken sinirden titrememi de bi şekilde saklamaya çalışarak döndüm egosu şişmiş adama doğru;&lt;br /&gt;-Ego demiştiniz di mi? Hee ben onu ortaokulda bıraktım yae, fazlasıyla doydum yani. Sizi bilmem ama hayat birilerine egomu okşatacak kadar uzun değil. Hadi ellere kuvvet yiğenim, demedim!&lt;br /&gt;Delirme der miyim hiç? Zorla işimden edicekler beni bak!&lt;br /&gt;Demek istedim. İç sesim bunları söyledi sadece. Benim ağzımdan mırın kırın bir iki cümle döküldü;&lt;br /&gt;"1,5 yıl sonra sizin gibi biriyle çalıştığım için çok mutlu olduğumu söyleyemem tabi ama, sizin gibi egocan babacan insanların neyden hoşlandığını da çok iyi biliyorum. Çok iyi bildiğim bir şeyi de size yapmam, kesseler yapmam. Ellerinize kuvvet, &amp;nbsp;diyebildim sadece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Toplantı bitmiştir, sesi yükseldi tekrar odada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merdivenlerden inerken, senin statünü de, elini de, egonu da, seni bu noktaya getireni de, gözlüğünü de, o iğrenç nefesini de tüm samimiyetimle, içtenliğimle, vefam'la sikeyim lan diye söylendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İş hayatı 'al gülüm ver gülüm' mantığıyla yürüyorsa, almıyorum da vermiyorum da.&lt;br /&gt;Bi de; 'bazı yazıların baştan aşağı küfür hiç mi utanmıyorsun?' diyen var. Parayla mı verdiler sizi bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Gideyim bi türk kahvesi yapayım da, popüler kültüre küfür eden (!!) Okan Bayülgen'i izliyeyim.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Öpmiyim?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bu defa öpmiyim hiç havamda değilim?&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Şaka yaptım taam gel öpeyim?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yine şaka yaptım ya ne öpücem lan sizi, tanımam etmem.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Adettendir, yine de sorayım, öpeyim?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-3342755911450277997?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/3342755911450277997/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/egomu-oksa-olmad-beni-sev.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3342755911450277997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3342755911450277997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/egomu-oksa-olmad-beni-sev.html' title='Egomu Okşa, Olmadı Beni Sev!'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TSkANcXCtyI/AAAAAAAAAGg/DbfHUtctxLo/s72-c/tumblr_le5bmuiZi31qzon1ro1_500_large.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-6987428674520988640</id><published>2011-01-06T15:24:00.002+02:00</published><updated>2011-01-06T15:53:22.764+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zeytin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pekmez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tülbent'/><title type='text'>Bi Türlü Başlık Bulunamayan Mim</title><content type='html'>-Bana mı bakıyorlar?&lt;br /&gt;-Yok artık! Sana öyle gelmiş. Lan? Evet bize bakıyorlar..&lt;br /&gt;-Saçım başım düzgün mü baksana bi!&lt;br /&gt;-Düzgün.. Memelerini aç, meme görsünler. Peki benim kravatım düzgün mü?&lt;br /&gt;-Evet, evet de.. Gel gidelim burdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tebrikler...&lt;br /&gt;Harflerimden sonra çocuklarımı da korkuttunuz.&amp;nbsp;'Küçükken' diye başlamak bazen bizi de sıkıyor ama yapılabilecek bi'şey yok, küçüktük. Hem çok kereler eğlenceli geliyor bana küçüklüğüm. Bazı an'lar dışında.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçükken, salonun ortasına paket gibi koyarlardı beni. Elime oyuncak arabaları verirlerdi. Saçları belinde, martı kaşlı bi çocuğum o ara. Sevimsiz bi'şeyim. Saçlarımın uzun olması demek, arabalarla oynamayacağım anlamına gelmiyor. Öyle ki, tankım bile vardı benim. Taaaa o zamanlar başlamışım hayatı şaşırtmaya. Tesadüf bu ya, hayatında beni şaşırtmışlığı fazlacadır. Lahana bebek gibi bacaklarımı açar, arabalarla oynardım. Saçlarımın gözümün önüne gelmesi tülbenti keşfetme sebebim olmuştu. Sonra sonra daha çok sevdim tülbenti. Bildiğiniz köylü kızı.&lt;br /&gt;'Sen burda oyna, böyle arabaları çarpıştır, sonra kaza yap, yaralıları hastaneye kaldır, ben geliyorum' dedi ve gitti.&lt;br /&gt;En hain gidişti o, sonradan anladım. Hayatımda bir erkek tarafından terk edilmem, kendi evimde, oyunaklarımın arasında olmuştu! İlki sonu yoktu bu işin gerçi. Bi kere terk edilmeyegör, yalama oluyordu her şey. Saat, gün, yıl, yaş fark etmiyor, terk ediliyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geri döndü mü, evet.&lt;br /&gt;Unuttum mu, hayır!&amp;nbsp;Zaten hangi gidiş, gelişiyle sevince dönüşmüştü ki? Sevinmek kolaydı her yaş için, kolaydı da, gidenin yadigar sızısı giden dönse bile ucundan az biraz açık yara gibi kalmıştı. Ve izlenen, duyulan, anımsatan her gitmekli film, replik, muhabbet yarayı sızlatıyordu.&amp;nbsp;Onur'a anlatıldı sonra bu gitmenin öyküsü.. Onur, ilk dostum. Sonra sonra ilk sevdiğim çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Bir gün ben böyle oynuyorum, geleceğim burdan ayrılma dedi gitti. Bekledim, gelmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Al bak peçeteyi, sakla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Annem gitse bile ben seni bırakmam' yazıyordu peçetede. Cümle o zaman da, şimdi de mânasız gelir bana. Anlatmak istediği şeyi içine alamamış gibi.. İz bıraktı ama, o ayrı. O gün ve ondan sonraki günlerde her gün sarılmıştım Onur'a. Çocukken de seviyormuşum sarılmayı.&amp;nbsp;Ben harçlığımı iki kuruş alırdım, biri ona, biri bana. Onur da iki tane tost getirirdi, biri bana. Yanındaki yoğurt kabında zeytinler. Beş tanesi ona, on tanesi bana!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Niye bana on, sana beş?&lt;br /&gt;-Öyle işte, sen ye.&lt;br /&gt;-Yiyorum zaten de niye bana on, sana beş?&lt;br /&gt;-Ben zeytin sevmiyorum kurt çıkmıştı bi gün. Beşi de zor bitiriyorum, bak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onur'a terk edildiğimi anlattığımda 'biz evde kahvaltı etmiyoruz' mu demiştim acaba? Yoo ediyordum, zeytinsiz ama. Peynirsiz bi de. Başka ne yenirdi ki kahvaltıda? Öyle ya, Reis yoksa, kahvaltılık da yoktu. Yağ vardı, ekmek vardı. Bu benim için, 'yağnemnem'di. Haliyle çok olan zeytinde benimdi. Hayatın kıyağını seveyim, ne bileyim sağ gösterip, sol vuracağını?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sabah, okul yolunda Onur'u bekliyorum. Kantinde ilk kuyruğu oluşturan çocukların hepsi geçti tek tek, Onur yok. Hastalanmış olmalı. Okula gittiğimde o gün bir şey yememiştim. Çocuk aklı işte, Onur'u hasta etmiştim. Tost alıp yememeliydim. Ertesi günü alacağım iki kuruşu da bu paranın üstüne koyar, tost- ayran- çikolata ziyafeti yaşatırdım Onur'la kendime. Ne de olsa beni hiç bırakmayacaktı o, ödül hakkıydı. Nasıl ki zeytinler benim hakkımsa! Onur, ertesi günü de gelmedi. Etti mi altı kuruş. Ohooo, ateri salonuna bile giderdik. Sonraki gün.. Onur yok. Elde var sekiz kuruş. E ben açım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Parayla imanın kimde olduğu belli değil' gördüğünüz gibi. Para bende!&lt;br /&gt;Ablamın eline yapıştığım gibi ‘beni Onurlara götür’ demiştim. Hastaysa görmek lazım gelirdi. Onur ne de olsa bana çok zeytin vermişti. Buruşuk da değil, böyle parlak, pürüzsüz.. Bayılırdım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babası orda, Onur yok.&lt;br /&gt;-Onur nerde?&lt;br /&gt;-Gittiler..&lt;br /&gt;-Kiminle, nereye, ne zaman, hangi gün dönecekler? Dersleri aksarsa Hamdiye döver onu. Sonra zeytin de kurtarmaz Onur'u, benim sekiz kuruşum da. Amca Onur nerde ya?&lt;br /&gt;-Gelmeyecek. Annesi aldı onu da yanına, gittiler. Başka okulda okur artık, kaydını da sildirdi. Bak şimdi, burda gündüz ya mesela, Onur gecenin olduğu yere gitti. Teee o kadar uzağa... yaaa!!!&lt;br /&gt;-Hiii! Zeytinler? Sekiz kuruş biriktirdim de ben, onu hasta sandım. Gelir diye harcamadım. O zaman ben gidip kendime dondurma alayım. Yok almayayım. O zaman... Oldu. İyi günler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah önlüğümün sol cebinde duran pembe peçetenin arasına sakladım sekiz kuruşumu. Burada gündüzse, orda geceydi. Onur'a ağlasam beni duyamazdı, 'hani gitmeyecektin' diye bağırsam da duyamazdı. Benim de sesime kuvvetti, eve gider, öyle ağlardım. Belli ki o adam da terk edilmişti. İyi ki yanında ağlamadım. Kolay değil, iki kişi terk etmiş onu. Bir'in ağırlığındansa ikinin ağırlığı daha zor olmalı.&lt;br /&gt;Neyse, zeytin yerse geçer nasılsa.&lt;br /&gt;Ben yemedim.&lt;br /&gt;Geçmedi!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci terk edilmemin sebebi dostum yani çocuk sevgilim olsa da ve bu beni üzse de, toparlanmak zorundaydım. Nihayetinde bir çocuktum ve oyunlar, arabalar beni bekliyordu.&amp;nbsp;Bir kere ağladım, geçti numarası yaptım.&amp;nbsp;Onur'u hiç unutmadım.&amp;nbsp;Çünkü Onur, bacaklarımdaki kılları çekmeyen tek çocuktu.&amp;nbsp;Kabakulak olduğumda suratımın şekline gülmeyen tek çocuktu.&amp;nbsp;Hamdiye bana vurduğunda, 'Bana da vursana, vur hadi vur!' diye öğretmene bıdıcık boyuyla tek diklenen çocuktu.&amp;nbsp;Yılbaşında aldığı hediyeyi bana verirken elimi öpüp başına koyan ilk erkekti. Elimi ilk öpen.. Ben küçük prensestim.&amp;nbsp;Onur iyi çocuktu.&lt;br /&gt;Olsun, terk etti ya, def olsundu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki kere terk edilmenin tadını alan, dahasını da istiyor zamanla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun tarafından hiç terk edilmem diye düşünüyordum. Etmedi de. Ne yaparsam yapayım, gitmedi. Ayakkabılarını çalıp ihtiyacı olan birine verdim, yine gitmedi. Bu keçi çıktı da, benim tahammülüm yoktu, ayrıldım. 'Bak üzülme, alışırsın' dedim. Yandaki sınıfıma geçtim. Ayrılık bi sınıf ötesiydi. Sanıyorum ki karalar bağlanacak, ağıtlar yakılacak, okul inleyecek, geri dönmem için dilek ağaçlarına kurdelalar bağlanacak, o ağacın önünde diz çökülecek... Nerdeee! Herkes ben mi üzülsün! Herkes derken... Hmmm! Sekiz kuruşu hala saklıyorum da ben. Neyse mevzu bu değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken.. Bi gün..&lt;br /&gt;Onur geri geldi. Babası ve yeni cici annesi bu duruma sevindiler mi bilmiyorum, ben Dünyanın en mutlu insanıydım. Ne 'neden gittin' diye sorulmuştur, ne de 'tekrar gidecek misin' diye.. Kaldığımız yerden devam. Sekiz kuruşum(uz) Onur'un odasında bakır kasenin içinde. 'Uğurum' diyor onlara. Eşşek kadar olduk, beraber uyumalarımız, kahvaltılarımız, gece sefalarımız ve çarpışan araalarımız hiç değişmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat.. 'Bak bak bak, ne var burda' der, o büyüye kapılır gidersiniz. Göreceğiniz çok muhteşem bişeymiş gibi ağzınız açık yürürsünüz.. Haaa, o esnada 'vay salak' diye bi ittirir sizi, götünüze de bi tekme. Vay ki ne vay! Değme keyfe.&amp;nbsp;O günlerden sonra hala bir takım soruların cevaplarını bulabilmiş değilim. Bulsam, bugün aşk için farklı mı düşünürdüm bilmiyorum. Bazen 'bilmiyorum' kelimesini çok kullandığım için kendimden rahatsız oluyorum. Kendimden rahatsız olmam, sizi rahatsız etmez umarım! Ben sorulara ve bilmiyorum’lara sarmadan, kurtarayım kendimi bu paragraftan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birilerini daha az kıskanıyor, belki daha az önemsiyorum. Kendime yeteri kadar bakmıyorum. Her kadın farklı bakar kendine. Kimi estetik yaptırır. Annem mesela, yüzüne kayısıyı sürünce hemen soryor; 'Güzel olmuş muyum?'. Alacağı cevap hiç umrunda değil. 'Olmuşum' deyip poposunu da sallayarak gidiyor.&lt;br /&gt;Çünkü anladım, huysuz, vefalı, sevgili gibi ama daha çok anne gibi seven, bazen bundan boğulan, buna rağmen 'O ilaç alınacak, o tabaktaki yemek bitecek ulen' demekten de geri kalmayan biriyim..&lt;br /&gt;Biriydim pardon!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bitti gelebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;ps&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;: Bu kaçıncı mim'lenişim bilmiyorum. 'Ay mimlenmişim' diye sevinip 'napıcam olm ben şimdi, niye sevindim, götüme mi sokucam mim'i diye hayıflandığım da olmuştu vaktiyle. Zaten ben 'mim hadisesini de anlamıyorum. 'Kırmızıbalonlukız' a bi nevi cevaptı bu. İlk aşktı sanırım konusu. Şurada yazılmışı vardı diyerek çıkardım bunu bi yerlerden. Umarım iş görür, yoksa samimi söylüyorum kollarımı bağlar üzülürüm lan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;ps/2&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;: Pek de uzunmuş kerata diyerek sevimlilik yapsam.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;ps/3&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;Öpeyim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-6987428674520988640?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/6987428674520988640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/bi-turlu-baslk-bulunamayan-mim.html#comment-form' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6987428674520988640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6987428674520988640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/bi-turlu-baslk-bulunamayan-mim.html' title='Bi Türlü Başlık Bulunamayan Mim'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-639751647681179058</id><published>2011-01-05T15:24:00.003+02:00</published><updated>2011-01-05T18:19:53.168+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='küfür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gitar falan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çingene'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiramisuu'/><title type='text'>Çingeneler Beni Yer</title><content type='html'>Gün içinde öyle 'aman bugün çok güzel bi haber alıcam, evet hissediyorum çok güzel bişey olacak bugün' demem, diyemem. Ha bi köpek, ha hislerim.. Ama diyemem. Ben demiyorsam, sen hiç deme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O elini de bi indir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah uyandım ki sabah dediğime bakma öğlen iki gibi uyandım, üst komşunun yan komşusunun alt komşusu bi bağırtıyla geldi penceremin önüne ve diğer komşularına dert yanıyor; ' Bıktım bu orospulardan ben, bıktım!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl yani, insan çocuğuna orospu der mi? Tamam annem de bana söylüyor zaman zaman ama değiştirerek söylüyor. Fingirdek der, sonra kikirik der, efendime söyliyim salyanı sil der, der yani. Ama var bi bildiği ki söylüyor. Bu kadın susmuyor, devam ediyor küfürlerine. Öeah! Söyleyemem çok ayıp şeyler söyledi. Kaktım perdenin arkasından izledim kadını. Kimi kadına küfür çok yakışır ya hani, hah sabah işim gücüm yok yatağımdan kalktım, kadının suratına bakıcam, neymiş; küfür o kadına yakışıyor muymuş? Allahım aklımı nereme kodun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Orospu kime çekti bilmiyorum! Yapıcaksan efendi yap di mi? Yok, illa herkese duyuracak her bi bokunu, kaltak.' Kafamı uzatıp perdeyi de araladım, sonra hemen kapadım.&amp;nbsp;Baktım kadın bildiğimiz, en ama en babasından bi çingene. Şalvarı, pembe ojeleri,başının üstünde mandalla tutturduğu topuzu, koyu renkli teni, elinde sigarası..&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyu tiramisuu, uyu kızım, uyu bebişim, sakin.. Uyu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TSRwjSVESII/AAAAAAAAAGU/cDipiGi-aQ4/s1600/pencerede+uyuyan+kad%25C4%25B1n.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TSRwjSVESII/AAAAAAAAAGU/cDipiGi-aQ4/s320/pencerede+uyuyan+kad%25C4%25B1n.jpg" width="251" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama kadın, o lafı hiç düşürmedi ağzından. Diğer komşuları da dinliyor elleri şakaklarında.. Sanki penceremin önünde değil de, beynimin içinde, kulağımın dibinde, en derinde bi yerlerde söylüyor. Kalktım bi hızla yataktan, yine aynı hızla pencereyi sert bi şekilde kapattım.. Hani, terbiyesiz kadın, yatıyoruz burda di mi, pis çingene diyemedim, bari havasını yaratayım dedim. Ki elim kırılaydı da kapatmasaydım perdeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Hah bak bi orospu da burda, rahatsız oldu sultan!' dedi.&lt;br /&gt;Bana dedi. Güleyim mi, sinirleneyim mi, şaşırdım kaldım. Başka zaman olsa, ben de giyer şalvarımı, elimi de belime koyar 'sen bana baksana bi' derdim, dayağımı yer evime geri dönerdim belki ama derdim. Şaşkınlığımla beraber yatağıma geri döndüm, kaçan uykumu çok yol almadan yakalamaya çalışıyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel uyku gel!&lt;br /&gt;Gelmedi.. Şu an dördüncü kahvemi içiyorum. Çingenelerin neden bana böyle davrandıklarını düşünüyorum. Neden ben?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi gün arkadaşımın gitarı bende kalmıştı, sırtladım gitarı gidiyorum. Tam o sokağa gireceğim, hayatımın dönüm noktası olduğunu düşündüm. Durdum, başladım duaya. 'Burdan çıktığın an, çıkabilirsen eğer tavuk, horoz, kuzu koç ne bulursan kes kızım. Başının üstünden tuz şeker falan geçir ne bileyim. Daha gençsin, dönememe ihtimalin yüksek. Ara sevdiklerini son defa. Allahım zırh gönder'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafam önümde ilerliyorum, sayısını hatırlayamadığım bi kalabalık.. 'Şşş baksana bi' dedi. Göz yaşartıcı spreyim diğer çantamda kaldı bakamam. Ama bakmak da istiyorum belki aralarındaki bi erkekle kontak kurarım ve ne bileyim. Belki film gibi olur, o gelir beni korur, arkadaşlarına ' durun yapmayın' der kendini siper eder falan, anladın di mi? Olmadı ama öyle. Onlar sadece filmlerde oluyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başımı kaldırıp baktım. 'O sırtında ki ne' diye sordu aralarında en efe olanı. Hiç cevap vermedim, yürüdüm. 'Gitar lan gitar, cahil' dedi diğeri. Güldüm, 'gitar' dedim bende en en en cılız sesimle. 'Tamam o sana girsin' dedi. Ben bu lafı hak edicek naptım? Hayır gitar niye bana giriyor? Allah kulunu biliyor da erkek yapmıyor işte. Erkek olucaktım ben var yaa, ahh var ya. Babam küçükken hep söylerdi kareteye yollıcam seni derdi, hayır dansöz olucam ben derdim. Bok var sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dansöz de olamadık, o ayrı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeri geldiğinde ben de efelenirim ama, söz konusu yurdumun çingeneleri olunca, durup düşünüyorum. Onlarla böyle teke tek tartışmayı çok istiyorum aslında. Küfür edelim karşılıklı. Benim küfür dağarcığım iyice genişlesin sayesinde ama ben bunu ona hiç çaktırmayayım. Ne bilim, gelsin saçımı başımı yolsun, soluğu karakolda alalım, film gibi olsun herşey anlatabiliyor muyum? İstiyorum bunları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısacık, bi paragraf birşey yazacaktım ben, noktayı da koymuştum ama el alışkanlığı sanırım, uzun yazdım yine. Oku bak çok gizel şeylerden bahsettim, papatyalardan, sonra yakşıklı erkeklerden bahsettim, böle boynuyla omuzları aynı genişlikte olan. O adamlarda nasıl yaşar ne yer, ne kadar yerse doyar bilmiyorum. Burda bi tane güvenlik görevlisi adam var, bi oturuşta 8 yumurta 3 ekmek yiyiyor, hayvan mıdır nedir bilmiyorum. O adamın kocam olduğunu düşünüyorum. Eve gelicek, elindeki köfte ekmeği yerken beni koltukta göremicek ve üstüme oturup beni ezecek. Adamın boynuyla, omuzları aynı genişlikte, pazuları benim belim kadar lan. İnsan değil yemin ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanaş bişi dicem, yanaş yanaş..&lt;br /&gt;Okuduğun için teşekkür ederim, yine bütün sıkıntımı aldın. Öpim bi gel. Ohh çok güzel kokuyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps: Fotoğraf &amp;nbsp;gelecekte ki halimdir. Sanırım. Bilemiyorum belki de değildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-639751647681179058?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/639751647681179058/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/cingeneler-beni-yer.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/639751647681179058'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/639751647681179058'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/cingeneler-beni-yer.html' title='Çingeneler Beni Yer'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TSRwjSVESII/AAAAAAAAAGU/cDipiGi-aQ4/s72-c/pencerede+uyuyan+kad%25C4%25B1n.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-678211476844895746</id><published>2011-01-03T15:19:00.002+02:00</published><updated>2011-01-05T14:43:07.754+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='30 yaş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çikolata'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cemile ali carolin falan'/><title type='text'>Kadın Dediğin Küçük Olur, 1.80 Olmaz</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;İşte gel zaman git zaman değişti bir şeyler. İlla ki değişti. Değişmeliydi ki değişti. Değişmese de olurdu ama değişti. Boyum belki uzamadı ama değişti bir iki bir şey. Anladıklarımı aldım kucağıma koydum. Anlamadıklarım ise bir küfür olarak hayatta yerini buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mağazaların çocuk reyonlarından giyinmeye devam etmiş olabilirim. Çocuk reyonundan alışveriş yaptığım için indirimli almış olabilirim. Bir marketin kasa kuyruğunda uzun boyluların arasında kaynamış olduğumdan acınası bakışlara maruz kalmış, öne geçmeme müsade etmiş olabilirler. Bir konseri, gösteriyi, sokak çalgıcılarını sevgilimin omuzlarında yani en tepede keyifle izlemiş olabilirim. Kalabalığın olduğu yere meraklı bakışlarla gittiğimde ve haliyle olan biteni göremediğimde 'noluyo lan orda, kavga mı var, biri mi bayılmış, gösteri mi var, noluyo yaaae!' diye çırpındığımda uzun boylu arkadaşlar öne geçmeme müsade etmiş olabilir, ben siki tutmuş olabilirim. Çünkü izlenen mızıka çalan 6 yaşındaki bir çocuktur. Ve mızıka çalan 6 yaşındaki bir çocuğu izlemek için birtakım uygunsuz bakışlara 'ne bee?' diye cevap vermek kısa boylu bir kadının yapacağı en son aptallıktır. Kısa boylusun bi kere, kafa tutamazsın. Kafanı uzun boylu bir adama doğru iyice kaldırıp kafa tutmak ve 'ne var olm!' demek takdir edersiniz ki komik bir görüntü oluyor. Faydasını çokça gördüğüm ama yine de faydasına ve bana rağmen sıkıntısını çektiğim bir şey kısa boylu olmak.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TSHLsLZR6BI/AAAAAAAAAGQ/rN_JdU_GwX0/s1600/tumblr_lcpfbhtaNr1qaj5jro1_500.gif" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="215" src="http://3.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TSHLsLZR6BI/AAAAAAAAAGQ/rN_JdU_GwX0/s400/tumblr_lcpfbhtaNr1qaj5jro1_500.gif" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep ciddiye alınmayı bekledim mesela ben. Küçüksün bi kere, insanların gözünde hep 18- 19 yaşındasın. Empati yapalım hemen. Siz durun ben yaparım. O yaşta birinin bana söylediği bir şeye 'hmm' diyip ciddiye almış gibi görünebilir, lakin içimden 'siktir lan bıdık' da diyebilirim. Fesatın tekiyim. Ciddi (ciddi!) bir toplantıda (ki o da benim için toplanan kurulun 'kovalım mı, kovmayalım mı' toplantısıydı) söylediklerinize her türlü gülünüyor bi kere. Ha kendinizi savunmuşsunuz, ha 'kovun lan develer' diye çıkışmışsınız. Fark etmiyor adamlar için. 'Baksana nasıl da şirin yaa, nasıl kovayım ben bunu şimdi' cümlesini duymak an meselesi oluyor. Duyduğumda ki tepkim de takdir edilesi; 'ehi, sağolun. Ama bunun için beni kovmamazlık yapmayın lütfen. Kovun yani. Tazminatımı da verin ama şirinliğime bakmayın. Kovun!'. Kovuldum. Müdürümün gelip kafamı okşadığını, 'saçlarını düz yaparsan daha büyük görünebilirsin ve bu senin için avantaj olabilir' dediğini de hiç unutmam. O gün bugün saçlarım tabiri caizse 'deli gibi kıvamında'dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamanın birinde modern adıyla 'Satış Danışmanlığı' yaptığım bik bik bi firmada çalışıyordum. İnsanlara bir şey beğendirmek şöyle dursun, zevkime tamah etmeleri kadar gururumu okşayan bir şey daha yoktu. Adam karısıyla geliyor, karısının beğendiğini değil sizin beğendiğinizi alıyor. Ego çok pis bir şey. Okşandıkça ukala olmanız olası olabiliyor, o ukalalık bile onlara güzel gelebiliyor, tuhaf. O dönem benim için her takım elbise giyen adam bankacı. Girdi mağazaya, aha bankacı geldi deyip atladım hemen. O dönem bankacılar hep zengin gözümde. Fakir bankacı hiç yok. Adamın önünde geçiyorum, yok. Yanına geçiyorum, yok. Arkasında duruyorum, yok. Adam beni görmüyor çünkü adamın muhtemelen bacak boyu kadarım, takım elbiseli, gayet puşt ve gayet bankacıydı. Deri cekete elini atmasıyla birlikte eline yapıştım; &amp;nbsp;'ben yardımcı olabilir miyim'. Bunu bana bi satış danışmanı yapsa 'niye bana veremli muamelesi yapıyorsun' diyebilirim. Ama bankacılarda bunu diyecek akıl yok, çünkü onlar 'zengin'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bankacı adamın, yani boyu çok uzun olanın, yani beni 10 dakikadır görmeyen adamın verdiği tepki hayatımın film şeridi gözlerimin önünden geçmesine sebep olduğundan hiç unutmam o ibneyi. 'Sen de kimsin, annen nerde bakim senin?' derken kafasını böyle oyuncak köpekler gibi sağa sola sallıyor. Ben sevimliyim ya, o da sevimli olacak aklı sıra. Ki o boyla mümkün değil. Anlatamadım. Orada çalıştığıma, para bile kazandığıma ikna edemedim. Alışveriş merkezinde epey dolaştıktan sonra geri dönüp bana bir kutu çikolata aldığını falan anlatmayacağım ama. Anlatırsam dilinize düşebilirim çünkü. Sizin gibi ibnelerin diline düşmektense, susmayı deneyebilirim. O yüzden çikolatayı yemek için kendime uygun zemin hazırladığımı, kafamın içini tamamen boşalttığımı, sadece elimdeki 'ÖZSÜT' imzalı çikolataya konsantre olduğumu, havuzun kenarına gidip, müzik dinleyerek bir kutu çikolatayı yiyip kalçama kalça kattığımı anlatmayacağım. Israr etmeyin anlatmam. Kalçama kalça da güzel sözmüş, ben uydurdum. Oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben kısa boyun faydalarını anlatacaktım esasen kısa boylu arkadaşlara umut ışığı olmak için, sanki bu beyhude hayatta böyle bi görevim varmış gibi. &amp;nbsp;İşte dolmuşta kafamızı vurmuyoruz, 2 kişilik koltuğa sığabiliyoruz, dolmuşta ayaklarımızı altımıza alıp oturabiliyoruz, efendime söyliyeyim kıyafet bulmakta zorlanmıyoruz, birilerinin omzuna binebiliyoruz, ağır ve hantal değiliz, herhangi bir yerden gelecek olan yumruğa hedef olmuyoruz, ailece gidilen tatillerde arabada yer yoksa ablanın kucağına bile oturabiliyoruz çünkü ablanın bacaklarını 'ACITMIYORUZ', 30 yaşına da gelsek hep minik, hep genç görünüyoruz, falan diyecektim. Diyemedim. Bi de desem haylice yazabilirmişim yani. Ama yok anlatmayacağım. Boyumun 1.58 olduğunu da ısrar etmeyin söylemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah sizi uzun boylu kadınların hışmından korusun a canlar. Esas götü yere yakın olandan değil, daha ayağına ayakkabı bulamayan, 40 numara giyen kadından korkun. Yürürken yeri göğü inletip sallayan kadından korkun. Esas yatakta ayakları yatağın dışında kalan kadından korkun. Masaya vurduğunda masadakileri hoplatan kadından korkun. Bak Carolin'e, Ali'nin tepesine nasıl bindi o gün 'Ben Çemile değilim Allliii' diyerek. Alicik altına işemediyse iyi, dev gibi kadın zira. Hem uzun, hem şişman kadından hele daha bi korkun, olmadı kaçın. Sev sev bitmez lan o beden, ne o öyle! Allam sen yurdumun canım erkeklerini uzun boylu kadından ve herbişeyinden koru. Kısa boylu kadın kullarına da bi güzellik yap artık bunca yazdık, dertlendik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amin.&lt;br /&gt;'Eller yüze sürülür'.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpeyim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-678211476844895746?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/678211476844895746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/kadn-dedigin-kucuk-olur-180-olmaz.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/678211476844895746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/678211476844895746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2011/01/kadn-dedigin-kucuk-olur-180-olmaz.html' title='Kadın Dediğin Küçük Olur, 1.80 Olmaz'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TSHLsLZR6BI/AAAAAAAAAGQ/rN_JdU_GwX0/s72-c/tumblr_lcpfbhtaNr1qaj5jro1_500.gif' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-7397126530317829704</id><published>2010-12-29T02:17:00.003+02:00</published><updated>2011-01-05T14:44:03.772+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sabun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nuran abla falan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='parfüm'/><title type='text'>Siz Hiç İz?</title><content type='html'>Öyle şeyler düşünüyorum ki, aklım bile şaşıp kalıyor çok zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmkansız değiller. Yapabilirim, gidebilirim, görebilirim. Ya cesarete ihtiyacım var ya da metanete. Altmış yaşındaki bir insan 'yüzlerce yüz görmekle kalmadım, tanıdım' diyebilir. Şu yaşımda, altmış yaşındaki birinin söylediklerine sahibim. Şükür mü etmeliyim, sevinmeli miyim bu duruma, bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar insanla oturup sohbet etmişsinizdir ki yüzlerine baktığınızda anlarsınız 'o çizgiler ne çok şey anlatıyor öyle'. Siz sormadan konuşur çizgiler. 'Bu eşimi kazada kaybettiğim günün hatırına... bu aldatıldığımı gördüğüm an yüzüme sinen çizgi... bu bile isteye onu terk ettiğim gün kaldı bende... bu mu? Buna hiç dokunma. Bazı şeyler özel kalmalı di mi!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdiye kadar tanıdığım insanların çok azı bende iz bırakabilmiştir. Çok matah kişiler olduklarından da değil. Yaşadıklarının bir kırıntısını görmüş, etkilenmişimdir. Tuhaf olan, üstünden epey geçmiş olmasına rağmen etkilerini hala hissediyor olmamdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen, önümdeki duvara bakakalıyorum. Zihnim, duvarın üstüne şekiller çizip, oynatıyor saçma sapan. Ya da terasa çıkıp, altıma kilimi serip gökyüzüne sunuyorum bedenimi. Seninim demiyorum gökyüzüne belki ama görsün istiyorum beni. Amaçsız şeyler gibi gelebilir. Siz sumo güreşçileri gibi yağlanıp malak gibi yatıyorsunuz ya güneşin altına! Sordunuz mu hiç güneşe 'beni görmek istiyor musun' diye? Kadir kıymet bilmeyen insanlara sunamıyorum, ne kendimi, ne kollarımı, ne de kokumu. Ben de herhangi bir kimsenin aklında yer edebildim mi acaba diye düşünmüyorum. Çünkü kocaman bir gökyüzü var beni bilen. E kafi çok zaman.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İz bırakanlar var bende tek tük işte. Bana yetiyor, hatta artıyor bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende iz bırakan kadını tanımam çok eskidir. Şimdiki çocukların asla sahip olamayacağı oyuncaklarımla oynarken fark ettim Nuran Abla'yı. Kafamı kaldırmamla beraber, şimdiye kadar gördüğüm en güzel kadınla karşı karşıya kalıyorum, hem de beni izlerken. Eğilip öpüyor yanağımdan. Koklayarak öpmek nasıl güzel bir şeydir, o yıllara dayanır bunu bilmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Süt kokuyorsun daha, demişti beni öptükten sonra. &lt;br /&gt;-Banyoya soksa annem beni, senin gibi güzel kokar mıyım o zaman?&lt;br /&gt;-Sen banyoya gir, sonra da annene söyle Nuran Ablam bizi çaya bekliyormuş de. Sana parfüm sıkacağım geldiğinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen banyoya koşmuştum üstümdeki süt kokusunu arındırmak için. Annemin hiç sevmediğim keseyi bile yapmasına müsade etmiştim. Kese sertti ve sertçe ovalandığında canımı acıtıyordu.&amp;nbsp;Süt kötü kokuyordu zaten. En güzel elbisemi giydim banyodan sonra. Tıpkı Nuran Ablaya benzedim. Saçlarımı onun gibi açık bıraktım. 'Küçük Nuran' diyip saçlarımı okşuyor annem ve ekliyor; 'kaderin benzemesin inşallah'. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Kader' ne demek henüz bilmiyorum. Sormuyorum da. Aklımda sadece Nuran Abla gibi güzel kokmak var. Tatlı bi koku, baharatla karışık. İnanılmaz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazırım ben, annemse ağırdan alıyor gitmeyi. Bir vesile sonunda çıkıyoruz evden. Güzel kokan kadının bahçesi de tıpkı kendisi gibi güzel. Küçücük bi bahçe. Çeşit çeşit, rengarenk çiçekleriyle konuşurken görüyoruz onu. Kapıyı ittirip ona doğru koşuyorum hemen. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kokla bak beni.&lt;br /&gt;-Hmm mis gibi sabun kokuyorsun.&lt;br /&gt;-Gitmiş di mi süt kokusu?&lt;br /&gt;-Hak ettin parfümü, belki ruj bile sürerim ne dersin, gel benimle bakalım süslü sıpa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annemi arkada bırakıp koşar adım merdivenlerinden çıkıyoruz. Minicik boyumla kocaman adımlar atıyorum,&amp;nbsp;Nuran Abla'da ki asalet koşarken bile yerinde.&amp;nbsp;Evi bile onun gibi kokuyor. Sallanan saçları, kokusu, eteğinin hareketlerinin ona ayak uydurması, ayakları, elleri, mimikleri...&amp;nbsp;Siyah beyaz televizyonda gördüğüm kadınlar gibi tıpkı. Kucağına oturtuyor beni. Onu yakından izlemek bi garip. Kirpikleri o kadar uzun ki tutup çekiyorum. Tepkisi bile naif. Saçlarını elime alıp kokluyorum, okşuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sen çok mu sevdin beni?&lt;br /&gt;-Çok güzelsin Nuran Abla, filmlerde ki kadınlar gibi böyle...&lt;br /&gt;-Sevmedin beni o zaman.&lt;br /&gt;-Kaderim sana benzemesin inşallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En şuh kahkahasını atıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kimden öğreniyorsun sen bunları bakayım?&lt;br /&gt;-Annem söyledi senin için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni kucağından indirip bir sigara yakıyor. Pencerenin pervazına dayanıp uzun ince sokağa dalıp gidiyor sonra Nuran Abla. Böyle düşünmesine sebep olacağımı bilsem söylemezdim, ama ben çocuğum henüz. Baştan aşağı inceliyorum onu, sigara, hiçbir kadının elinde bu kadar güzel durmamıştır. Çok sonra anlıyorum Nuran Ablanın uzaklara bakarken ne düşündüğünü. Her türlü kapısını kapatmış bir kadınmış o. Ama bunu hiçbir zaman anlatamamış. Yüzünde yarım yamalak bi gülümsemesi bir cümle kurabilmesine müsade etmiş olacak ki, sonrası kıyamet gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Annen doğru söylüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başını ellerinin arasına alıp ağlaması hala gözlerimin önünde. Ne gözyaşlarına dokundu, ne önüne düşen saçlarını geriye itti. Tepki yok. Bir kadın bu kadar güzel ağlayamaz. Bir kadın bu kadar kadın olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Allahın belası herifler, düzüp düzüp bıraksınlar ancak. Sen sakın ama sakın evlenme!, diyor parmağını sallayarak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Sen sakın evlenme.. Sen sakın evlenme... Evlenme anladın mı? Kaderin bana benzemesin. Tek zevkleri düzüp bırakmak olan adamlara sakın açma içini'. Neden sonra ellerinin tersiyle burnunu sildikten sonra önümde diz çöküp; 'Vazgeçtim evlen, ama şurdan sev' diyor elini kalbinin üstüne koyarak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Orda ne var ki?&lt;br /&gt;-Ayhhh! Gel yüzümü yıkayayım, annenin yanına götüreyim seni hadi.&lt;br /&gt;-Tamam da orada ne var, sevgi orada mı saklı ki? Babam öyle demiyor hem, sevmek insan işi değilmiş. &lt;br /&gt;-Babana selamlarımı söyle, Nuran Ablam burayı gösterdi de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük ellerim onun kalbinde ne yapacağını bilemez halde titrerken anladım, sevgi dokunurken titremekti belki de. Mis kokan bahçeden geçerken burnumda Nuran Ablanın kokusuyla beraber, kulaklarımda ağlarkenki söylediği sözler çınlıyor; 'Şuradan sev!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günler sonra, bahçede akşam yemeği yerken bir gürültü duyuyoruz ötelerden. 'Saçlarımı kopardın lanet herif' diye bağırıyor kadın. Annem hemen kolumdan tutup içeri sokuyor beni. Koşar adım beni üst kata fırlatıp aşağıya iniyor tekrar, bahçede olan biteni merak ediyordum çocuk aklımla. Çocuk aklım çok uyanık. Pencereyi açıp etrafa bakındığımda Nuran Ablayı saçları elinde, yere çökmüş ağlarken gördüm. Hayal bu, orda ağlayan Nuran Abla değil. Hayal, çünkü o kadını öyle görmek bugün bile sızısını içimde bir şey. Hani çok sevdiğiniz birini hastanede morarmış, saçları kesilmiş, dudakları kurumuş bi halde görürsünüz de henüz&amp;nbsp;ölmemişken bile 'ölüm yakışmaz, ölmeyecek de zaten' dersiniz. Zaten Nuran Abla da ölmeyecekti.&lt;br /&gt;'Saçlarım.. Allah belanı versin senin gibi adamın, elindeki bir iken iki olmasın inşallah, hayvan herif'!'. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beraber ağlıyoruz Nuran Ablayla. O yerde, ben pencerede. Ağladığımdan haberi yok.&amp;nbsp; Haberi olsa biraz iyi olur muydu bilmiyorum. Ne gelip beni öpen vardı, ne o naif kadın. Günler sonra Nuran Ablayı balkonda gördüğümde hala ağlıyordu. Balkonun altına gidip seslendim. Sesimi duyuramadım. Bağırdım, beni yine duymadı. Baksaydı, ona çok mühim bir şey söyleyecektim. Bi öne bi arkaya sallanıp duruyordu. Bizim mahallenin Deli Veli'si gibi tıpkı. Tepki yok. Balkondan sarkıttığı&amp;nbsp;incecik&amp;nbsp;ayaklarına bakıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Nuran Abla? Nuran Ablaa!&amp;nbsp;Ya boynum ağrıdı baksana bir şey&amp;nbsp;dicem, Nuran Ablaaaa! Ya bi bak elim nerde, yaaa Nuran Ablaa!'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baksaydı bana gülerdi belki de... Elimi onun yaptığı gibi kalbimin üzerine koymuştum; ' seni çok seviyorum' diyecektim. Zor söylenen her ne ise, bilmediğim ne varsa söylecektim ona. Bakmadı. Ertesi gün, Nuran Ablanın evi bomboştu. Ne zaman, nasıl, nereye gitti bilmiyorum. Annemin eteklerine yapışıp diğer komşulara sormaya gittik, kimse görmemişti, bilmiyordu. Dahası Nuran Abla'nın adını bile anmak istemiyorlardı. Babamın bana&amp;nbsp;Libya'dan getirdiği bebeğe 'Nuran' adını vermiş, Nuran Abla'yı hep yaşamıştım içimde. Çünkü o siyah beyaz televizyonda gördüğüm pileli etekli, ne renk ruj sürdüğü belli olmayan çok ama çok güzel bi kadındı. Bebeğim de öyle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırmızı ojesi, dolgun dudaklarına sürdüğü hafif kırmızı ruju, o gülüşü, kırıtarak ama davetkar olmayan yürüyüşü, elleri, kirpikleri.. Şu yaşımda bile bir kadın görmedim ki onun gibi şahane&amp;nbsp;olsun. Büyüdüm ama izlerini taşıdım o kadının. Orospu olsaydı da taşırdım o izleri. Önüne gelenle yatan bi kadın da değildi. Sevmişti ve bunu bunun bedelini ödemişti. Sevmek, bedel ödemek miydi ya da&amp;nbsp;aşk için bu kadar ağır bir bedelin altına girilir miydi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yirmi yıl sonra, falanca bi yerde, hayatıma giren ama sorularıyla beni boğan biriyle beraberdim. 'Beni neden seviyorsun? Ne kadar seviyorsun? Peki şunu yaparsam da beni sever misin? O zaman yapmayayım! Sana bunu alıyım mı? Bu sende çok güzel durucak, şunu da taksana bi. Şimdi gel sarıl bana. Bana neden beni sevdiğini söylemiyorsun?' sorularını soran bir adamı sevmem olası bile değilken üstelik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuran Ablanın silüeti geliyor gözümün önüne, silüeti bile enfes, silüeti bile yetiyor gülümsememe.. Eli&amp;nbsp; de kalbinde, mis kokusu da burnumda. 'Kendimi veremem bu adama'. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor söylenen ne varsa söyleyemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Kaderim ona benzemesin!' diye.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-7397126530317829704?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/7397126530317829704/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/12/siz-hic-iz.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/7397126530317829704'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/7397126530317829704'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/12/siz-hic-iz.html' title='Siz Hiç İz?'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-9093420485945888503</id><published>2010-12-14T22:29:00.000+02:00</published><updated>2010-12-14T22:29:23.984+02:00</updated><title type='text'>Na Na Na!</title><content type='html'>"Bana içindeki çocuğu anlatsana biraz" derken göğsünde epeydir onunla yaşadığına inandığım kıllarıyla burun buruna gelmiştim. Koltukaltını burnumun dibine kadar sokması ve böyle kokan bir adamın "çocukluktan" bahsediyor olması kabul edilebilir bir şey değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkili koltuklar dipdibe oturmak için değil, sadece sevişmek için var bence. O koltuğun amacı o. Bu sebepten başladım yazmaya ve yine o sebepten yazdıklarım tarihe geçsin isterim. Babamın çoraplarını giymemle başladı bu yolculuk derken haksız değildim üstelik. Her şey bütün hissettiklerimi yazmamdan kaynaklanıyordu. O yıllar sanki sadece erkekler mektup yazıyormuş gibi. Sanki ben erkek çocuğuymuşum gibi. Gibi. Belki. Bilemiyorum. Ablama yazdığım; "tozları aldım, yerleri süpürdüm, bulaşıklar tamam, çamaşır ipineyse boyum yetmedi" gibi notlardan henüz bahsetmeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Hoş, büyüyünce de bir şey değişmiyormuş esasen. Vatan Bilgisayardan kovulmadan önce yemekhane çalışanlarına bile mektup yazmıştım. Kovulmam mektup yüzünden değil. Sadece yemekleri çok kötüydü ve eli pipisinden çıkmayan bi adamın yaptığı çorbayı içmek istemiyordum. "Mantar olabilir, çorba yapmadan önce doktora gitmelisiniz. Ben de kıllı çorba içmek zorunda kalmam" yazmıştım. Bizzat adama verdim kağıdı, kutuya da atmadım. Atsam belki kovulmazdım. Ama bu yüzden kovulmadım. Niye kovulduğumu hala bilmiyorum. Mektup yüzünden olabilir. Ama sanmam. Mektup yüzündense eğer 'helal hoş olsun bana' der ellerimden öperim. Siz de öpün. Ama o sebepten kovulmadım ben. Şimdi bunları düşünerek geçmişime geri dönmek istemiyorum. Beni üzmeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilime mektup yazdığımda da heyecanlanacağını sanmıştım. Kazık kadar insanlar olmuşuz sonuçta, mail var, mesaj var, telefon var, kulağına fısıldamak var. Adam dibimde ama mektup yazıyorum. Önceden yazıp sonra da vermiş olabilirim hatırlamıyorum orasını.'Bana bi çay getirsene ya' yazmadım sonuçta, böyle aşktan, ayrılıktan, efendime söyleyeyim 'sen gidince ben de kendimi dağa vurmazsam adam değilim' filan gibi şeyler. Güldü sadece, aldı bavuluna koydu mektubu, film izlemeye devam etti. Hissiz olmayı sayesinde öğrenmiş olabilirim, ama oynamıyorum. Yaş 27, biri çıkıp sorsa 'nasıl bir şey hissizlik' dese, sevgilimi gösteririm gözlerimle. Böyle bunun gibi bir şey derim. Al bunu götür burdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden, yani işte ben küçükken hep anlatırdı birileri; "İşte kazık kadar kadın oldum hala bir şeyler öğreniyorum, vay efendim koca adam oldum hala kazık yiyorum hiç akıllanmıyorum" filan. O vakit 'nasıl lan' derdim. Nasıl öğrenemezsin, boşa mı yaşadın? Seviştin durdun mu bunca zaman? "Pozisyon sorsam söylersin hemen" demedim tabi lan der miyim hiç, içimden geçirdim ama. Fesatlık da var biraz. Nasıl olur da insanları anlayamaz, tanıyamazlar ki? Derken. Aynen öyle. Na na na (kürt kadınları hayır hayır hayır yerine na na na der. ) kazık yemedim, tekme de yemedim, terk de edilmedim, dostumu da kaybetmedim. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yaşta bile hala öğreniyor olmak şaşırtıyor beni sadece. Hatta o kadar şaşırtıyor ki, dışarı çıkmıyorum şaşırmamak için. Sokaklar adeta bi film gibi demiş miydim? Onun dışında koyan bir şey yok evelallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benden masal yazmamı isteyen kadına da 'Hayat zaten masal değil mi?' diyip gayet içli bakınca, bu şiirsel notlar döşeyen kadınlar gibi olduğumu fark ettim. Hani bu her notun altına bi jpegli bi şiir ekleyenler gibi. Durumu toparlayabilmek adına 'yae ben masala da size de koyim afedersiniz' dedim. İşi alamadım tabi ki. Hayat böyle deyince suçlu ben oluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gideyim biraz daha House izleyeyim de beynim iyice sulansın, şaşırma 'şeylerim' alt üst olsun. Kimse beni şaşırtamasın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-9093420485945888503?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/9093420485945888503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/12/na-na-na.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/9093420485945888503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/9093420485945888503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/12/na-na-na.html' title='Na Na Na!'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-8867277448803707951</id><published>2010-12-03T14:03:00.000+02:00</published><updated>2010-12-03T14:03:54.585+02:00</updated><title type='text'>Öyle Değil Böyle Atılır</title><content type='html'>Size süper şeker gelen her şey bana çok saçma gelebilir. 30 mandalini 1 saatte bitirebilirim ve bundan başka mutlu eden bir şey daha yok mesela.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süpriz hediyeler, birden çıkıp gelmeler, kapı arkasında durup böhlemeler, beraberinde 'ehuhue' diye gülmeler.. Nedir komik olan, sıçmadım da üstelik altıma. Kapım çalınıyor 'ben geldiiğğmm' diyor arkadaşım.. Nasıl mutlu, allahım nasıl cıvıl cıvıl anlatamam. Bana sordun mu gelebilir miyim diye, yok. Müsait miyim, işim mi var, sevişiyor muyum, umrunda değil. Gezmeye gelmiş. Bir odadan diğerine gezip gidicek.. Öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;On metrekare yerin nesini geziceksin halbuki? Çekirdek alıp parka giderim, geleni geçeni izlerim, yediden yetmişe her yaşın ugg giymesine hayretle bakarım, dudaklarım çekirdek yemekten kurur, bir yudum suya muhtaç olurum, yine de kimsenin kapısını çalmam. Özele saygı diye bir şey var, mahrumlar tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Epeydir insan içine çıkmadığımdan unutmuş olabilirim böyle incelikleri. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yere gidip oturuyorum, garson gelip ne içmek istediğimi soruyor 'he bi kahveye hayır demem' diyorum. Sanki o beni davet etmiş de, bedavadan oturuyorum orda. Arkadaşım da 'bir kahve litfen' diyor. Bi ona bakıyorum, bir de kendime. Hayvanlık üstümde ne de güzel duruyor.&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bi de kadınlar erkekler için güzel olmaya çalışıyorlarmış. Öyleymiş, ben de şaşırdım. Ben ayak tırnaklarımı niye bir erkek için temizliyeyim ki? Ya da kaşlarımı niye bir erkek için alayım. Aynaya baktığında kim 'orman kadın' görmek ister ki? Daha bir erkeğin sırf benim için, ben istiyorum diye sakallarını kestiğini görmedim. Bunu yaptıran, gerçek bi kadın gibi davranan da var ama. Ben yapamadım, bilemiyorum. Tamam bakımsa bakım ama belki bacağımdaki kıllar kışın ısıtıyor beni, nedir yani! Hem beni niye almıyorlar bu araştırmaları yaparlarken? Kimlere soruyorlar o soruları? O reklamlardaki kadınlardır eminim, 50 yaşında ama iş bitmemiş kadınlar. Önden 50, arkadan 25 yaşında görünen kadınlar. Gergin görünen kadınlar... Koş bir tarhana çorbası yap desen gergin gergin bakarlar. Gerginler! Böyle Ajda Pekkan gibiler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Magnum reklamlarında ki kadın gibi dondurmayı kibar ve seksi yemek istiyorum. Dudağımın kenarında ben de var üstelik. Magnumu her gün yiyen biri değilim, o yüzden bulduğumda saldırıyorum. Ama her gün yesem mesela, ben de öyle yerdim. Denerdim bunu ama param yok. Olan paramı da magnuma vermem amına koyim, götüm donuyo zaten!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte. &lt;br /&gt;Gönül ister tabi bi yerde;&amp;nbsp;'Bugün Ayşe'yle sahilde kahve içtik, erkeklerden bahsettik' demeyi. 'Eski sevgilim burnumdan su almıştı hey gidinin günleri hey, hey ki ne hey hala anlatıyorum ekmeğini yiyorum çocuğun' demeyi. Efendime söyliyeyim bunun gibi şeyler yazmak isterdim ben de lakin malzeme bu. Ik mık zorlasam çıkar aslında ama burası da 'BBG evi' değil zaten di mi? Bakim! Vallahi değil. Ehm. Gideyim az daha House izliyim, ne&amp;nbsp; bileyim bi şöyle yan yatayım, bi böyle yan yatayım. Benim de 'bebişler, hanimiş tontişler' diye bir şeylerden bahsedeceğim günler gelecek elbet. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bakalım. &lt;br /&gt;Öpim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-8867277448803707951?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/8867277448803707951/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/12/oyle-degil-boyle-atlr.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8867277448803707951'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8867277448803707951'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/12/oyle-degil-boyle-atlr.html' title='Öyle Değil Böyle Atılır'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-8256164265931532541</id><published>2010-11-14T22:48:00.000+02:00</published><updated>2010-11-14T22:48:35.349+02:00</updated><title type='text'>Film Tadında Yaşıyorum</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bazı sabahlar böyle tarifsiz bir mutlulukla uyanıyorum, tıpkı filmlerdeki gibi. Ama uzun zamandır olmuyordu bu. Zaten öyle şeyler bi filmlerde oluyordu pek zamandır. Uyanıp tavana bakıp gülümsemeler, yatağın içinde kime olduğu bilinmeyen bi cilveyle uyanmalar, efendime söyliyeyim ayakları birbirine tokuşturmalar, burun karıştırmalar falan. Öyle uyandım bugün ne hikmetse.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;İzlendiğimi sanıp, minicik geceliğimle evin içinde Heidi gibi bir o yana, bir bu yana sektim durdum. Müziği de açıp yatağın üstünde 17'lik ergen gibi zıpladım, yetmedi gidip bir fincan süt aldım elime, elimde süt fincanı "aman siktiğimin hayatı ya ben seni yerim, bugün pek bir gisel" dedim. (kendi yazdıklarına gülmemeli insan, güldüm ben, ama gülmemeliydim!) Dudaklarımın üstüne bulaşan sütü yine fena bir cilveyle yaladım.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Bir parmağımı duvara dayayıp, sanki onun tenini okşuyormuşum gibi bir edayla parmağımı duvara sürte sürte mutfağa doğru ilerledim parmak uçlarımda. Aman bir edalar, bir nazlar, bir Bihtercilik, Allahım aklımı nereme kodun?! Kettle'a su koyup "süt yerine kahve içeyim havam bilmem kaça katlansın, resmen film tadında yaşıyorsun kızım" dedim. Banyoya gidip küvetin deliğini tıkadım, içini suyla doldurup birkaç damla Vanilya esansı damlattım. Bilmiyorsunuz di mi o esansı? Zaten onu bi tek benim gibi güne film tadında uyananlar bilir, yadırgamıyorum yani.&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TOBKoTmoNiI/AAAAAAAAAEw/G2zObEhgHfc/s1600/tumblr_lbupexExW51qdkqq1o1_400_large.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" px="true" src="http://1.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TOBKoTmoNiI/AAAAAAAAAEw/G2zObEhgHfc/s200/tumblr_lbupexExW51qdkqq1o1_400_large.jpg" width="155" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Parmak uçlarımda mutfağa geçip kahvemi yaptım, sigaramı da alıp salondaki sallanan sandalyeme attım kendimi. O filmlerdeki sandalyelerden. Beni yoran şarkıyı söylemiştim yine, o şarkı beni çok yoruyor, olmaz olsun öyle şarkı nefes nefese kalıyorum söylerken. Yasemin Mori nasıl söylüyor bilmiyorum. Bilmeyen varsa dinlesin 'Nolur Nolur Nolur' şarkının ismi. Baktım çok yorulmuşum, kahvemi yudum yudum içtim. Banyoya girip hazırlanmam gerekiyordu. Bi şarkılar türküler, bi bacakları yukarı kaldırıp bacağı okşamalar oyh!&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Banyodan sonra, yine asla mümkün olmayacak bir edayla aynadaki buharı silip kendime baktım. Göz kırpıp güldüm kendime, dudağımı falan ısırdım. Filmlerde oluyor ya hani, kadının adamla buluşmaya giderken ki hazırlanma süreci, ondan işte. Tek fark onlar gecenin sonunda çatır çatır sevişir, ben kahvemi içer eve dönerim. Ağda, banyo, saç, makyaj, mutlu uyanışlar vesaire.. Tuhaf bir his. Nasıl uzak kalmışım bunlara belli değil. Bunlar filmlerde yok bak, o da var. Neyse..&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Tekrar salona geçip kurbağa desenli bornozumla sallanan sandalyeme kendimi bıraktım. Bir süre boş boş sallandıktan sonra, parmak ucumla perdeyi aralayıp baktım. Gözlerim kör olaydı da görmeyeydim o yağmuru, kulaklarım sağır olaydı da duymayaydım o yağmurun sesini. Olmaz olsundu yağmurlu bir gün, yağmurlu bir gündeki bu sevinç, film tadında geçen dakikalar. Çıkardım bornozumu yatağa girdim tekrar, yağmurlu havada dışarı mı çıkılır ya!!!&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Koydum eski mektupları, fotoğrafları kucağıma, bir kadeh şarap aldım, İntizar'ı açtım bi de. Yağmurlu bir günde insan mutsuz olmalı, hak etmiyorum bu mutluluğu ben diyerek ağladım. Dışarı da çıkmadım. Sonra uyuyakalmışım işte..&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Şimdi de size anlattım, resmen boşaldım, içimi döktüm bi nevi. &lt;br /&gt;İyi oldu. İnsan sıkıntısını içinde tutmamalı. Öyle işte.&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Öperim parmaklarınızı. &lt;/div&gt;Şaka yaptım ya, ne öpücem sizin pis parmaklarınızı :/&lt;br /&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-8256164265931532541?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/8256164265931532541/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/11/film-tadnda-yasyorum.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8256164265931532541'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8256164265931532541'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/11/film-tadnda-yasyorum.html' title='Film Tadında Yaşıyorum'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DenFNzjPuvs/TOBKoTmoNiI/AAAAAAAAAEw/G2zObEhgHfc/s72-c/tumblr_lbupexExW51qdkqq1o1_400_large.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-4396100451007996639</id><published>2010-10-29T15:22:00.001+03:00</published><updated>2010-10-31T23:41:46.190+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beni sev'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öykü'/><title type='text'>Beni Sev Demeler</title><content type='html'>Sonra böyle bi üzülmeler, pişman olmalar. Aman efendim 'keşke söyleseydim' demeler. Bir süre sonra onun ağlayıp sızlaması 'söz verdin sevmedin' demesi, akabinde 'allam hamile mi bıraktım acaba' diye düşünmem...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldu bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Sen bana git diyemezsin, ben kendim giderim zaten. Sevmiyorum yahu alla alla, zorla mı?' dedim ve kapıyı çarptım, çıktım... O merdivenleri üçer beşer nasıl indim, hala hayret ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yavaş biriydim çünkü. Yemek yerken de, sigara içerken de, sevişirken de, yürürken de, ağlarken de, bütün o duygu karmaşalarını yavaş, acele etmeden yaşardım. Hızlı geçişler beni yormaktan başka bir işe yaramazdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de böyle alıyordum hayatın tadını! Haa, hayat benim tadıma baktı mı, orası muamma!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen oluyor öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğimi söylemeye üşendiğim zamanlar oluyor. Hiç boşa sarf etmedim o iki kelimeyi. Saçlarım o gün şekle girdiğinde sevdim onları işimi kolaylaştırdıkları için. Bir sürü malzemeyi karıştırıp ortaya çıkardığım şahesere 'yemek' adını verdiğimde, lezzeti beni şaşırtacak güzellikte olunca 'seviyorum oğlum tavamı, kabağımı, kaşığımı, körimi' diyebildim. Pencerenin önünde duran kaktüse su verirken dikeni parmağımı kanatsa da 'kansız değilim daha ne olsun' deyip sevdim onu da. Olur olmadık şeyleri sevebildiğim ve söyleyebildiğim gibi, söylemeye üşendiğim anlar da oluyor. Üşenmek de değil, tuhaf bir şey. O zaman sevmiyorum kendimi yapabileceğim bir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleseydim şimdi başka mı olurdu?&lt;br /&gt;Belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Beni sevdiğini söyle.&lt;br /&gt;-Bir ara söz yapıcam bunu.&lt;br /&gt;-Zor değil, 'seni seviyorum' diyeceksin.&lt;br /&gt;-Söz, valla söyleyeceğim bir gün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafam sürekli başka yerlerde bu ara. Sende, bende, orada, o dağ evinde, o köyde, o sıcak rakıda, adımlarımı minik minik attığım yeni bir şeylerde, anlamsız bakışlarımda, akan salyamı silerken 'vay be' dememde. 'Neden cebimde iki milyon yerine iki milyar yok' diye sorgularken kendimi, içimdeki ses; iki milyarın olsa cebime sığmaz ki zaten ehi diye rahatlatıyor. Nasıl bir bilinçaltıysa bu, bana iyi geliyor. Seviyorum bu halleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimseye gidip de 'beni sev' demedim. Bana söylendiğinde de haliyle gülüp geçtim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sırtımı acıtmasını bile özlediğim yatağımdayım. Önce I şeklinde uzandım kollarımı açıp. Sanki yağmur üstüme yağıyordu. Bu defa hayal kurmadım, sadece yağmurun üstüme yağdığını hissettim. Öyleydi de. Sonra doğrulup sırtımı duvara yasladım. L şeklinde oturup bir sigara içtim. Tıpkı senin gibi. Yağmur öyle şiddetli yağıyordu ki, iliklerime kadar ıslanmıştım. Kendimi yağmurdan korumak için C pozisyonunda uyumaya çalıştım. Sensiz ilk C. Konuş harflerle konuş. Şekil ver onlara, benzetmelerinle şımart onları." Harflerle uyuyup, oturmayı senden öğrenmiştim. Senden öğrendiklerimde kendimi kandırmaya çalışıyorum. Kandırdım da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçe kapısının üstündeki tenteye düşen yağmur damlasının çıkardığı ses, kalp ritmimle aynı, pıt pıt pıt! Saatin tik takları durdurmak istediğim ama beceremediğim anlarda saati kırarsam eğer zaman duracak gibi gelir bana. Zaman duracak ve yağmur beni hasta etmeden üstüme yağacak ben 'dur' diyene kadar. Saati kırıp rahatladım. Tik tak yok, huzur var, yağmurda ıslanan ben var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz saatin tik tak'larını böldünüz mü hiç? Ben böldüm hiç zevkli değilmiş.&lt;br /&gt;İnsan çocukken ne istediğini bilse de, ne yapacağını bilemezmiş ya hani, büyüyünce de pek bir fark olmuyor aslında. Kandırılmışız bunca zaman. Onunla olduğum zamanlarda, bir gece bile yemeğimi tek başıma yemedim ben. Karşılıklı lokma yutmak gibisi yokmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Şimdi bu yaşadıklarımızdan kaç öykü çıkar sana?&lt;br /&gt;-Çıkar çıkar. Çok çıkar hem de, o yüzden beraberim seninle aslında.&lt;br /&gt;-Ee beni sevdiğini söyle o zaman?&lt;br /&gt;-Valla söyleyeceğim ya, du bi dakika!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala rüya gördüğümü sandıracak bir sessizliğe uyandım o gün. Yattığım yerde tepkisiz bekledim bir süre. Bir araba sesi, mutfaktan gelen çatal bıçak sesi, adamın sesi, bir ses... Ne bileyim bi cik cik falan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O sessizlik olağandışıydı, alışık değildim ama korkmuyordum. Bundan sonra her sabah aynı sessizliğe uyanacağımı biliyordum. Yağmurdan sonra kar yağar mı, yağar! Ankara'ya deniz koydum ben. 'Kar, şehrin bütün pisliğini örtmüş, sessizlik bundanmış demek. Şimdiki çocuklar da karın kıymetini bilmiyor hiç' diye geçirdim içinden. Yataktan yuvarlanarak inip bütün odalara tek tek baktım. Neden yine saklanmış olabileceğini düşündüm, bugün bile kendime açıklayamam bunu. Bir şekilde alay ederek teselli ettim kendimi ve evimi. 'Anahtarı da vardı üstelik. Alışıcaksın buna kadın, çıktın gittin evden. Gelmez o da, gitti. Kabullen ve alış! Hah, söyleseydin sevdiğini.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanki, 'beni sevdiğini söylemezsen misketlerimi de alır giderim bak' demiş ve gitmiş gibi. Oyun arkadaşım gitti. Zaman zaman oynadığım kadınsı oyunları bir köşeye atıp, bir ona eğildim ben. Ne olursa olsun seven adamlar vardır hani. Birilerinin mutluluğu için çaba sarf etmezsiniz ama yine de sever. Hesap da sormaz üstelik, sadece sevilmeyi bekler. Sevemeden eğildim, öyle sandım ya da. Zaten harflerin, sözcüklerin arasında, o kopuklukta şekillendirmeye çalışıp anlatamadığım, toparlayamadığım olarak kaldı bir yerlerde. Söyleyecek ne çok şeylerim varmış aslında. Ömrü boyunca susmuş, konuşmayı hiç sevmemiş, sadece dinlemiş birinin anlatacakları bunlardan farklı olmayacaktır illa ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadise bir noktada tıkanıyordu böyle zamanlarda. 'Beni en iyi tanıyan ve anlayan bir adama saatlerce neden sustum?'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman zaman diyordum.. Bazen içime öyle bi sıkıntı peyda oluyor ki, önüme gelene 'beni sev' diyesim geliyor. 'Neden, ne zaman, kaçta, kimle' soruları olmadan sevilmek. Sanki hemen geçecek o sıkıntım. Onun hissettiklerini böyle anlamaya çalışmak ne saçma. Ondan sonra bana doğru yürüyen herkes öcü, herkes şeytan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı sabahlar, uyandığımda saçlarımı upuzun bulmak istiyorum. Ya da gözlerimi açayım ve o derenin dibinde uyanayım güne. Bazen ama, hep değil. Bir sonraki gün bir çocuk olarak uyanmak istiyorum. O günleri bana geri verecek olan her ne ise kadınlığımdan vazgeçmeye hazırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir alıcı çıkarsa bütün düşündüklerimi satabilirim. Hayat bana sunmadan ben ikinci bir yaşamı istedim ondan. Epey bekleyeceğim galiba ama olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yazılarını esirgeme olur mu? Özlemimle" demeseydi, daha da yazabilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle işte.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-4396100451007996639?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/4396100451007996639/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/10/beni-sev-demeler.html#comment-form' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/4396100451007996639'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/4396100451007996639'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/10/beni-sev-demeler.html' title='Beni Sev Demeler'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-8627979056067869275</id><published>2010-10-19T13:33:00.004+03:00</published><updated>2010-10-31T23:35:08.647+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='orospu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ince uçlu kalem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şükür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='reçel'/><title type='text'>Orospu Reçeller</title><content type='html'>Hep böyle oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman bi şeyler yazmak için otursam, asıl yazmak istediklerimi yazamıyor, alakasız şeyler yazarak kalkıyorum koltuktan. 'Şükür, bugün de istediğimi yazamadım, yarına Allah kerim' diyorum hep. Ertesi günü başka bir tıkanma ile burun buruna geliyorum. Ertesi günü canım istemediği için kalıyor. Bir başka ertesi gün ise bilgisayarım açılmıyor. Takıntılı biriyim, kullandığım kalem kaybolunca da yazamıyorum.&lt;br /&gt;Rica etsem bana bir kalem..? İnce uçlu olsun. Sağolun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az ile yetinen biri olmama rağmen elimdekiler bir başka kadının imrenebileceği şeyler değil. Buna rağmen hep bi şükür dilimde. Hani elinde imrenilecek şeyler yoktur, ama dilde hep bi isyan vardır. 'O pantolonu alamadım oy ben öleyim' diyen insanlar biliyorum. Hep bir çatışma halindeyim öyleleri ile. Bana ayak uydurmak zorunda değiller elbet, lakin fikirler? Neyse, günün biri gelecek ve elimde çok büyük bir güç olacak biliyorum. Şimdilik buna da şükür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günü geliyor haftalarca dışarı çıkmıyorum. Evimde aman aman bi huzur yok, ama benim evim. Sıkıştıran yok, daraltan yok, laf atan yok, midemi bulandıran bakışların altında kadın olmaktan zaman zaman utandığım an yok, memelerimi kesip atmak istediğim tek bir an yok. Bilakis, evimde seviyorum memelerimi. İyi ki benimler hatta. Sayıyorum bazen, bir ki, bir ki. Sanıyorum ki sokaklar tu kaka, sanıyorum ki dışarı çıktığımda iki adım yürümek bile bedenimi yorucak ve kursağımda kalıcak 'hava alma' sevdam. Bir köşede tinerci çocuğun biri sigara isteyecek benden yine ve tam elimi çantama attığımda elindeki jiletle korkutacak beni, o korkunun altında belki ezilmek, belki yedirememek ve yok yere korkudan titremek zoruma gidecek. Sanıyorum ki oksijen beni öldürecek, o bile hormonlu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pencereden insanları izlemek çok daha şahane geliyor kimi zaman. Çünkü, konuşmaya üşendiğim zamanları kimse anlamıyor. Adamın biri adres soruyor, 'düz git, sola dön sonra ebenin amına kadar yolun var' diyemiyorum. Efendi gibi tarif ediyorum yolu, 'niye ben' diye kendime sorarak. İnsanlarla konuşmak işkence haline geliyor bazen. İşim gereği bıkmış olabilir miyim acaba diye de düşündüm. Yok, o da değil. Vakti zamanında o kadar yanlış anlaşılmış ve o kadar savunmaya geçmişim ki hemen, kendimi aklamak için o kadar dil dökmüş ve buna rağmen o kadar hızlı kaybetmişim ki elimdeki her şeyi, 'ne gerek var' diyorum şimdi. 'Neden sesimi duymalarına izin vereyim ki? Duyduklarında dönüp gitmediler mi?' Şimdiyse, iyi ki dil dökmüş, iyi ki yorulmuş, iyi ki bıkmışım diyorum. Hayatımda olmaması gerekenleri cılız sesimle elemişim aslında. Bunu bu yaşımda fark ettiğim için buna da şükür dedim, devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz göze bakarak da bi şeyleri anlatabilmeyi çok isterdim. Bunu sadece onunla yaşıyorum şimdilerde. Beni öpmesini istediğim an, onu koklamak istediğim an ona şımarabileceğim bir an değil. Uykusu olan bir adama şımarmak yaptığım en büyük hataydı. İzliyorum, 'benim misin sen şimdi' diyorum cılız sesimi duyurmadan. Sanki aklımı okumuş gibi gelip öpüyor hemen. Bi de göğsünü eliyle gösterişi var ki, dünya yansa sikimde değil. Bir öp, iki öp, üç öp, on kokla, otuz kokla.. Yok doymuyorum. Yine şükrediyorum, ya doysaydım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhumu daraltan büyük alışveriş merkezlerini ve büyük süpermarketleri de sevmiyorum. Çünkü hiç biri ben kasaya gittiğimde gözlerime bakıp sıcak gülmüyor ve hiçbiri daha paramı çıkarmadan 'box muydu soft mu abla' demiyordu. 'Bizim bakkal da soft mu box mu artık öğrense iyi olur' dediğim an buna da şükür diyorum yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocukluğuma dair yazılar yazmak hep bi başkaydı benim için. Seviyordum. En temizi olduğundan değil de, ne bileyim 'çocukluk' işte, daha ne olabilir ki? Çocuksun ve salaksın. O kadar güzel hikayeler yazıldı ki aslında, sebepli durdurdu beni cılız sesim. Ben onları size ithafen yazmadım ki. Lakin o kadar haysiyetsiz kadınlar var ki, bir kadın olarak bir başka kadına haysiyetsiz derken utanamıyorum bile, ne acı. 'Birkaç menopozlu kadın' eleştirmişti yazdıklarımı. İsim vererek rencide etmeyeceğim. Eleştiri, zaten olması gerekendi haliyle. Bir internet sitesinde paylaşıyordum yazılarımı çünkü, eleştirilecekti elbet. Takıp takmamak belki ruh halime, belki yazımı gerçekten sevip sevmememe bağlıydı. Ama çocukluğumda çok büyük, aşılamayacak problemlerimin olduğunu ve 27 yaşında hala aşamadığımı, ailemi sevmediğimi, hatta ve hatta tecavüze bile uğramış olabileceğimi düşündüklerini ben dahil, beni okuyan bir takım antropoza girmiş arkadaşla paylaşmışlardı. 'Ahahaha ehehe ' diye gülmüştüm. Siz de gülün lan ibneler! Ben de okumuştum bu eleştirileri. Madem evde kalmış kadınların uğrak kişisiydim, o zaman sizin varlığınıza şükrediyor ve götünüze tüm samimiyetim ile koyuyordum. İçinize girdim, ve siz zevkin doruğundayken de çıktım gibi düşünün. Sevişmeyi bile bilmiyorsunuz çünkü. Ben yazıyordum, tasası ve yazının altındaki kurgunun değişikliği başkasına düşüyordu. Beni hiç yormuyorlar, bazen imreniyorum bu kadınlara. Şükür ki hayatımda değiller ve şükür ki tecavüze uğramadan gayet de güzel saçmalıyordum. Hani uğrasam var gel..? Neyse!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşım ilerdikçe, birtakım şeyleri sorgulamayı da bırakıyormuşum meğer. Saçlarımı yamuk kestiğimde üzülürdüm eskiden. Şimdiyse kökü bende, uzayacak elbet diyip, yeni bi moda yarattığımı düşünüyorum. Yamuk kâhkül çok güzel, en bi güzel. Saçlarımın olmadığı zamanla, yamuk kâhküllü zamanımı kıyaslarsam eğer... Kıyaslamıyorum lan, şükrediyorum yine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar belli şeylerle mutlu olsunlar istiyorum ki imkansız değil bu. Çok küçük bir sebep bile yeterli olsa mesela gülmeye? Bugün, sokaktaki kediyi severken suratını avuçlarımın arasına alıp sıktım, sıktım, bi daha sıktım. Tam, 'nasıl boncuk boncuk bakıyosun yerim lan seni it' diyip suratını avuçlıycaktım ki, yüzüme hapşurdu. İnsan gibi hapşurmasına güldüm, hem öyle böyle değil, tabiri caizse anırarak güldüm. Kırk yılın bi başı kaçmayan, tüyleri tertemiz bi kedi bulup sevmişim, o da suratıma hapşırdı. Allahım dedim, buna da şükür, ya gözlerime bakarak bir başka dişi kediyle çifleşseydi? Kedilerin çiftleşirken ki suratları, kakalarını yaptıklarındaki ifadeden de salak oluyor. Çok şükür, çok şükür diyerek yüzümdeki damlacıkları sildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep şükür, hep şükür nereye kadar!&lt;br /&gt;'Ten'in neyle temas ettiği bu kadar önemsiz olmamalı' dedim. Öyle olsa oyuncak ayıma sarılır yatardım. Şükretmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelimelerin ardındaki gerçeği görüyorum ben, siz göremiyorsunuz.&lt;br /&gt;Bi zahmet şükredin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-8627979056067869275?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/8627979056067869275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/10/orospu-receller_19.html#comment-form' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8627979056067869275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/8627979056067869275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/10/orospu-receller_19.html' title='Orospu Reçeller'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-7767784622162854646</id><published>2010-10-08T21:06:00.003+03:00</published><updated>2010-10-08T21:12:52.130+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kobay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gülmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öpün de geçsin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ecdadınızı sikeyim'/><title type='text'>Öpün de Geçsin</title><content type='html'>Onu tanıdıktan sonra ne yaptıysam, 'o beni sevsin' diye yaptım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En tatlı tebesümmüm de, en hırçın ve çingene halimde sadece ona'ydı. Gerçek yüzümü görsün diye idi hepsi. Görsün ki o halimi bile sevsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdi de. Beklemediğim kadar çok hem de. Bir kadın ancak bu kadar sevilir herhalde diye düşünmeye başladığımda, sanki azıcık abarttığımı fark etmiş, gülmüştüm o halime. Seviliyordum tamam. Derecesi, süresi, sıcaklığı kimin umrunda. Ama bi kadın ancak bu kadar sevildiğini hissederdi, hissederdi de bunu bir türlü ne ona ne kendine itiraf edememesi de neyin nesiydi? 'Galiba hep en sevdiklerimi üzüyor, bi onlara böyle yapıyorum. Ve ne tuhaftır ki buna engel olamıyorum' dediğinde ona inanmamam için hiçbir sebep yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni çok seviyorum, dedim.&lt;br /&gt;Önce kendini sev, sonra kendini sevdiğin gibi beni sev, dedi.&lt;br /&gt;Önceliklerimiz farklıydı, bir tek 'sevmek' fiili öyle ya da böyle aramızdaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey yolundadır, geçer gider de bazı şeyler siktir etsende gitmez hani. Görmezlikten gelemezsin. Gözleri öyleydi. Zaten ona taktığım isimlerden biri de 'zeytin'di. Güldüğünde yanaklarından değil de, gözlerinin yanındaki kırışıklıklara yapışır öperdim. Gördüğüm en güzel gülen adam babamdı demeyi isterdim, ama O'ydu. Babam bu ünvanı ona kaptırdığı için üzülmez, gider bi de o öperdi, eminim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En tatlı sinirlenip küfür edense benden sonra babamdır. Benim gözümde tabi. Kimin kızı olduğumsa küfürlere bakarak pekalâ anlaşılabilirmiş aslında.&lt;br /&gt;O kadar tatlı 'ecdadınızı sikeyim' der ki babam; böööyle bakakalırsınız ecdadım olsa da sikse keşke diye. Bense genelde 'geçmişini olmadı hayatını sikeyim' filan diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada geçmişinizi sikeyim demiş miydim?&lt;br /&gt;Geçmiş yani, sikeyim gitsin la!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmek falan demişken yalan dolan hepsi onu da söyliyeyim. Öyle bi dünya yok henüz, varsa da siz içinde değilsiniz galiba. Bir adam var evet, arada saçlarımı okşayıp sırtımı sıvazlıyor, güzel makarna yapıyor, yemek yaparken dilini ısırıyor, güzel gülüyor, hafiften de tavşan kendisi üstünüze afiyet. Bi de arada seni seviyorum diyor işte. Genelde tam uyuyacakken yapıyor bunu. E uyumak üzereyken her adamın 'seni seviyorum' ya da 'seni sevdiğimi söylemiş miydim' dediğini de hesaba katarsak &amp;nbsp;benim herifin bi numarası yokmuş la aslında. Şaka lan ver tabi ama söylemem nazar değer. Nazara inanlarınız var dimi hala?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim için 5. kattan atlamasını beklemiyorum tabi ama bi ekşın da istiyor şu nazlı gönlüm. Şımartılmak her kadının istediği bir şey aslında. Öyle agucuk gugucuk yapmasın tabi ibne gibi, ama ne bileyim istiyor bu bünye işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçlarımı yapamdığım gün sinirlenip ona da kötü davranmıştım vaktiyle. Saç benim. Ben yapamıyorum. Ama sinirimi de bi şekilde çıkarmam lazım, o da gitmiş bi komikli şakalı video izliyor.&lt;br /&gt;'Gel' dedi dizlerine vurarak. Oturdum pıt pıt gidip.&lt;br /&gt;O minicik gözlerini açtı koskocaman. Sanki Ajda Pekkan'ı görmüş de korkmuş gibi.&lt;br /&gt;'Noldu'dedim ellerimi saçlarımda gezdirerek.&lt;br /&gt;'Bak görüyo musun kendini orda? Bak bi daha nasıl güzelsin orda' dedi gözleri hala kocaman vaziyette.&lt;br /&gt;Öyle bi güldüm ki o haline, Ayhan Işık bile bu numaradan bihaber göçmüştür bu dünyadan, eminim.&lt;br /&gt;-Çok salaksın.&lt;br /&gt;-Sen de.&lt;br /&gt;-Kaç hatuna yaptın bu numarayı doğru söyle?&lt;br /&gt;-Yedin mi sen onu söyle bakim?&lt;br /&gt;-Fena yedim hem de.&lt;br /&gt;-Taam, bundan sonra yaparım kızlara. İlk kobayım sendin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bazı zamanlarda delirecek gibi olur da, bunu herhangi bir şey yatıştırır ya hani. Sizi bilmem ama ben, beni yatıştıran şeyin tepesine biniyorum. 'Niye beni sakinleştiriyosun ki sen' diyerek. Cinnet böyle bir şey heral la diyerek Ayetel Kürsi filan okuyorum o an. Demem o ki aslında ben bi bok demiyecektim. Sinirliydim, bi şekilde rahatlamam gerekiyordu. Sevişsem geçerdi biliyorum ama o an onu da yapamazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdım. Geçti. Şu an iyiyim.&lt;br /&gt;Boşuna okudunuz yani yine.&lt;br /&gt;Hadi gözlerinizden 'öpeyim de geçsin' madem.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-7767784622162854646?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/7767784622162854646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/10/opun-de-gecsin.html#comment-form' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/7767784622162854646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/7767784622162854646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/10/opun-de-gecsin.html' title='Öpün de Geçsin'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-3163872346021209091</id><published>2010-10-06T12:18:00.002+03:00</published><updated>2010-10-28T17:05:04.746+03:00</updated><title type='text'>Bir Hesap Yaptım Hayatım Kaydı</title><content type='html'>Bi ben mi sükuneti seviyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başkaları için bir çok zaman sıkıcı olabiliyor bu halim. Konuşmayı sevmediğimden ya da konuşana tahammül edemediğimden değil. Sükunet ayrı bir şey. Huzur gibi.. Ama değil. Anlatabilsem anlatırdım zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayaklarımı cıbıl cıbıl denize uzatıp kitabımı okumak, ya da kulağımdaki müziğin ritmini içimde hissedip sessiz kalmak neden can sıkıcı gelir ki başkalarına? Konuşunca herşeyi açık ediyorlar, aslında örtmek istedikleri şeyleri gün ışığına çıkarmak bu. Susmam ve sessizliği sevmem, konuşmak istemediğimden değil. 'Yapılacak bir şey illaki vardır' sözünü duymak istemediğimdir belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinin yaşadığı bir başkasınınkini tamamlar ya hani! 'Ölüm var, bildin mi?' ahkamlarından sıkıldım.. Neden açıklama yapmak zorunda kalıyorum, 'Evet biliyorum. Çok yakınımı kaybetmem dışında benimde ölüme yakın olduğum zamanlar oldu. Yakın demek, uzak kalıyor çoğu zaman. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka?' &lt;br /&gt;'Hayat bi şekilde sürüyor!'...&lt;br /&gt;Hı hım? Başka.&lt;br /&gt;'Her şey geçiyor!'. &lt;br /&gt;Haklısın geçiyor, başka?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessiz durmam, bir sıkıntım varmış da aşamıyormuşum etkisi bırakıyor karşımdaki insanda. Hemen sevilip, bakılası biri oluyorum onlar için. 'Hiii janııımm konuşmak ister misin solgun görünüyorsun'. Hiç kimseye o gözle bakamadım ben. 'Sıkıntısı varsa var banane' dedim ama toprak da atmadım üstüne. Ne tuhaf, sürekli birtakım şeyler üretip, yapıştırdılar üstüme. Oysa iyiyim demek bile zor geliyor. Kaldı ki, 'iyi değilim' cümlesini nadir kuran biriyken bunu bile söylemeye korkan biri gibi görüyorum kendimi artık. Sessizliği sevmem nelere kadirmiş meğer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yaşarsam yaşayayım, iflah olmam ben.&amp;nbsp;Ebedi sessizlik huzurdu aslında benim için, anlamalarını beklemedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta, tek başına yürüyebilecek bir insan olamadım hiç. Başkasına ihtiyaç duymam çoğu zaman küçümsenecek bir hâl alıyordu. Bunu güvensizlikle bağdaştırdıklarında cılız sesim dile gelip savunamadı beni. Bile bile ateşe atamazdım kendimi. Benim kendimi savunmam demek, zehir gibi olan insanların ortalarına korunmasız dalmam demekti. İstediğim güvenli bir bedendi aslında. Ha kadın, ha erkek! Bunu cinselliğin cılız kıvrımlarına yormanız, beni Aliye Rona kahkahası atmaktan alıkoyamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlardan korkup kendini kapatan birinin korunakları, elinde tuttuğu kitap kadardır ancak. 'Kitabımla döverim sizi' desem, kim ciddiye alır beni? Aslında anlatacak ne çok şeylerim vardı. Her zaman olmasa da, konuşmak istediğim zamanlar oluyordu. İnsan, hele ki bir kadınsa eğer, sabit bir acıyla çok uzak bir yere gidemiyor. Hep ileriye bakan biri olduğum söylenemez, ama bu geriye baktığım anlamanı da gelmiyor. Büyük dönüşler, yaşımdan büyük yıkımlar, hayatımın birden beklenmeyen ölçüde hızla değişmesi.. "Hadi artıları eksileri toplayıp yazalım, emin ol nerde hata yaptığını bulucaksın" zırvalamasıyla ancak bir çocuğu kandırabilirlerdi. Üstüme oynanan oyunları, edilen ama yerine getirilemeyen sözleri, atılan ama hep geri tepen adımları karşımda aldığımda tek birşeyi görüyordum aslında, insan içine çıkmak telaştan başka birşey değildi benim için. Aşılması gereken bi eşik gibi tıpkı. Gözlerimiz herşeyi bir görmek zorunda değil. Benim gözlerim hep farklı gördü zaten. O yüzden bu bi yerlerde takılıp kalmışlığım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Senin dostunuz biz, kötü günler için varız" diyen insanları bir süre izlediğimde midem bulanıyor. Bunun bir ilacı olmalı diye düşünüyorum. "Bunu insanlara bakıp mideniz bulandığında için" diyecek bi doktor olmalı. Olsun! Daha düne kadar yağlı saçları, yüksek bel pantolonları, pis tırnakları, boyasız saçlarıyla karşımda oturuyorlardı. Ne değişti, ne çabuk değişti ki, spor arabalardan, daha ismini telaffuz edemedikleri lüks mekanlardan bahseder oldular. Kimseden verebileceğinden fazlasını istemedim, buna rağmen 'dostunum ben senin'in karşısında olabildiğince tepkisiz durdum. Alışılmış sözlerle avutulmak bana göre değildi. İçime girip olan biteni görmek istediklerinde orda ki gerçek onları korkutmuş olucak ki, gittiler. Hı hım, yalnızım. En azından dün de aynı boktum, bugün de.. 'Ben kendimi avuturum, en azından acımasızım. Sizin verdikleriniz gösterişten başka bir şey değil' dedim. Duyan beri gelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatıma giren erkeklerde böyleydi. Hamur gibi düşünün. İstediğim şekli verebildiğim bir erkek, 'doğru sevmiş nadir insanları' kıskanmama sebep oluyordu. Sevdiğim erkekler, sevdiğim dostlarım, ve sevdiğim kitaplarım, hepsi zamanla dağıldı. Ama neyseki sevdiğim şeylerin hepsinden tümüyle vazgeçmedim. Panomda ki şarkı mesela, ölüyorum onu dinlemek için. Her dinlediğimde eriyorum. Bacaklarıma değen pamuklu yorganım ve bacaklarımın arasına koymadan uyuyamadığım boyum kadar hayvana benzer 'oyuncakımsı' birşey var. Şu an içmem gereken bir demlik çayım, çaya batırılmayı bekleyen bayat bisküvilerim var.. Bazen 'nasıl benim aklıma gelmedi bunu yapmak dediğim' şeyler var hala. Daha ne olsun. Yetiyor mutlu olmama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimde bir böcek var, zaman zaman dışarı çıkmak istiyor. Benden izin almadan, kafasını uzatıp olan biteni izleyecek kadar arsız bi böcek o. Kimsenin canını yakmıyor, sadece benim göremediklerimi bana göstermeye çalışıyor. İyi de yapıyor. Ne yalan söyleyeyim, bazen beni güldürüyor kitapsız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şey gibi; bir adamın her şeyini, her yerini sevdiniz mi hiç? Göremediğiniz onca şey varken gözü kapalı daldınız di mi? Ben de öyle. Şimdi, böceğim sayesinde göremediğim şeyleri görüyorum. Aslında o kadar gözü kapalıyı oynamak hiç de iyi değilmiş. Konuşmak en büyük lüksüm şu aralar, böceğim sağolsun.. Biz bi tıp dedik üstünüze afiyet, piii evlerden ırak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bizi ne ayırır acaba? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Başkasıyla yatsam ayrılırsın bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Aman aman, aşık olmada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hah, bak aşk ayırabilir bizi. Doğru dedin sen onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Başkasına aşık olmandan söz ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Başkasına aşık olmamdan söz ediyordum ben de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk ayırır mıymış? &lt;br /&gt;Böceğe gerek kalmadan hem de.&lt;br /&gt;Vay babam!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-3163872346021209091?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/3163872346021209091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/10/bir-hesap-yaptm-hayatm-kayd.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3163872346021209091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3163872346021209091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/10/bir-hesap-yaptm-hayatm-kayd.html' title='Bir Hesap Yaptım Hayatım Kaydı'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-4428990676221071837</id><published>2010-09-29T13:38:00.003+03:00</published><updated>2010-10-03T15:09:44.500+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='içgüdü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seda sayan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öpüşmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Remzi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şom ağızlı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Rusya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='annelik'/><title type='text'>Güdülerime Güvendim Terk Edildim</title><content type='html'>Anne olmak istiyorum artık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece o içgüdülere sahip olmak için istiyorum bunu. O çocuk doğsun, ben onu cami avlusuna bırakayım, ama içgüdülerime bir şey olmasın, yapışsın vücuduma!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Şaka ya, cami avlusuna bırakmam, anneme veririm baksın diye. Ama evladımmış gibi sevmem herhalde. Benden kapkara bir şey çıkar, büyük gözleri olursa sevebilirim. Burnunu da ısırırım. Bilmiyorum sevmem belki. İçgüdü yani, sevilebilir de. Şu an konuşmak için erken. )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani nedir, müneccim boku mu yedi bu kadınlar, neden her söyledikleri çıkıyor? Tamam benden çokça yaşamışlığı olabilir, görmüş geçirmişliği fazladır hede hödödür. Ama yıl farkı var arada, ayrıca o dönemle bu dönem bir değil ki. Onların döneminde kapımız hep açık dururmuş mesela, şimdi götün yiyorsa açık tut, adamı önce siker sonra keserler. Nerden biliyorlar peki başımıza gelecekleri? Atıyor desem, değil. Hissediyor desem medyum değil. İşi yok gücü yok, peşime ajan mı taktı desem, film mi çeviriyoruz der. Eee nedir yani, nediiiir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O İÇGÜDÜYÜ İSTİYORUM ARKADAŞIM BEN!!!&lt;br /&gt;iSTİYORUM YANİ ÖTESİ BERİSİ YOK!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sonunda doğurucam bi tane ama içgüdü bana gelmezse diye korkuyorum. Olur mu olur!&lt;br /&gt;Böyle şeytansı düşünen birinin başına her şey gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baktım olacak gibi değil, koca yok, evli değilim. "Tira kızım kır kıçını anne gibi davran, belki gelir içgüdü dedim" kolları sıvadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabah uyanınca annemin iğnelerini aldım elime önce, o iğne yapıyordu, ben de yaparsam güdü gelebilirdi vücuduma. Ama ben şeker hastası değildim, "iğneyi vurursam bi daha eti puf yiyemezsin" dedi bir ses, korktum, vurmadım. Vuruyomuş gibi yaptım böyle, kendimi kandırdım. Oturdum sonra kahvaltıya. Onu izleyerek hareket ettim. Dirseklerimi kibar bir kadın gibi masaya dayadım, azar azar, tıpkı bir hanımefendi gibi kahvaltımı ettim. Önceden lokmalarımı löp löp atardım, 'peynirmiş domatesmiş, hepsi içimde karışıyor nasılsa, sırasıyla yemeye gerek yok' diyerek birbiri ardına atardım ağzıma. Şimdi anne olucaktım, bunu yapamazdım. Önce ekmeği at.. çiğne.. çiğne.. çiğne.. sonra minicik bi peynir.. çiğnemeye devam.. devam.. sakin.. çatalla domatesi kes.. minicik.. hoop ağza.. çaydan bir yudum.. eller çenenin altında birleşsin.. hı hım.. aynen böyle.. yavaş yavaşş.. İçim daraldı, öyle kahvaltı mı edilir amına koyim? Hani zeytinyağına ekmeği banma hadisesi, hani ekmeğe önce yağ sonra nutella sürülmesi, hani nerde çayın içinde ekmek kırıntıları, nerde şıngır şıngır çayda ki şekerin eritilmesi. Annelik böyle bir şey sanırım dedim, deşmedim. Devam ettim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltıdan sonra Seda Sayan eşliğinde sabah kahvemizi içtik. Güdüyü bekledim, bi yokladım, gelmemişti. 'Belki öğlene doğru gelir, güdüyü sıkmayayım' dedim, sükunetimi korudum. Parmaklarımın arasında tuttuğum sigarayı bir ara dudaklarımın arasına sıkıştırıp serçe parmağımla kulağımı karıştırtırdım. Bi baktım tırnağımın arasına kulak boku girmiş, diğer elimle bir diğer elime yapışan bokları 'pıt pıt' yaparak temizliyordum ki ve ben bundan öyle zevk alıyor , öyle yavşakça gülüyordum ki annemin; "papiks yok di mi bizim evde? Yazıklar olsun ki sana bir şey öğretememişim ben cık cık cık" diye laf sokup Seda Sayan'a doğru dönmesine acayip bozuldum. Seda benden daha mı temiz yani? Nedir Seda da olup ben de olmayan? Evet polemik yaratamıyor olabilirim, ama ne malum o kadının reklam arasında burnunu karıştırıp sümüğünü stüdyonun dekoruna yapıştırmadığı! Annemin gözlerini açmalıydım. Ee güdü? Ya güdü gelmezse vücuduma? Diklenmedim o an anneme, çünkü çocuğum da bana diklenebilirdi. 'Haklısın anne, özür dilerim. Bu elim kulaklarıma giderse bi daha kırarım bu elleri len, kırarım' dedim, bacaklarımın arasına sıkıştırdım ellerimi. Anneler kulaklarını papiksle temizliyorlardı, ben de anne adayıydım. Papiks diye bir şey yapmış insanoğlu, çok kullanışlı bir şey. Ben onu gözlerime far sürmek için kullanıyordum, kulak temizleniyormuş. Oturmaktan sıkılıp yemek işine koyulduk..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutfakta bana çırak gibi davranan annemi değil, 'hadi bugün yemekler senden' diyen annemi sevdiğimden, bilmiş bilmiş dolaptaki kabakları patlıcanları çıkarıp soymaya başladım. Soyarken 'güdü bacı, geliceksen gel' diye dualar ettim içimden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çekil bakim, napıyosun sen?&lt;br /&gt;-Türlü yapıcam ehieihei.&lt;br /&gt;-Sadece kabak ve patlıcanla türlü mü olurmuş, çekil ayağımın altından tira!&lt;br /&gt;-Nasıl ya! Ben yapıcam yemekleri, güdü gelicek esas sen çekil.&lt;br /&gt;-Kızım git unu getir, şu çorbayı karıştır.&lt;br /&gt;-Heee, hep ayak işi zaten.&lt;br /&gt;-Çok konuşma hadi.&lt;br /&gt;-Güdü gelicek diyorum :( Hem bütün yemekleri ben yapıyorum, sonra 'ben yaptım' diyorsun :(&lt;br /&gt;-Un çorbası mı yapalım, sıtkınazik çorbası mı?&lt;br /&gt;-Sıtkınazik yapalım :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabit yapılan işleri sevmiyorum. Çorba karıştırmak gibi mesela. Durduğun yerde dikilmekten başka birşey değil bu, ama annelik zor takdir edersiniz ki. İki kadın mutfakta raksederek yaptık yemekleri. Ben daha çok çıraktım ama mühim değil. Her yemeğe daldırdım parmağımı 'yemek de benim de parmağım var ehieihie' gibi espirimsi bir şey bile dedim yani. O gülmedi ama. Sonra oturup mola verdik üstümüzdeki önlükleri çıkarmadan. Onun gibi davranmaya devam ediyordum. O mutfak raflarına bakıyordu, ben de. O dolabı açıyordu, yanında duruyordum. O oturuyordu, oturuyordum. O herhangi bir poşetin içinde ne olduğuna bakıyordu, gidip el veriyordum poşete, dokunmuş olmak için. Saatler geçti, güdü gelmedi. Akşam oldu, güdü yok. Ama bu siktiğimin güdüsü de gelicekse gelsindi, yoksa çatır çatır doğuracağımdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O GÜDÜ BEN DE ÇOK FİYAKALI DURUCAKTI, BİLİYORDUM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaş ortamında otururken birine 'onu öyle yapma' demeliydim. Arkadaş 'neden' diye sormalıydı, ben de 'çünkü doğru değil, yaparsan allah baba elini yakar' demeliydim. O onu yapmalıydı ve allah baba elini yakmalıydı. Bana dönüp 'resmen bildin ya' demeliydi. Ben de 'annelik böyle bir şey genç, herkese nasip olmaz' diyerek böbürlenmeliydim. OLMALIYDI BUNLAR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyse, ben bunları düşünürken annemi gözden kaçırdığımı fark ettim. Sağa gittim yok, sola gittim yok. 'Hiiii' dedim, güdü de gelmiceeek :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tam oturmuş ağlıyordum ki sifonun sesini duydum. Annem lavaboya girmişti. Hem gerçek bir kadın, olmayacak bir şey de oturup ağlamaz, çözüm üretirdi. Kendi kendime bunu uydurup düşünmüştüm. Ben de sıçmalıydım. Annemden sonra girdiğim lavaboda bir bok yapamadan çıkmış, ellerimi de yıkamamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Güdü geldi mi anne?&lt;br /&gt;-Sifonu niye çekmedin.&lt;br /&gt;-Bişey yapmadım çünkü. Güdü geldi mi?&lt;br /&gt;-Niye girdin o zaman?&lt;br /&gt;-Yapabilirim, becerebilirim sandım, yapamadım. Güdü gelmedi mi anne?&lt;br /&gt;-Neden azcık ablana çekmedin? Nasıl kibar bi kız o.&lt;br /&gt;-Güdü gelsin de bi, bakalım yapıcaz bir şeyler. Ee napıyoruz şimdi?&lt;br /&gt;-Yemekteyizi izleyeceğim, ya napıcaktım?&lt;br /&gt;-Ee bu kadar mı annelik? Bu mudur? Sen bunları yapıyorsun diye mi o güdü sen de yapışık yıllardır. Ekstra bir şey, ne bileyim çocuk emzirme, bok temizleme, kocaya sırıtma, kilim silkitme falan, yapmayacak mıyız bunları? Güdü gelmezse senden bileceğim ona göre.&lt;br /&gt;-Azıcık ablana çekseydin ya.&lt;br /&gt;-Güdüye bir, ablama iki anne, tamam mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıkılmıştım annelik oyunundan. Ama devam etmeliydim. Mutfağa geçtim tekrar, belki dedim.. hani :( gelir falan.. Gözüme yeğenimi kestirdim. Onun üstünde annelik güdüsü denememi kolaylıkla yapabilirdim, karşı çıkarsa ağzının üstüne yapıştırabilirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Napıyorsun sen orda bakim.&lt;br /&gt;-Meyva salatası yapıyorum, muz, mandalina feelaağn.&lt;br /&gt;-Kızım onların salatası yapılır mı hiç? Hiç mi bir şey öğretemedik sana anlamıyorum ki ben. Azıcık öteki kardeşine niye benzemedin sanki?&lt;br /&gt;-Rejimdeyim ben, üstelik çok sağlıklı ki bu!&lt;br /&gt;-Neresi sağlık bunun, neresi? İçin kurudu, git çorba iç. Yoksa bağırsakların düğümlenir, kurursun, bööyle olursun allah korusun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öz yeğenimin beni öz be öz anneme şikayet edip annemin beni azarlaması ile son buldu o denemem. Halbuki ben 'oyhhh güdü geliyor güdü' diye azıcık sevinmişken, olacak iş değildi. Hemen o zamanlar ki sevgilimi aradım. Adı Remzi olsun, şu an gerçek adını anmak istemiyor olabilirim. Buluşmamız gerektiğini, daraldığımı, içimde bir sıkıntı olduğunu, ancak onu görürsem bunun geçeceğini söyledim. O bi gururla teklifimi kabul etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyordum, güdü beni evin dışında bir yerlerde bekliyordu. Bir cafeye gidip oturduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen üstüne başına baktım, gömleğinin yakasını düzelttim. Kulaklarını elledim, dudaklarımı alnına değdirip ateşine baktım. Üstündeki hırkanın modelini çaldım, eve gidince örücektim. Saçlarının arasında 'sirke', olmadı 'bit' aradım. Tırnaklarını inceledim. Eğildim lastik ayakkabı giyip giymediğini kontrol ettim tıpkı bir anne gibi, adeta çaktırmadan. Çaya çok şeker atmamasını, şekerin faydasız olduğunu söyledim. Üç beyazdan uzak durması gerektiğini, üç beyazın ne olduğunu bilmediğini varsayarak, kaşlarımı kaldıra kaldıra; 'UN, TUZ, ŞEKER yemiyorsun' dedim. Size de dedim, yemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Güdü yemin olsun geliyor kızım, az daha sık götünü' diyerek epey kastım vücudumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Remzi senin kaşların mı dökülmüş sanki?&lt;br /&gt;-Yoo nerden çıktı.&lt;br /&gt;-Dökülmüş dökülmüş, seyrelmişler. Gel badem yağı alalım, kaşlarına sür. Küsmüş o kaşlar diyim ben sana.&lt;br /&gt;-Karı gibi yağ mı sürücem allah aşkına saçmalama.&lt;br /&gt;-Sürüceksin.&lt;br /&gt;-Sürmeyeceğim.&lt;br /&gt;-Sürüceksin dedim.&lt;br /&gt;-Sürmeyeceğim.&lt;br /&gt;-Kelaynak gibi kalırsın bak.&lt;br /&gt;-Kalayım, yine de sürmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yemedi amına koyim. Güdü ha geldi ha gelicek derken onun bunu geri tepmesi hiç olmadı. Annem gibi dudaklarımı sarkıtıp yılların yorgunluğu ile bir şeyler geveledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zaten sözümü dinlesen şaşarım. Anneyim ben anne!! Kötülüğünü istediğimden mi söylüyorum sanki. Ne zaman sözüm dinlendi ki şu evde. Azıcık abine çekseydin böyle mi olurdu o kaşlar? Hiç aynaya bakmıyorsun sen hiiiç! Varsa yoksa karı, varsa yoksa play station. Azıcık kafanı çevir de etrafına bak, hayat sadece karı kızdan ibaret değil." deyip yine götümü sıkarak akıttığım ama sadece tek gözümden bi rica gelen gözyaşımı sildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlat işte, halden anladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Kuzum nen var, dedi.&lt;br /&gt;-Bilmiyorum ya, sanırım çok yalnızım, dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarıldık öpüştük falan işte. Konuştu biraz benimle. "Yine canın sıkılıyor anlıyorum ama senin evcilik oyunlarından zaman zaman ben de sıkılıyorum. Sırf ayak uydurmak için tv karşısında kumandayla sevişen adam bile oldum biliyorsun, ama başka bir çözüm yolu bulmalıyız. Böyle olmaz" dedi. Kafamı çevirip güdüye baktım. "Sikseler gelmem" bakışı attı. "Siktir lan çok da sikimde" bakışı attım, güdüye nispet yaparcasına Remzinin göğsünde ki kıllarla oynadım bir süre. Remzi beni tam eve bırakıyordu ki, iki gün hafta şirketin onu Rusyaya göndereceğini, 3 gün kalıp sonra döneceğini söyledi. Güdü güdü güdü... vallahi geldi lan. Güdü şimdi gelmeyecekti de 3 gün sonra mı gelecekti?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Gitme başına bir şey gelicek, reddet o işi" dedim. Götüne bile takmadı, güldü.&lt;br /&gt;"Ee görürsün bak. Sen de burdasın ben de burdayım" dedim, yine güldü.&lt;br /&gt;'Bana neden gülüyorsun, içime doğdu, birden daraldım, bi el göğsümü bööyle sıkıştırdı diyorum sana. Güdü olm bu!!'.. Yine güldü. Bi adamın herşeyinizi bilmesi iyi bir şey değilmiş. Sikeyim böyle ilişkiyi. Heyecan kalmamış, adam benim herşeyimi çözmüş, ne söylesem gülüyor :( Bütün inandırılıcığımı kaybetmişim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kalın bir şeyler al bari yanına, üşüme. Rusya soğuk bak görürsün içime doğdu. Karılara bakma. Ola ki yattın hadi o boku yedin, sakın dönme Remzi" dedim, içeri girdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki gün sonra Remzi aradı. Kovulduğunu, yerine askerden gelen diğer elemanın yerleştirildiğini söyledi. Bu Remziciğimi kovmaları için sebep değildi ama annelik güdüsüyle yaklaştım. Mecburdum çünkü o bana gülmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ben hissetmiştim Remzi, dedim.&lt;br /&gt;-La yürü git şom ağızlı, sana da hislerine de bi koyucam o olucak, dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeminle güdü gelmişti de terk edilmiştim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-4428990676221071837?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/4428990676221071837/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/gudulerime-guvendim-terk-edildim.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/4428990676221071837'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/4428990676221071837'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/gudulerime-guvendim-terk-edildim.html' title='Güdülerime Güvendim Terk Edildim'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-431474424252801103</id><published>2010-09-24T13:59:00.002+03:00</published><updated>2010-10-03T15:11:01.351+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kahve'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fincan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir nevi evlenme teklifi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='terketmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kel okşamak'/><title type='text'>Ben de Bi Kahve İçeyim Bari</title><content type='html'>Birden bitti.&lt;br /&gt;Ne oldu, nasıl oldu anlamadım bile.&lt;br /&gt;Hep anlatırlardı da ilişkilerin bitiş süreçleri bana hep saçma gelmişti. 'Hadi canım, o kadar da koyması normal değil' derdim. Yaşanan her ne ise, unutulurdu elbet. Unutulmayan ne varsa dün'e dair hepsi geçer. &lt;br /&gt;Neydi; hiç bişey vazgeçilmez değildi ne de olsa!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Zaten artık eskisi gibi değildi aramız. Eskiden nasıldı onu hatırlayamıyorum şimdi, üstünden çok da geçmedi gerçi niye hatırlayamıyorsam. Ama 'daha sıkıydık' denebilir. Şöyle diyeyim, bi elini omzuma atıp diğer eliyle kafamı göğsüne yaslardı. Unuturdum sıkıntım her ne ise. Şimdi eski fotoğraflarımıza bakıyorum. Eli hep omuzumda, sarmış eliyle omzumu. Tuhaf, bunları yazarken sağ elim titriyor. Neden sağ, sol niye boşta? Geçiyor sanırım. &lt;br /&gt;"İçime sormak ister misin 'neler oluyor orda' diye. Susar."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ne varsa attım. Fincanından tut, diş fırçasına kadar. Atletinden deodorantına kadar. Niye sakladıysam bugüne kadar! Yediği çikolatanın yarısını bana ayırmıştı, sarıp bırakmıştım rafa. Bak orda rafta duruyor hala, atmadım. 'Isır' demişti. 'Canım istenmiyor ama seni mi kırıcam' diyip ısırmıştım. 'Bi de benim ısırdığım yere bak, yamuk yumuk, senin ısırdığın yer dümdüz. En kısa zamanda dişlerime tel taktırıcam' demişti. Kendisiyle dalga geçen bi adam beni de iyi edebilir diye düşünürdüm hep. 'Ben de peruk alayım o zaman, hep uzun saçlı kadınlara bakıyorsun' dediğimde geçiştirmeden, 'öylesine, gelişigüzel' söylenmiş bi söz gibi değil de kusurumun farkında olan ama beni bu halimle seven bi adam gibi cevap vermişti, 'ee ben senin saçsızlığına tapıyorum. Hem saçsız olan kadınların yatakta daha iyi olduklarını okudum bi dergide. Valla dergide okudum, billa bak. Kızdığımda keline vurmak ve çıkan sesle irkilmeni görmek belki hoşuma gidiyor. Yok sana peruk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Kelimi okşadığın an'da ki hazzı da, saçlarımı uzattığımda onlarla oynamanın hazzını da, şu vakit bile hiç bişeyde bulamıyorum. Sanırım sadece o kısa anları özlüyorum. Sadece onları."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Pişman olmadım dersem yalan söylemiş olurum. Neden o kadar boyumdan büyük laflar etmişim bilmiyorum, neden ne var yoksa attım herşeyi hiç bi fikrim yok. Keşke atmasaydım hala kokusunun üstüne sindiği atleti. Yastığını atmayı unutmuşum, bi tek o kaldı. Bi de geçen gece uyuyamadım. Sıkıldığım her an yaptığım şeyi yaptım. Bütün çantalarımı devirdim. 'Hep aradığım ama hiç bulamadığım şeyler' oyununu ben icat ettim. Her gördüğümde 'sen burda mıydın' diyorum. Mutlu olduğum kısa anlardan.. Anahtarlıklar, kolyeler, kırık gümüş küpeler, kol düğmeleri, kesilmiş fotoğraflar, kürdan delisi adamın kürdanları, çiğnenmiş ama çöpe atılmaya kıyılamamış sakızlar. Biliyorum ki hepsi senin. Biliyorsun ki hepsi benim. Bizim! Orda, o karışıklığın içinde, askerde yere gazete serip uyuyakaldığın fotoğrafı buldum. Ağlamadım. Sana kızdığım an aklıma geldi, 'yatak mı yok koca askeriyede, olmadı ben yatak göndereyim sana nedir yani. Bunun için mi yolladık seni askere?... Sanıyorum ki askerde bi elin yağda, bi elin balda. Öyle anlatırsan, öyle bilirdim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Biz diye bişey olmadı belki de. Seninle ben, yaşanan şeyin adını değiştirip 'biz' dedik. Aslında ikimizde olabildiğince bencildik. Ne ben girebildim senin hayatının içine, ne de sen kafanı uzatıp bakma zahmetinde bulundun. Sorgulamıyorum tabi ama merak ettiğim bir şey var ki cevabını hiç bi zaman öğrenemeyeceğim.. Neydi eksik olan? Dedim ya, önemi de yok. Bu arada, atmadığım yastığını bacaklarımın arasında koyup yatıyorum, bilmek hakkın."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Uyanıyorum. Nasıl özgürüm, nasıl özgür, o kadar olsun! Bi sevinç, bi çoşku içimde, tarifi yok. Kalkıp kendime kahve hazırlamalar, yanında kendime çikolata ikram etmeler, bi mutlu etme çabaları. Yetmedi, sevdiğim bi sürü şeyi kucağıma doldurdum markette. 'Yeme şunları diyorum sana' dediğin ne varsa aldım. Ağızda patlayan şekerden aldım pıt pıt pıtı. "Ağzımın içi gıdıklanıyor su getirsene n'olur!" diyebileceğim kimse yok. Ben de on parmağımı ağzıma sokar kaşırım damağımı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa bi an: Akşamları arkadaşların geldiğinde bana göstermediğin yüzünü onlara gösterdiğinde bozuluyordum da belli etmiyordum hiç. En büyük hatam buydu seninle aramda. Aklıma, elime, dilime gelen ne varsa ittim hep. Tam zamanında hissettiğim an' da söyleseydim şimdi yanımda olur muydun? İyi ki değilsin. Doğru olan buydu, 'senin arkadaşlarına gösterdiğin şahane yüzün'&lt;br /&gt;Sen doyduğunda 'ohh' çeken bendim. Ben aç geldiğimde, 'aç dolabı ye bişiler' diyen de sen. Söze gerek bile yok, iyi olmuş ayrıldığımız. &lt;br /&gt;"Şakalaşırken burnuma yumruk atmıştın, burnum kanadığında bi elini başıma koyup 'Acı dayanılmaz değildir, yeter ki düşünme, geçer' demiştin. Bi zamanlar söylediğin şeylerin şimdi benim kılavuzum olduğunu bilsen, yine de aynı şeyleri söyler miydin? Aynı acı değil bahsedilen, olsun. Acı dünyanın her yerinde acıydı ya!".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- "Bak şimdi, sen burda yatıyorsun ya, bi ömür orda olmanı istesem." &lt;br /&gt;"Bi nevi evlenme teklifi bu." &lt;br /&gt;"Gibi.." &lt;br /&gt;"Ben bi ömür benimle uyanmak istemezdim. Şahsen bi ömür senin yüzünle güne uyanmak çok da süper olmayabilir, bilemiyorum. Arada bi başka adamı düşünme hakkım varsa tamam".&lt;br /&gt;"Arada seni yataktan atsam?" &lt;br /&gt;Arada başka adamı düşünsem" &lt;br /&gt;"Arada sen uyurken o çok sevdiğin kirpiklerini kessem!" &lt;br /&gt;"Arada beni tehdit etmesen diyorum." &lt;br /&gt;"Arada başka bi adamı düşünebilirsin." &lt;br /&gt;"Arada başka bi adamı düşünmeme müsade etmene şaşıyorum." &lt;br /&gt;"Salak mısın kuzum sen" &lt;br /&gt;"Tut ki salağım, müsade etmene hak mı yani bu!" &lt;br /&gt;"Hayır anlamıyorum ki ben konu nerden nereye geldi. Bişi desem anlarım. Demedim de üstelik. Sonra ruhhastası diyince de kızıyorsun, al işte, alenen ruhhastasısın. Başka bi adammış da, hayalmiş de, bik bik bik. Sert olsam kabahat, pısırık olsam tahammülün yok. Beni de kendine benzettin başka da bişi demiyorum. &lt;br /&gt;"Al yastığını git içerde uyu".&lt;br /&gt;"Ayrı yatmak günah ama..." &lt;br /&gt;"Dost hayatı yaşamak da günah.. Salak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Şimdi düşündüğümde iyi ki müsade etmişsin başka birini düşünmeme. Bu sabah başka bi kokuyla uyandım, yadırgadım desem yalan olur. Zaten yalanlarım bile inanılasıydı. Sen buna inanıp inanmamak arasında git gel, ben bi kahve daha alacağım kendime. " O dişlerin var ya o dişlerin, bi gün eline dökülücek kahve ve sigara yüzünden. Az iç şu zıkkımı" diyen biri yok yanımda. Kendime istediğim kadar zarar veririm, ama beni bu zararla seveni de bulabilirim. Beni bunlarla yüz üstü... Tıp!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Tıp deme!&lt;br /&gt;-Gitsen ya sen.&lt;br /&gt;-Tıp de vazgeçtim.&lt;br /&gt;-Gitsen ya sen.&lt;br /&gt;-Tersi olmalıydı sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nevrim döndü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-431474424252801103?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/431474424252801103/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/ben-de-bi-kahve-iceyim-bari.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/431474424252801103'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/431474424252801103'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/ben-de-bi-kahve-iceyim-bari.html' title='Ben de Bi Kahve İçeyim Bari'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-6413558031555464935</id><published>2010-09-17T14:45:00.002+03:00</published><updated>2010-10-03T15:14:05.270+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sosyomat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='param yok henüz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şirince'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ölsem sitem ederim ağzınızı burnunuzu kırarım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasıl Ajda Pekkan oldum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ebru Şallıyla Pilates'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='peynir yapmak istiyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ezel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eyşan'/><title type='text'>Olmaz Olsun Böyle Yazı</title><content type='html'>Yok, yetmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetmiyor yetmiyor yetmiyor. &lt;br /&gt;Yaşıyorum tamam ama daha çok yaşamak istiyorum. &lt;br /&gt;Ölsem sitem ederim, hepinizin ağzını burnunu kırarım 'erken öldüm hep sizin yüzünüzden' diye. Böyle bi isyan, bi bi yere sığamamalar, ne bileyim bi özlemeler, bi bıyığı yeni terleyen ergen gibi ağaçların arkasına saklanmak istemeler falan. Normal değil bunlar. Devreler sağlam, tahtalar tastamam velhasıl şu kul doymak bilmiyor bugünlerde. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanaş seni de yicem. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle yazmak istiyorum mesela artık, gitçem gelcem döncem öpçem gibi. İnsanım ben de, hep dikkat edicek değilim. Hata yapmak benim de hakkım, tıpkı tuvalete gitmek gibi. İhtiyaç bi nevi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun sonuna gelmeden bi 60 yıl daha istiyorum! Yapamadığım şeyler var çünkü. Şirinceye yerleşicem daha. Ayvalık da olur. Kuzu alıcam, at alıcam, bi sürü kedim olucak, golden alıp çatır çatır doğurtturucam, o tosun gibi golden yavrularını ısırarak büyütücem, okul yaptırıcam, dayak yiyen kadınlar için sığınma evi olmayan ama henüz adını bulamadığım bir ev alıcam, saray gibi olucak. İstanbul da kutu gibi evler görmüştüm 2 katlı, onlardan alıcam, 1 ev yetmezse sokağı komple satın alıcam, ama oturmıycam orda. Mavi sandal alıcam motorlu olanından, motorsuzlar daha ama ucuz ama para bok olduğu için motorlu olucak. Sakat kalmış hayvanların hepsini toplayıp göğsümde uyutucam, o sıcaklığı onlar da yaşamalı. Sonra evimden güzel bi bahçe yapıcam onlara. Ben olsam o memeleri bırakıp bahçede dolaşmam mesela ama olsun, iyi biriyim ben takılmıyorum bunlara. Hepsinden önce zengin olucam tabi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne? Param yok henüz! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arsız oldum iyice. Ama iyiyim de beri yandan. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne içtiğim su susuzluğumu gideriyor, ne yediğim yemek beni doyuruyor, ne içtiğim karadut şarabı karadut tadı veriyor, bi bokuma yaradıkları yok. Gidip karadutların ortasına dalasım var. Varsın her yerim kırmızı olsun, ama dalayım. Gidip böyle göklerde uçsam mesela; 'yok mu lan dahası, daha tepeye çıkamaz mıyım? ' derim telaşlı telaşlı. 'Teknoloji diye götünüzü yırttınız uçurun oğlum beni ' diye nara atarım sonra gayet kendinden emin. Gökyüzünde nara atarım, bunu yaparım ben. Yükseklik korkum var ama yaparım da sıkıntı yok. İnsan iyiyken ona da he diyor, buna da he diyor, herşeye he diyor, böyle bi eblehlik (!) tuhaf. Hayrolsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peynir yapmak istiyorum epeydir, tenekenin içinde kesiyosun böyle kare kare pek zevkli. Heidi mi olsam ki ben. Bilemiyorum! Hülya Avşarı dövmek istiyorum mesela. Dövmek dediğimde bi tokat ucundan. Türk Filmlerindeki gibi yalancıktan.. İyi biriyim ben, kıyamam o pisliğe de. Ebru Şallıyla plates yapayım dedim, ki sikseler yapmam, iyi günümdeyim ondan. Bi baktım, hop bir ki nefes al veaarr nefes alll veaarr dedi bitti hemen. Ben bitmemişken Ebru bitirdi programı diye ona da kızdım, yetmedi gittim son paramı pilates cd'sine verdim. İşe de yaramadı amına koduğum, topum yok çünkü! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi şekilde yolunu bulan, hayat telaşına düşmüş, kirayı denkleştirmeye çalışan, kesesini gıdım gıdım bilen insanların lügatında 'doyumsuzluk' diye bi kelime olduğunu sanmıyorum. Gidip her ay saç boyasına bilmem kaç milyon vermek bana nasıl saçma geliyorsa, siktir boktan bir gömleğe 1 milyar vermek de eminim onlara saçma geliyordur. Gelmiyorsa da gelsin! Varsa da olmasın, silin o kelimeyi gitsin, aç gözlü müsünüz nesiniz anlamadım ki ben! Adına arsızlık dediğim ama mutluluğuna sığınıp yaşadığım şey doyumsuzluk değil. Isırmak istediğimde koparırcasına ısırıyorum, sonra gidip 'acıdı mı' diyip öpüyorum, ama yine ısırıyorum bu defa kafamı köpek gibi sallayarak hem de. Kendime şaşırdığım ender anlarda kendimi de ısırmak istiyorum, nasıl iyiyim o kadar olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyilik başıma bela olur mu ki? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine anlatamıyorum, yine sığamıyorum şu Word sayfasına. Eyşanı da bu yüzden sevmiyorum. Bütün gün götünü büyütüp akşam Cengiz'e 'çok yoruldum bugün' demesin abicim. Senaryo müthiş, ama Eyşan ekranda göründüğü an başlıyorum bi başıma konuşmaya! Hak değil yemin olsun. Adam Eyşan'a ne naptın dese hani bi galeyana gelse sorsa, ki keşke sorsa 'netten alışveriş yaptım, otel aldım, Can'a motor aldım, orman aldım, eve havuz yaptırdım, sonra da götümdeki yağları aldırdım bak çubuk kraker gibiyim' der. Demiyorsa da desin, ben gökyüzünde uçuyorum ya! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem Çubuk Eyşan gider, Balık etli Tiramisu gelir, nedir yani? Bazı dizilerde de parasızlıktan ağlayıp, bankaya kredi çekmeye bile taksiyle gidiyorlar. Bu nasıl iş onu da anlamıyorum, taksiden inmiyor bunlar! Kızını takip edicek hop taksi, aman o çocuk pırttan değil tırttanmış meğersem koşa koşa taksiye biniyor, nereye gidiyorsa? Zırtın annesi hastanedeymiş hey taksi! Hastane parası ödenicek parası yok! Kimse beni dinlemiyor, biraz doğallık katsalar bu senaryolara.. Biri de tuvalette ıkınsın, biri de param yok gelemem desin, bi kadın da uyanınca çirkin olsun! Olmuyorsa da olsun işte. Böyle dizi olmaz olsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyomatta yetmiyor bana, yok yetmiyor valla yetmiyor. &lt;br /&gt;Blog yazmak eğlenceliymiş dedim, gittim blogger' a yazdım durdum. Çaldılar yazılarımı. Utanmadan mail attı bi de "Sana çok şey borçluyum sayende nişanlandım, bi ara ayrıldık ama yine bi yazını yolladım ben yazmışım gibi, barıştık. Sen hep yaz e mi? Ehi". &lt;br /&gt;Başkalarının işine yaramak hiç bu kadar zoruma gitmemişti &lt;br /&gt;:((((( &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaten alem digital olmuş o konuda ayrı dertliyim. 'Ben Nasıl Ajda Pekkan oldum, hadi oldum diyelim nasıl bu kadar ucuza kapattım bu işi?' diye bi yazı yazıp Ajda'ya yollıycam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi vesikalık çektirdim, ne göz altı torbam kaldı, ne yüzümdeki lekeler. Aldım fotoğrafımı elime, bu ben değilim dedim geri verdim. Beni bana geri verin dedim. Böyle çağ olmaz olsun, fotoğrafta bile ben olmayacaksam, bayat balık gibi bakmayacaksam, Ajda gibi gözlerim kaşlarım hanya konya vaziyetinde olacaksa, neden Tiramisuu'yum şu an? Kim vericek bunların hesabını bilemiyorum!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gideyim Ezel'i bulayım ben. Sokağa çıktığım dakika bi ağacın arkasından çıkması an meselesi zaten. Adam nasıl yaşıyorsa artık ya da ben diziye nasıl kaptırdıysam kendimi her yerden Ezel çıkıcak gibi hissediyorum. Geçen gün bi daraldım sıkıldım attım kendimi balkona. Bakıyorum tıpkı Eyşan gibi sokağa, gayet sıkıcı, gayet ultra film tadında. Hop Ezel çıkmasın mı salıncağın arkasından! Meğersem sallanmış, oynamış sıkılmış o da. Çocukluğunu yaşayamadı tabi bebeğim, o hapishane senin, o otopark benim didindi durdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İndim aşağı oynadık işte biraz, kovalamaca oynadık, o beni kaydırdı filan. ( İncelenicek kelime: Kaydırdı!) Sonra dayanamadım dedim; 'Eyşan da iş yok, filme beni de sokmadın kimse bilmesin istiyosun tamam ama, ben de insanım. Ömerimi geri istiyorum. Hem Eyşandan daha güzel bakıyorum' dedim. Burun deliklerini şişirdi önce, sonra güldü ki dizi de gülmüyor izleyen bilir. Gülmesinden yüz buldum bi şımardım bi yavşadım hemen; 'Çubuk kraker gibi hatun olmayabilirim ama Eyşan'ın da benim gibi kirpikleri yok' dedim. Bi tokat yapıştırdı bana ben salıncaktan yere düştüm. 'Dizide böyle değilsin az kalıbının adamı ol ama ipne, bak ayıp oluyor' dedim bi daha geldi bi daha vurdu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lakin Ezel'in unuttuğu bir şey vardı, ben zaten sert erkek seviyordum!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film tadında yaşıyorum derken haksız değildim üstelik. &lt;br /&gt;Gideyim ben ağaçların arkasına bakayım, özledim it'i. &lt;br /&gt;:(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-6413558031555464935?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/6413558031555464935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/olmaz-olsun-boyle-yaz.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6413558031555464935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6413558031555464935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/olmaz-olsun-boyle-yaz.html' title='Olmaz Olsun Böyle Yazı'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-6543606723972915386</id><published>2010-09-12T20:38:00.002+03:00</published><updated>2010-10-03T15:14:47.094+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ses bir ki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deneme'/><title type='text'>Okuması Kolay Biliyorum Ednan, Fekat.. ?</title><content type='html'>Şşş! Yanaş, bişey dicem!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum okumak zevkli, değişik falan ama na şuramda bi yumruk allah seni inandırsın. Öyle bi yumruk ki bu, kendimi hangi dağa, hangi çöle vurayım bilemiyorum. Biri de çıkıp; 'ses bir ki ses' desin, ne bileyim. Yorumlara mı kapalı bilmiyorum. La yoksa okumadan sadece takip mi ediyosunuz sadece. Yemin olsun paralarım. &lt;br /&gt;:(&lt;br /&gt;Üzgün olduğuma bakma yaparım. &lt;br /&gt;:( &lt;br /&gt;Tamam yapamam belki ama çemkirebilirim. Ruhumda çingenelik de var ayıptır söylemesi. Ne diyordum?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-6543606723972915386?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/6543606723972915386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/okumas-kolay-biliyorum-ednan-fekat.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6543606723972915386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/6543606723972915386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/okumas-kolay-biliyorum-ednan-fekat.html' title='Okuması Kolay Biliyorum Ednan, Fekat.. ?'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-4031361848200018227</id><published>2010-09-05T23:03:00.003+03:00</published><updated>2010-10-03T15:16:38.805+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çekirdek aile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seni baba gibi seviyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın dediğin memeli olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='o elini bi indir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yanımdakilerin hepsi orospu de'/><title type='text'>Kızlar Osurmaz, Pırt Yapar Neclağğ!</title><content type='html'>"Yanımdakilerin hepsi orospu de, duycam. Hadi, söyle. Yanımdaki kadınların hepsi pislik aşkım, sürtük bunlar de. O zaman inanırım yanında bi kadın olmadığına!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir erkeğin varı yoğu bıyıkları olmaya görsün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşım telefonda 'Aysun saçmalama. Aysun? Ayy..su.. Kızım arpan mı fazla geldi lan?' diyerek bağıran sevgilisine söylüyordu. Bunları duyduğum an cinsiyet değiştirip erkek olmaya ve Aysun'u dövmeye karar verdim. Tiksindim kadınlardan. Şüphesiz kıskançlık, sahiplenmek veya sahiplendiğini sanmak güzel bir şey. Hem gururu okşayan bi tarafı da yok değil. Velhasıl tadında olsun, okşasın da okşasın. Ama 'yanımdaki kızlar sürtük de, inanırım o zaman erkek arkadaşlarınla çıktığına, huummm litfen söyle' diyen bi kadın, değil gururu okşamak, intiharın eşiğine kadar sürükler. Ömür törpüsü gibi kadını ben de istemezdim açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahtan öyle bi sevgilim olmadı. 'Seni kızım gibi seviyorum' diye homurdandılar. Bu da bi yerde sıkıyor, ne demek 'kızım gibi seviyorum seni'. 'Sevişirken hiç de öyle görünmüyor valla' demezler mi? Derler ama ben demeyeceğim şu an. Sanki şevkate, ilgiye, sıcaklığa muhtaçmışım gibi 'seni bi baba gibi seviyorum, gel göğsüme masal okuyacağım' dediler hep. Kısa boylu, minik suratlı olmanın faydası mıydı bu? İnsanlarda böyle bir izlenim bırakıyordu. 'Ay hanimiş minik kız, nerdeymiş, bi kesme alıyım yanaktan'. Oldu madem, bisküviyi de sütle ez ver, evcilik oynayalım olmazsa. Belli ki sen de çocukluğunu yaşayamamışsın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahım aklımı koru.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bi kadın düşünün ki parmağı kanadığında oturup ağlayan bi adam olsun yanında. O an insan güçlü birine, parmağı sıkıp kanı durduracak birine ihtiyaç duyuyor. Bunu yapamasa bile çözüm üreten birini istiyor yanında. 'Hiii ayy parmağı kanadı, beni kan da tutuyor, off bakamayacağım ohaaa çok da derin, napsak ki yaa' dedikten sonra pencerenin kenarına sinip ağlayan adamın baba fonksiyonunu neresine sakladığını arıyorum, bulamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bu oksijenli su, bu batikon, bu sargı bezi. Bunlarla kan temizlenicek, sonra yara sarılacak, yardım eder misin?&lt;br /&gt;-Sadece makasla kesmene yardım edebilirim, yaraya bakamam.&lt;br /&gt;-Babam olsa yardım ederdi bence.&lt;br /&gt;-Ben baban değiliiim!' diye bi gürleme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hoşt derler adama. Hani baba gibi seviyordun? 'Elini indir oğluum' dediğimde omuzlarımın hafif dikleştiğini, tek kaşımın kalktığını, göğüslerimin iyice küçülüp yerine kaslarımın çıktığını hissettim. İlişkide ki erkek bendim de haberim mi yoktu acaba. Belki o da bunu biliyordu da çaktırmıyordu. Bilemiyorum. Beter bi durum. &lt;br /&gt;Evlerden ırak yarab!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişkilerde, çok küçük şeyler aslında birer işaretmiş. O küçük şeyler, aslında olacakların habercisiymiş de 'ahahayyy cicim ayları bunlar bebitom' diyerek geçiştirmişiz. Geçiştirmişim. Ben yapmışım. Allah da belamı versin zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra öyle bir hâl alıyor ki o ilişki, çekirdek aile oyunu oynanıyordu her yerde. Bi veletlerimiz eksik. Ben ev hanımı gibi her sabah 'bugün ne pişirsem?' diye düşünüyorum, o ise 'akşam eli boş gitmeyeyim, evin erkeğiyim' stresini yaşıyordu. Yemek sonrası önlüğünü takıp bulaşıkları yıkamasından, yemekte neyin eksik, neyin fazla olduğunu bilmiş bir kadın gibi söylemesinden, bulaşık yıkaması bittikten sonra tabaktaki meyvaları soyup ağzıma tıkmasından, dizimin üstüne örttüğü şaldan (dizlerin üşümesin bebişim, dizlerin!), 'Tira bee, şu gömleğimin düğmesi sallanıyor, bi aklını alsana onun' derken burnunu karıştırmasından bahsetmeyeceğim. Bazen, 'lan ben de tüpü değiştirip musluğu tamir edeyim de işe yarayayım' diye düşünüyordum. Yer değiştirmiştik. Memeleri olan bendim, kadın olan o.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Hee kadın dediğin sadece memeli zaten di mi?&lt;br /&gt;-Oyy ne hayvanım ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşününce çok sıcak, samimi ve bazen sıkıcı bile geliyor aslında. Ama alışkanlıklar birinin beni 'baba' gibi, sevmesine neden oluyordu. Bazı zamanlarsa bir kadın davranmasına sebepti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün sevdiğim tatlı elmalardan almıştı, hepsini yemiş bitirmiş, 2 tanesini zulaya atmıştım. Zulamın yerini bulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Bunların biri senin biri benim olsun çocuk tamam mı?, eliyle başımı okşar adam...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırladığım gibi elmaları aldım elinden, birini tükürüklü tükürüklü yaladım, diğerini de ısırdım. İkisi de benimdi çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çok ayıp hiç yakışıyor mu sana bu umarsız hareketler?&lt;br /&gt;-Elmalar benim diyorum sen ne diyorsun allah aşkına Necati ya!&lt;br /&gt;-Gel biraz oturalım seninle, ne zamandır sohbet etmiyoruz. Kızlar osurmaz, pırt yapar di mi?&lt;br /&gt;-Osurmak diyorum ona. Kaldı ki o osurmak.&lt;br /&gt;-Ih ıh, kızlar pırt yapar. Kızlar pırt yapmalı. Çünkü kızlar pırt yapınca itici gelmiyor. Dün gece sen pırt yaptın, çok ayıp. (işaret parmağıyla burnuma vuruyor)&lt;br /&gt;- Yapabilirim. Sen de burnunu karıştırıyorsun. Üstelik bunu gözüme baka baka yapıyorsun. Geyirme işine ne diyorsun Necati?&lt;br /&gt;-Gazın var senin gazın. Miden şişmiş de denebilir. Bir soda içersin sonra sırtını sıvazlarım, gak guk çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ve bunun gibi konuşmalar gün geçtikçe fazlalaşmaya başladığında kaçmak istedim evden. O bu hadiseye 'evden kaçmak isteyen evlat' gözüyle bakıyordu. Ve saatlerce süren konuşmalarımız sonunda yine bir yere varamıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-İlişki terapistine gidelim, bir yol mutlaka vardır! Yani törpüleyebilirim bir yanımı.&lt;br /&gt;-Beni sevgilin olarak gör, gerisi tırt Necati.&lt;br /&gt;-Ama yani engel de olamıyorum. En basiti duşa girdiğinde meraklanıyorum hemen. Başına bir şey geldi sanıyorum. Ha düştü, ha bayıldı, ha acıktı, ha canı sıkkın derken bu hale geliyorum işte. Sevilen bi durum aslında bu. Yani her kadın ister böyle bi erkeği.&lt;br /&gt;-E bi kadın var karşında Necati. Bana babadan çok bir babaanne gibi yaklaşıyorsun. Fingirdeşmek isteyebilirim, olur olmadık yerde öpmek isteyebilirim, arada oyuncak dışında bi hediye isteyebilirim ne bilim iç çamaşırı mesela. Alabilirsin, yapabilirsin bunu. Bi babanın kızına aldığı beyaz donlardan değil, renkli sütyenlerden alabilirsin mesela. 'Ayyy Necati çok çılgınsın' diyebileceğim bir çılgınlık patlat bana, yap bunu. O bıyıklarını da kes, iyice mod'a girdin sikerim traş bıçağını bak! &lt;br /&gt;-Yapamıyorum Neclaağ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de yapamadım. Beni doğurmadığına bir türlü ikna edemedim onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Kadınlar çocuk doğurur' cümlesini her gün söyledim, kafasına vura vura. O bunu da kendine uyarlamıştı. 'Çocuğum gibisin.. İlişkimizi şu hale sokana kadar neler çektim ben. Kaç geceler uykusuz kaldım, ağladım, kahroldum. Ne sancılar çektim. Ellerimle büyüttüm seni, ellerimle. Bir emzirmediğim kaldı. Daha napim bilmiyorum ki, napim yani.' &lt;br /&gt;Sırtını sıvazlayıp 'hadi yatalım bari'dedim. En kolay ve en ellerim havada teslim olduğum şey sadece 'uyku' çünkü. Epeydir aramayan bir arkadaşım aradı kafamı yastığa koyduğum dakikalarda. Necati yanımda, cenin gibi pısmış. Kısa bir hal hatır faslından sonra;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ee ne yapıyorsun şimdi? &lt;br /&gt;-İşim var ya, meşgulüm şu an, sonra görüşürüz. &lt;br /&gt;-Ne zaman arasam ya işin var, ya sevişiyorsun!!!!!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafamı çevirip Necatiye baktım. Necati ve sevişmek yan yana nasıl çirkin duruyordu. 'Sesin çıksın Necati Allahın belası herif' demek istedim. Öyle bi baktı ki, öyle bi ezildim ki o sinirimle, öyle bi titredim ki ha sinirden, ha bir şey diyememekten, öyle bi tekme atmak istiyordum ki ona, tek yumruğumda ölsün! Elimle telefonu kapatıp 'bütün birikimin bıyıkların di mi Necati' dedim. Sonra telefonda bekleyen densize de;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Sanırım bir çocuk sevdim, diyebildim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-4031361848200018227?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/4031361848200018227/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/kzlar-osurmaz-prt-yapar-neclagg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/4031361848200018227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/4031361848200018227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/09/kzlar-osurmaz-prt-yapar-neclagg.html' title='Kızlar Osurmaz, Pırt Yapar Neclağğ!'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-1738165135022113956</id><published>2010-06-12T15:37:00.003+03:00</published><updated>2010-10-03T15:20:40.022+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tatil kazan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın her yerde kadın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bu adam başka bi bok bilmiyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evlilik programı katılım formu değil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evlilik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='AVM'/><title type='text'>Eski Sevgilim Aslında Çocuğumdu</title><content type='html'>Şu zaman, bu zaman, o zaman, fark etmiyor. Yer, mekan, durum, hal de mühim değil. Bir cesaretle karşıma geçip ‘evleniyorum ben’ dedi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana dedi! ‘Nasıl mutlu oldum, Allah’ım nasıl sevindim, götüm gökyüzüne birden nasıl değdi mutluluktan’ diyemedim. Değmezdi de zaten. O kadar havalanabilecek bir götüm yok henüz. Hee, günün biri gelir olur bilemem. Şu an bilebildiğim tek bir şey var, ‘evleniyor’. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu, o kadar sıradan, o kadar görev gibi, o kadar utanmadan, ezilmeden söyledi ki, ensesine vurup ‘lan oğlum insan az utanır, üzülmüş gibi yapar it. Koca 5 yılımız geçti seninle. Böyle dan diye söylenir mi, hiç mi titremedi lan herhangi bir telin falan’ dedim. Cesaret işte nelere kadir. ‘Yooo’ cevabı ile kendime geldim. Erkeklerin böyle bilmiş bilmiş ‘yooo’ demeleri yok mu, olmaz olsun öyle ifade! Niye titresin ki olmayan tel! ‘Bu yüzden ayrıldık işte biz, bu rahatlığın yüzünden. Hep böyleydin lap göt herif. Dünya yansa ‘bekle söner’ dersin sen. O değil de ne zaman düğün, gelinlik aldınız mı, nerden aldınız, damatlık peki? Ay bohça yaptı mı annen bohça, neydi? Gelin bohçası? Bana sen bohçalık karı değilsin demişti annen ne kaba ya! Yaptı mı doğru söyle!’. Soruları üst üste sorarak aptallaştırdım onu, ki az utansın, üzülsün diye. Üzülmedi. Güldü üstelik ‘yaptı ya, iç çamaşırı falan mı ne konuyormuş, hepsini koydu annem.’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esasen yutkunmam lazım gelirdi, ama ağzımda tükürük bile yoktu! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım, bir kadını ‘neden ben değil de o’ sorusu ile günlerce yüzleştirmek için söylenmesi aslolan tek cümle o; ‘Ben evleniyorum’. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niye evleniyorsun diyemiyorsun adama. &lt;br /&gt;Kiminle peki diye soramıyorsun- sorsan bile göt ediliyorsun (Sordum)!. &lt;br /&gt;Kalkıp da zart holding’in bik bölümünün vik müdürünün pırt üniversitesinden mezun olmuş çıtır kızı ile evleniyorum dese apışıp kalıcam. (kaldım)! &lt;br /&gt;İyi ki sormadım, iyi ki söylemedi (sordum, söyledi). &lt;br /&gt;Kendimi kandırırken sizi de kandırırım sandım. Hep acımdan bunlar, hep!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O soru ile kendimi tek başıma yiyip bitirecek değilim, ona da sorayım birazcık yardım etsin dedim. İlişkideki artılarımı söylesin, güzel şeyleri hatırlatsın, ne eşi bulunmaz bi sevgili olduğumu abartarak anlatsın diye değil. Neden bu kadar kısa zamanda böyle bi karar verdiğini öğrenmek biraz da niyetim. Neydi bizde eksik olan da ayrıldık ve ayrıldıktan 2 yıl sonra başkasıyla evlenmek istedi! Üstelik şaşılacak bir heves ve heyecanla! Mümkün değil evlenemez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın her yerde kadın demiş miydim? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acısını biraz olsun törpüleyecek miydi? Başkası ile zaten yapamayacak, ‘bari evleneyim de seks hayatım düzene girsin, çoraplarım yıkansın çamaşırlarım mis koksun. Uyandığımda yanımda biri olsun’ mu? Tek başına film izlemenin malak gibi yatan bir kadınla sevişmeye eş değer olduğunu söyleyen bir adam, tek başına film izlemek istemediği için mi birden evlenme kararı aldı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlandığını da düşünüyor olabilirdi pekâlâ. Yaşlanmıştı da. 32 yaşındayım diyen bi adam gencim de demesin! Yaşlı artık. Ben de yaşlıyım hem. Ayrıca yaşlının eş anlamı ‘çocuk’. Orta yol yok, bundan kelli böyle biline!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sesli düşündüm hepsini. Geride kalan 5 yılda da epey sesli düşünmüş olmalıyım ki şu an bu haldeyiz. Neyse, giden razı kalan razı, sıkıntı yok. Ama niye evleniyor? Bu kadar sıkıcı bi kurumun altına mı atacak imzayı? Her gün aynı yüzü görecek. Belki aynı yemekleri yiyecek, yemek yerken Tayyip Erdoğan’ın ne pis bi adam olduğundan ket vurup Ali Kırca’nın gay olup olmadığına kadar getirecekler konuyu. Aynı pozisyonlarda sevişecek, farklı şekilde sevişmek istese karısı bozulacak önce ama deneyecekler, güzel de olacak, o yüzle uyuyup, o yüzle uyanacak. Hafta sonları çantaları toplayıp pikniğe gidecekler, başka bir hafta sonu sinemaya gidecekler, alışveriş merkezi çifti olacaklar, belki AVM’ ye 100. giren çift oldukları için tatil bile kazanacaklar. Yine aynı yine aynı, yine yine, ne sıkıcı. Böyle anlatınca bana da bi güzel geldi lan, bende evlenicem. Şşşş! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüyor hep. Ben anlatıyorum, o gülüyor. Masaya vuruyorum, gülüyor, örnek çiftleri gösteriyorum, gülüyor. Dilim damağım kuruyor, su içtikçe çişim geliyor ama cümlelerimin ardı arkası kesilmiyor, çişe gidemiyorum, o bunu biliyor, gülüyor. &lt;br /&gt;Bu adam hep gülüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor olan ya da benim kabul edemediğim, mimiklerimi ezbere bilen bir adamın başka bir yüzü ezberlemek üzere olduğu idi. Aldatılmak, başkasına tercih edilmek, bi sabah başka bi kokuyla uyanmak, o kokuyla yanınıza gelmesi vesaire, hepsi unutuluyor, geçiyor. Çünkü o adam çizgilerinizi biliyor. Tıpkı bir kör gibi, el yordamıyla severek biliyor her çizgiyi, her mimiği. O elin, başka bir yüzü hem de sonsuza kadar sevecek olması acıtıyor. Geçiyor mu bilemiyorum! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oradan bi yerden bakınca basit bir şey aslında. Buradan hiç de öyle görünmüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duruldum. Aklıma ilk gelen ama sormamak için inat ettiğim soruyu, ellerimi bacaklarımın arasına koyarak, gözlerimi kıstığımda nasıl çirkin olduğumu bilerek ama o an ki atmosfere çok uygun olacağından kısarak sormuştum; ‘Lan! Sen aşık mı oldun?’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıldığı adamın bir daha zor aşık olacağını düşünen kadınlardanım ben. Kendine güvenmekle, sadakatle,iyi sevişmekle, dahası iyi bir eş poh pohlarıyla alakası yok bunun. Olamıyorlar. Çünkü her kadın bir parçasını verip öyle yolluyor gidecek olan adamı. E o yükle nereye kadar? Dağ olsa dayanmaz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece güldü. İstemediği halde, bunu defalarca dile getirmesine rağmen, yaptığımın zaman zaman ne kadar itici olduğunu bildiğim halde bir anne gibi şefkatle, okşayarak sevdiğinde, ilişki bitse bile o adam çocuğun olarak kalıyor. Hastalandığında çorba yapmak için kapısını tıklattığında anlıyorsun, aslında böyle sevmek ne çok şey götürmüş senden, ondan. Gülüşünden anlıyorsun bir çok şeyi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Yağmur yağdığında sadece ayakların ıslanmasın da sızlanmaya başlama yine diye sırtıma alır, kaldırıma çıkarırdım seni, hatırladın mı? Bu şefkatten değil, sızlanmanı izlerken yüzündeki ifadenin birden değişmesini sevmemdendi. Söylesene, bir çocuğa ağladığında ne verirsen susar? Sen benim için o’sun işte. Seviyordum, biliyordum. Sadece bunu görmek için bilerek kırıp, sonra güldürdüğüm günleri biliyorum. Sevmek; sadece seninki gibi şefkatle değil de bencillikle oluyor biraz da. Ben artık bencil bir adam değilim. Sen de hiç büyümedin zaten. Bazen yapacak hiçbir şeyin kalmadığını görünce sadece yalnız ölmemek için evlenirsin, böyle de anlatır hep büyükler, bilirsin. Ben eve girdiğimde sadece bir koku istedim, epey de bulamadım o kokuyu. Zaten koku dediğin de öyle ha deyince içine sinmiyor. Bundan böyle bir ses, bi tıkırtı, seks hayatı için değil de, bir koku için evlenen de var diyecekler. Kokusuz bir evde ruh gibi yaşamaktansa, aşık olmadığım bir kadınla, ha evde, ha boynumda, ama bir kokuyla ölürüm. Sen, ‘Artık kimse bana kitapsız diyemeyecek, varsın aşk olmasın’ diyordun ya bağıra bağıra, ben de artık ‘aşk defalarca yaşanmaz’ diyorum, son derece kısık sesle hem de.’ &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kedi gibi kuyruğumu kıstırıp dinledim. O kadar güzel anlatıyordu ki aslında hissettiklerini ve beni, yalan değil ‘sevmesine mi aşıktım acaba’ diye bile geçirdim içimden. Diğer kadına biraz da üzülerek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat boyu bazı durumlarda sorulur aslında ‘neden ben değil de o’ diye. ‘Oldum ben oldum’ dediğim günden beri ben hariç etrafımdaki herkese sordum bu soruyu. Ne yenilgi! Olmamışım demek. 5 yıl boyunca beynini emdiğim adama da sordum, eksik bir yan varmış da, sanki söyleyecekmiş gibi. Bir zamanlar çocuğunuzmuş gibi sevdiğiniz adamı nasıl bir yüz’ün beklediğini merak ediyorsunuz. &lt;br /&gt;Anne gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kollarınızı da bağlayıp bu defa bir kaynana edası ile, ‘getir de tanışalım madem’ diyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüyor. &lt;br /&gt;Bu adam başka bi bok bilmiyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-1738165135022113956?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/1738165135022113956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/06/eski-sevgilim-aslnda-cocugumdu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/1738165135022113956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/1738165135022113956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/06/eski-sevgilim-aslnda-cocugumdu.html' title='Eski Sevgilim Aslında Çocuğumdu'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4536344210414810061.post-3625881464799935697</id><published>2010-06-06T21:40:00.002+03:00</published><updated>2010-10-03T15:21:43.849+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='serdar ortaç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağzımı bozdurmayın'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ayten akman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiç kaka yapmayan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='3 kollu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böh'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='2 pipili'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='götümü yiyin'/><title type='text'>Kendimden Biliyorum</title><content type='html'>Oturup sohbet etme şansımın olmadığı, ama her gördüğümde ‘ahh ulan’ dediğim bi adamdı o önceleri. Daha da ileri gidip ‘seni bana vericekler var ya ah ulan’ diye içimden geçirdiğim, saplantı haline gelmiş bir adam oldu sonraları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce; 3 kollu, 4 gözlü, 2 pipili, hiç kaka yapmayan ve hiç soğan kokmayan bir adamdı. &lt;br /&gt;Sonra; alayına soğan kokan, ilk karşılaştığımızda öperken dudaklarını yanaklarıma şap şup yapıştıran bir adam oldu. Benim saçlarım vardı, onun yoktu. Kollarımız, ellerimiz, popomuz, dahası pipimiz bile aynıydı belki de. Çünkü ‘erkeğim ben’ diye gezen adamdan daha taşaklı kadınlar tanıdım zira. Bende olmayan bir pipi vardı. Onda olan, ama işlevselliğini yitirmiş bir pipi. Lakin toplumda erkek diye geçiyor işte. Her pipili erkekti ya! Hay sikeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oturdukça, sohbet ettikçe, göz göze gelmek istemedikçe ve geldikçe, benden bir farkı olmadığını anladım. Alelade yazdığım herhangi bir yazıya gelen yorum ‘bu senin şaheserin’ oluyorsa eğer, ki bu saçmaysa; ‘ehe abartma yahu, yazı alt tarafı’ demekte o kadar doğaldı benim için. Kim demişti hatırlamıyorum ama mutlaka daha iyisi vardır sözünü bundan sebep çok severim. Yok gerçi daha iyisi ama olsun. Ehm!  Kendimden biliyorum mütevazılık cidden herkese nasip olmayacak bir şeymiş. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç gün önce, sevdiğim şairlerden biri ile tanışacağımı yine yakın bir arkadaşıma söylemiş, heyecanıma engel olamayıp ‘ olum ağzımla götüm yer değiştirdi lan bu nasıl iş, bu nasıl bi heyecan’ demiştim. &lt;br /&gt;‘Büyütme gözünde’ demişti de, tepkisine şaşırmıştım. ‘Büyütme çünkü görüştükten sonra onun hakkında aynı şeyleri düşünmeyeceksin. Muhtemelen gözünden düşmüş bi adam bile olabilir. Kendimden biliyorum’. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok demiştim, ben farklıyım benim için öyle olmaz. Eskilerin kıymetini biliyorum ben bi kere. Yani Ayten Alpman’ın plaklarını arayıp saklayan tek moruk ben sanıyorken, bunu yapan bir sürü morukla tanışmak pek sevindirmişti beni. Ben öyle kıymet bilmez gençlerden değilim. İzel Çelik Ercan’ın bile ayrı bi yeri vardır bende!!! &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demem o ki, Serdar Ortaç da çubuk kraker gibi adammış nihayetinde. Ensesine vursan lokmasını alamazsın belki ama ‘böh’ desen adamı donuna işetirsin yani. Bi ‘kara biberim vur kadehlere’ dedi ve göbekten zeytini lüpledi diye adamı baş tacı yapan ve hala daha o tekerlemelerle coşan nesile söylüyorum, götümü yiyin affedersiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine ağzımı bozdurdular ya : (&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4536344210414810061-3625881464799935697?l=opdegecsin.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://opdegecsin.blogspot.com/feeds/3625881464799935697/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/06/normal-0-21-false-false-false.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3625881464799935697'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4536344210414810061/posts/default/3625881464799935697'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://opdegecsin.blogspot.com/2010/06/normal-0-21-false-false-false.html' title='Kendimden Biliyorum'/><author><name>tiramisuu</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17423087466227360550</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/-5MDM4J8QnhU/T0J63YGOCtI/AAAAAAAAAPk/zHvHPk4o50w/s220/fu.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
